Buradasınız
Ana Sayfa > Ekoloji > Glasgow’dan medet ummak! | Özer Akdemir

Glasgow’dan medet ummak! | Özer Akdemir

İskoçya’nın Glasgow kentindeki 6. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26)  iklim krizine çözüm olabilecek mi? CMCC’nin yayımladığı yeni rapora göre, acil olarak harekete geçilmediği sürece,dünyanın en zengin ekonomileri 30 yıl içinde kuraklık, yangınlar, sıcak hava dalgaları ve seller nedeniyle altüst olabilir. Bindiği dalı kesmekten kendini alamayan ucube bir sistem var karşımızda!

Bugün İskoçya’nın Glasgow kentinde başlayacak olan 26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) her geçen gün kendisini belli eden iklim krizine çözüm olabilecek mi? Bugüne kadar açıklanan bütün bilimsel raporlar dünya üzerindeki yaşamın “İnsan kaynaklı faaliyetler” nedeniyle meydana gelen iklim krizi yüzünden bir felakete doğru gittiğini gösteriyor. Artık bu krizin baş sorumlusu, G20 ülkelerinin bile (Küresel ısınmaya neden olan sera gazı emisyonlarının yüzde 80’i bu ülkeler tarafından salınıyor) “utangaçca” itiraf ettikleri üzere dünyaya egemen olan kapitalist sistemdir. Hal böyle iken ne kapitalistler tüm bilimsel verilere rağmen çözüme yönelik ciddi bir adım atıyor, ne de bu yönde çaba gösterdikleri algısına oynamaktan vazgeçiyorlar. Öte yandan çözümün bu sistem içindeki iyileştirmelerle, krize yol açanların (kapitalistler) sistemlerinde gerçekleştirecekleri reformlarla (Fosil yakıt yerine yenilenebilir enerji kullanımı gibi) yoluna gireceğini düşünen liberallerde de bu yönde bir umut eksikliği görünmüyor.

VERİLER KÖRKÜTÜK İYİMSERLİĞİ YOK EDİYOR

İklim krizi gerçeğinin artık bilimsel bir olgu olarak ortaya konup buna dönük uluslararası toplantıların başladığı yıllardan günümüze kadar yapılan onlarca ‘iklim zirvesi’nde kararlaştırılan programların hiçbir işe yaramadığını gösteren veriler de bu körkütük iyimserliği yok etmeye yetmiyor.

Mesela 1992 yılında Brezilya’nın Rio kentinde imzalanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nde ortaya konan onca “iyi niyetli” taahhütlere rağmen 1990-2015 arasında yıllık emisyonlar azalmak bir yana iki katına çıktı! Bununla birlikte bugüne kadar yapılan tüm toplantılarda kritik eşik olarak ortaya konan 1.5 °C ısı artışı sınırının 10 yıl içinde aşılacağı Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) son raporunda açıklandı.

Dolayısıyla bundan önceki iklim toplantılarında olduğu gibi COP26 sonrasında da, ne karar alınırsa alınsın, iklim krizinin çözümü doğrultusunda iyimserliğe neden olabilecek bir sonuç çıkmayacağını söylemek ‘karamsar bir yorum’ olmayacaktır. Bu şimdiye kadar yapılan toplantı sonuçlarının ortaya koyduğu bir gerçeklik. Sorunun sistemin kendisinde olduğu gerçeğinden hareketle sistemde köklü bir değişim yaşanmadığı sürece sistem içi çözümlerin bir işe yaramadığına dair her geçen gün ortaya konan raporların gösterdiği şey tam da bu…

HANİ ÖNCEKİ ZİRVELERDE VERİLEN SÖZLER?

Sadece son 1 ay içerisinde iklim krizi ile ilgili yapılan birkaç raporun verilerine bakalım;

BM Çevre Programı (UNEP) tarafından hazırlanan 2021 üretim açığı raporu, hükümetlerin 2030 yılına gelindiğinde küresel ısınmayı 1.5°C ile sınırlandırmak için gereken fosil yakıt üretiminin iki katından fazlasını (yüzde 110) planladığını ortaya koyuyor. Bu, 2°C ısınma hedefindeki sınırın ise yüzde 45 üzerinde seyrediyor. Hani Paris İklim Anlaşması’nda ve önceki zirvelerde verilen sözler?

