Buradasınız
Ana Sayfa > Bileşen Etkinlikleri > Aliağa’da çevre kirliliği sorunu: Yeni tesis projesine sert tepki

Aliağa’da çevre kirliliği sorunu: Yeni tesis projesine sert tepki

Hazırlanan bilimsel raporlar Aliağa’nın sanayi tesisi kapasitesini doldurduğunu söylerken ‘tiner üretim tesisi projesine’ ÇED gerekli değildir kararı verildi. EGEÇEP sözcüsü Süleyman Eryılmaz, Aliağa’ya son çivinin çakıldığını söyledi.

İzmir Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Aliağa‘ya kurulması planlanan ‘Muhtelif Boya, Vernik, Tiner ve Reçine Üretim Tesisi Projesi’ için “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararı verdi. Aliağa Kimya İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ne (ALOSBİ) kurulması planlanan tesisin, Aliağa’nın çevre durum tespiti ile toprak kirliliği ve bitkilere verilen kimyasal kirliliğe ilişkin Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan rapordaki bilimsel bulgulara tezat olduğu öne sürüldü.

ALİAĞA’NIN SON ÇİVİSİ ÇAKILDI

Hazırlanan rapor, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisine de sunulmuş ve rapora ilişkin olarak Meclis, Aliağa’da kümülatif kirlilik etkisinin kademeli olarak azaltılmasına ilişkin çalışmalar yapılmasına oyçokluğu ile karar vermişti. Rapordaki bilimsel bulgular neticesinde yapılan önerilerdeyse, Aliağa’nın kümülatif kapasitesinin dolduğuna ve artık kirlilik oluşturacak yeni çalışmalara izin verilmemesi gerektiğine dikkat çekilmişti.

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) yeni tesis kurulması planına ve ilgili firmaya tesis için verilen ÇED gerekli değildir kararına itiraz etti. Platform sözcüsü Süleyman Eryılmaz yaptığı açıklamada, “Aliağa’ya son çiviyi çakıyorlar” dedi.

‘RESMEN EKOKIRIM’

pray
EGEÇEP Eşsözcüsü Süleyman Eryılmaz
ALOSBİ‘nin tamamının tarım arazisi üzerine kurulduğunu hatırlatan Eryılmaz, “Aliağa’nın kümülatif kapasitesi, söz konusu rapordaki bilimsel bulgularla ortaya kondu. EGEÇEP olarak Aliağa’ya yapılacak çevreyi kirletici her faaliyetin karşısında olacağız. Aliağa‘ya artık tek bir çivi bile çakılmaması gerekirken, bile isteye yeniden ‘Muhtelif Boya, Vernik, Tiner ve Reçine Üretim Tesisi Projesi’ oluşturulabiliyor olması ve buna ÇED gerekli değildir kararının çıkartılabiliyor olması, resmen ekokırımdır” diye konuştu.

Aliağa’daki kirli havanın rüzgarla birlikte Bornova’ya kadar geldiğini vurgulayam Eryılmaz, “Sadece Aliağa değil, İzmir yok ediliyor. Tesis ister OSB’ye kurulsun ister başka bir yere; bu bölge hiçbir bilimsel bulguda böyle bir projeye uygun değildir. Böyle adımlarla Aliağa maalesef tam bir ekolojik katliam bölgesi haline geldi” dedi. ALOSBİ’ye yaklaşık 5 km mesafede bir noktaya, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Meslek Hastalıkları Hastanesi’ kurduğunu belirten Eryılmaz, “Bu, bir nevi kendini ifşa etmektir. Resmen komedi. Bu hastanenin hemen OSB çevresine kuruluyor olması demek, o bölgede çok yoğun bir meslek hastalığı sıkıntısı vardır anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

ALİAĞA’DA, TOPRAK KİRLİLİĞİ VE BİTKİLERİN GÖRDÜĞÜ ZARARA İLİŞKİN BULGULARDA NE VARDI?

Raporda toprak kirliliği ve bitkilerin gördüğü zarara ilişkin olarak, “Aliağa Güzelhisar Havzası’nın ve havza dışı arazilerin doğal olmayan yük kapasitelerini çoktan aştığı, yörede yaprağını dökmeyen bitkilerde lezyonlar görüldüğü, endüstriyel faaliyetlerin yoğun olduğu Horozgediği, Çakmaklı ve Bozköy çevresinden alınan toprak numunelerinde ve bitkilerde ağır metal konsantrasyonlarının standartların üstünde çıktığı; laden, kekik ve zeytin gibi bitkilerin ağır metal içeriklerinin diğer bitkilere oranla daha yüksek olduğu ve kirliliğin toprakta kalıcı hale gelmemesi için doğaya imkan tanınması gerektiği” bilgileri aktarılmıştı. 

