Buradasınız
Ana Sayfa > Coşkun Özbucak > Ekoloji Birliği eş sözcüsü Özbucak: Felaketin sorumlusu halk değil, dereler hiç değil!

Ekoloji Birliği eş sözcüsü Özbucak: Felaketin sorumlusu halk değil, dereler hiç değil!

Giresun’da incelemelerde bulunmak üzere Tüm Köy Temsilcisi Orhan Kara ve Halit Keskin’le Dereli’ye giden Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü ve Ordu Çevre Derneği YK Üyesi Coşkun Özbucak izlenimlerini yazdı.

Giresun’dan gelen sel felaketi haberi, Samsun, Ordu, Trabzon, Rize, Artvin’de yaşanan felaketleri geri plana attı. Giresun’daki felaket bir başkaydı. Bir ilçe yok olmuştu. Bunu, televizyonlara, sosyal medya paylaşımlarına, gazetelere düşen görüntüler anlatıyordu. Bir film izler gibi suya kapılmış araçları izledik.

Giresun’da incelemelerde bulunmak üzere, Tüm Köy Temsilcisi Orhan Kara ve Halit Keskin’le birlikte Dereli ilçesine gittik. Dereli minibüsüyle yola çıktık. Karadeniz kara yolundan Aksu Deresi’ne paralel içeri girdiğimizde felaket gözükmeye başladı.

İzlenimlerimi anlatmadan önce Dereli’nin yerleşiminden ve coğrafi yapısından bahsedeyim. 

Video: Coşkun Özbucak

Giresun-Alucra, Şebinkarahisar yolu üzerindeki Dereli’yi, Giresun merkezden denize dökülen Aksu Deresi ikiye bölüyor. İki dağ arasında dere yatağının çevresinde dar bir yerleşim egemen. Dereli’de bir de Aksu Deresi’ne akan ilçeyi üçüncü parçaya ayıran Akkaya Deresi var. İlçenin caddeleri Aksu Deresi’ne paralel oluşturulmuş. Yerleşim yoğunluğu Aksu Deresi’nin akış yönüne göre sol taraf.

Minibüste yol alırken, Aksu Deresi’nin Giresun kara yolundan Dereli çıkışına kadar duvar içine alınmış görüntüsü dikkat çekiyor. Kimi yerlerde sel duvarı yıkmış, kimi yerde yola taşmış. Derede selle geldikleri belli koca koca kayalar. Yol çalışması yapılan bir yerde, iş makinesi dere kenarında toprağa gömülmüş.

Yolda sıkı denetim vardı. İki kez durdurulduk, ilçeye girişi mümkün olduğunca geciktiriyorlardı. 30 kilometrelik yolu yaklaşık 1.5 saatte gidebildik. Dereli’ye ulaştığımızda saat 15:00 olmuştu. Duroğlu beldesi, Çalca köyü, Yalıkahve köylerinden geçtik. Hepsinde selin izleri belirgindi.

Dereyi takip ederek otogara doğru ilerlerken, daha iyi gözlem yapabilmek için araçtan inip yürümeye karar verdik. Göze ilk çarpan sürekli toprak taşıyan yüzlerce damperli kamyondu. Mobil banka şubesi kurulmuş; kurumların, derneklerin aşevi, yardım çadırları dikkat çekiyor. Gezdiğimiz her cadde ve sokakta iş makineleri çalışıyordu.