Climate Transparency’in G20 ülkelerinin iklim değişikliği ile mücadelesine dair değerlendirmelerin karşılaştırmalı olarak sunulduğu 2021 iklim şeffaflığı raporu sera gazı emisyonlarının kovid-19 salgını ile kısa bir düşüş döneminin ardından G20 genelinde yeniden yükselişe geçtiğini ortaya koyuyor. Hani emisyonu sıfırlama, karbon nötr taahhütleri?!

BİNDİĞİ DALI KESEN UCUBE SİSTEM

Avrupa-Akdeniz İklim Değişikliği Merkezinin (CMCC) yayımladığı yeni rapora göre, emisyonları azaltmak için acil olarak harekete geçilmediği sürece, dünyanın en zengin ekonomileri 30 yıl içinde kuraklık, yangınlar, sıcak hava dalgaları ve seller nedeniyle altüst olabilir. Bindiği dalı kesmekten kendini alamayan ucube bir sistem var karşımızda!

The Lancet’in 2021 Lancet sağlık ve iklim değişikliği geri sayımı raporuna hızlı karbonsuzlaştırma, her yıl meydana gelen hava kirliliğinden kaynaklanan 3.3 milyon ölümün çoğunu önleyebilir.

Nature bünyesindeki Scientific Reports dergisinde yayımlanan bir başka araştırmaya göre, küresel sıcaklık artışını 2°C ile sınırlamak, yılda 4.1 milyon insanı sıcak hava dalgalarından ölmekten kurtarabilir. Yüz binlerce insanın ve sayısı dahi bilinmeyen milyonlarca canlının katili belli yani!

Bütün bu verilere rağmen yeşilci, çevreci, liberal kesim COP26 toplantısını öne çıkarma, buradan olumlu sonuçlar çıkacağını umma, bu “olumlu” sonuçların çıkması için hükümetlere baskı yapma niyetiyle toplantı öncesi kamuoyu baskısını arttırmak için alternatif iklim zirvesi gibi çağrılar, çalışmalar yapmaktalar.

Elbette COP26 toplantısı öncesi yapılan bu çalışmaları, bu çabaları küçümsemek değil amacımız. Elbette ki iklim krizinin sorumlularına oluşturacakları yeni iklim politikaları öncesi baskı yapmak ve bunları teşhir etmek son derece önemli. Ancak, bu toplantıdan iklim krizinin çözümüne dönük radikal bir sonuç beklemek ve kağıt üzerinde yazılacak bu politika değişikliklerini olumlayarak insanları sisteme yedekleme çabası içinde olmak (Bilerek ya da bilmeyerek) dünyadaki yaşama yapılacak en büyük kötülüklerden birisidir.

SUUDİ ARABİSTAN NEDEN ALKIŞLANDI?

Öte yandan kapitalist sistem de algıya oynama ve insanları bu algı doğrultusunda yönlendirmek için her dümene başvuruyor. Sadece bir örnek; geçenlerde gazetelerde alkışlarla karşılanan yorumlar eşliğinde Suudi Arabistan’ın 2060 yılında karbon nötr olacağına yönelik açıklaması yer buldu. Oysa Suudi Arabistan’daki petrol rezervlerinin toplam ömrüne zaten 40 yıl biçiliyor. Yani Suudilerin bu durumu “Petrolü son damlasına kadar çıkaracağız” demek yerine “Petrol bittikten sonra karbon nötr olacağız” şeklinde söylemleri alkışlanan!..

Yazıyı uzatmamak için özetle, COP26 İklim Zirvesi de diğer iklim toplantıları gibi iklim krizine yol açan kapitalist ülkelerin kamuoyunun gözünü boyama, oyalama ve kendilerinden asla ümit kesmemeye yeminli liberallerin eline oyalanacakları yeni oyuncaklar verme çabasından başka birşey değil.

Ekoloji mücadelesi antikapitalist bir zemine oturmadıkça, bunun gereği olarak kapitalist restorasyoncu, yeşil yeni düzenci, yeşil mutabakatçı, reformcu politik çizgi ile arasına sınır çekmedikçe doğanın ve emeğin sürdürülebilir sömürüsüne hizmet eden bir gaz alma mekanizması olma tehdidi ile karşı karşıyadır.

Evrensel

Özer Akdemir
Evrensel Gazetesi yazarı. 1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor. EGEÇEP Yürütme Kurulu ve çeşitli komisyonlar ile Ekoloji Birliği'nde Koordinasyon Kurulu ve Yürütme Kurulu'nda da görev yapmıştır.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top