“ARSENİK HAT SAFHADA”

Raporda arsenik miktarının yüksek seviyelerde olduğunun altı çizilerek şu bulgular aktarılmıştı, “Petro-kimya, gemi-söküm, cüruf depolama ve demir-çelik sanayinin yoğunlaştığı veya etkilediği Horozgediği, Çakmaklı ve Bozköy yerleşkelerinde sanayi faaliyetlerinin toprak ve bitki üzerinde ağır metal kirliliğine neden olduğu, özellikle arsenik ve kurşun kirliliğinin insan sağlığı ve çevre yönünden tehlikeli boyutlara ulaştığı, yaklaşık 50 yıldır devam eden sanayi faaliyetlerinin toprak ve bitki varlığına etkileri yönünden sürdürülemez aşamaya ulaştığı görülmektedir. Bu kirliliğin Aliağa ve çevresinde başta zeytincilik ve bağcılık olmak üzere yürütülen tüm tarımsal faaliyetlere zarar verdiği ve bu yönüyle halk sağlığı ve gıda güvenliğini tehdit altına aldığı değerlendirilmektedir.”

“YENİ FAALİYETLERE İZİN VERİLMEMELİ”

Öte yandan raporda çevreyi kirletici yeni faaliyetlere izin verilmemesi gerektiğinin altı çizilerek şu sonuca ulaşılmıştı, “Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Aliağa Bölgesi Toprak ve Bitki Kirliliği Sonuç Raporunda açıkça belirtildiği üzere Güzelhisar havzası ve çevresindeki arazilerin doğal olmayan yükleri taşıma kapasitelerinin uzun süredir aşıldığı, kirliliğin toprakta ve özellikle yeraltı sularında kalıcı hale gelmemesi ve doğal çevrenin kendini yenileyebilmesi için kirliliğe neden olan sanayi faaliyetlerinin küresel çevre standartları doğrultusunda kontrol edilerek sınır değerlere uyulmasının sağlanması, bundan sonra kirlilik oluşturabilecek mahiyette yeni faaliyet yürütmek isteyen kuruluşlara izin verilmemesi, mevcut kuruluşların kapasite artış taleplerinin kabul edilmemesi ve bu faaliyetlerin dar bir bölgede yoğunlaştığı dikkate alındığında Aliağa ve yakın çevresinde işletme kapasitesinin başka bölgelere dağıtılarak kümülatif kirlilik etkisinin kademeli olarak azaltılması yönünde tedbirler alınması gerekmektedir.”

“ALİAĞA’DA ÇEVRE DURUM TESPİT PROJESİ’NE İLİŞKİN BULGULARDA NE VARDI?”

İlgili raporda Aliağa’nın çevre kirliliğine ilişkin olarak ise, “Aliağa ve yakın çevresinde özellikle havadaki partikül madde ve ağır metal kirliliğinin gemi söküm faaliyetlerinin yürütüldüğü bölgelerde en yoğun olduğu, bunu demir-çelik sanayinin takip ettigi, özellikle petrokimya ve gemi söküm faaliyetlerinin yürütüldüğü bölgelerde, yeraltı ve yerüstü sularında ağır metal kirliliğinin yüksek olduğu tespit edildiğinden, gelinen aşamada çevre ve insan sağlığı yönünden Aliağa ve yakın çevresi için sürdürülemez boyuta ulaşmış ve bu yönüyle halk sağlığını tehdit altına almıştır” denilmişti.

“KİMYA FAALİYETLERİNE İZİN VERİLMEMELİ”

Aynı zamanda ‘Muhtelif Boya, Vernik, Tiner ve Reçine Üretim Tesisi Projesi’ için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilmesine rağmen, raporda, “Hava ve su kirliliğinin temel nedeninin gemi söküm, demir-çelik ve petro kimya faaliyetleri olduğu anlaşıldığından kirliliğe neden olan bu faaliyetlerin küresel çevre standartları doğrultusunda kontrol edilerek sınır değerlere uyulmasının sağlanması, bundan sonra kirlilik oluşturabilecek mahiyette yeni faaliyet yürütmek isteyen kuruluşlara izin verilmemesi, mevcut kuruluşların kapasite artış taleplerinin kabul edilmemesi ve bu faaliyetlerin dar bir bölgede yoğunlaştığı dikkate alındığında Aliağa ve yakın çevresinde işletme kapasitesinin başka bölgelere dağıtılarak kümülatif kirlilik etkisinin kademeli olarak azaltılması yönünde tedbirler alınması gerekmektedir” tespitleri, yeni kurulacak tesise yönelik eleştirilerin temel dayanağı oldu.


Yenigün

Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top