Fotoğraf: Coşkun Özbucak

“BOMBALANMIŞ BİR KENT GÖRÜNTÜSÜ”

Dereli’yi altüst eden bu felaketi yakından görmek için hemen hemen her sokağa girdik. Cadde ve sokakları Suriye’de ya da Filistin’de bombalanmış kentlere benzetmek abartı olmaz. Caddelerde gezerken binaların üst katlarına bakınca buraların bir yerleşim yeri olduğunu anlıyorsunuz. Sokaklar iki metreye yakın kum, taş, toprakla dolmuş. Tüm iş yerlerinin içi toprak, kum ve taşlarla dolu. Görüntü, burasının yeniden yaşanabilir bir yer olamayacağı izlenimi veriyor. İlçe yeniden eski haline kavuşacak. Bunu biliyoruz. Ancak ders alınacak mı? Önlemler alınacak mı, göreceğiz. Görüştüğümüz yurttaşlar, yarın yeniden olmayacağının garantisinin olmadığı kuşkusuyla korkularını dile getirdi.

Caddeler, sokaklar temizlenmeye çalışılıyor. Ancak işyerinin içlerine kadar dolmuş kum, toprak, taşlar ne zaman temizlenir, cadde ve sokaklar ne zaman şenlenir, uçu açık. Dere kenarında ağlayan bir kadın, yanında üç kişi var. Kaybolan yakını hâlâ bulunamamış, gözü derenin yavaşlamış bulanık sularında. Kimi, çamura bulanmış fındığından bir bölümünü kurtarmaya çalışıyor

Arkadaşlarla Dereli ilçesinin Alucra-Şebinkarahisar tarafı çıkışındaki HES’i merak ediyoruz. Aksu Deresi boyunca ilerliyoruz. İş makinelerinin ve hareketliliğin olduğu bir yere geldik. Burada iki dere birleşiyor. Akkaya Deresi’nin Aksu Deresi’ne aktığı bölüm. Asıl sorun burada.

İki derenin buluştuğu yerde Akkaya Deresi üzerindeki köprü çok dar ve dere tabanıyla yüksekliği az. Köprü; toprak, kum ve taşların altında kalmış. Yani Akkaya Deresi’nden gelen sel, köprünün altından geçememiş, yolun üzerine çıkmış. Buradan da ilçenin dereye paralel caddelerini yerle bir etmiş. Tabii ki Aksu Deresi’ne de akmış. İki derenin birleşiminden sonraki bölümde Aksu Deresi coştukça coşmuş. Duvarı aşarak sağlı sollu taşmış. Her tarafa zarar vermiş. İki derenin birleşim yerinin gerisinde zarar yok. İş yerleri sağlam, hizmet vermeye devam ediyor.

Fotoğraf: Coşkun Özbucak

“HES İLÇENİN İÇİNDE”

Aksu Deresi üzerinde Dereli’ye kadar fark ettik ki, 4-5 regülatör var. Bunların barajları nerede bilemiyoruz, Dereli’ye kadar baraj göremedik. İlçede Akkaya Deresi’nde HES var mı, diye sorduklarım, HES’lerin Aksu Deresi üzerinde olduğunu söyledi. Dereli’den Alucra, Şebinkarahisar tarafını da biliyorum. HES alanı olmuş oralar. Yapım sırasında ses çıkarmayanlar, yeni yeni hoşnutsuzluklarını dillendiriyorlar. Dereli, adı gibi dereyle iç içe. Ancak neredeyse ilçenin içinde denebilecek bu HES’e nasıl ses çıkarılmadı, anlaşılır değil.

Dereli’de felaket yaşandı. Yaşananlar ortada. Aksu Deresi’nin HES’lerle işgal edilmesi, dere yataklarının daraltılması yanında ilçenin altyapısının olmaması, ilçe içinde bulunan köprünün derenin özelliği dikkate alınmadan yapılması ya da zamanla dolan derenin temizlenmemesi, “kazanılan alanın” imara açılması felaketin davetiyesi olmuş. Aksu Deresi’nde Dereli’nin hemen bitişiğindeki HES’in regülatörünün ve yol çalışmalarının dere yatağını daraltığını göz ardı etmemek gerekir.

Dereli en büyük zararı Akkaya Deresi üzerindeki köprünün suyun akışını engellemesinden görmüş. Sel köprüden rahat geçseydi, Aksu Deresi’yle birleştikten sonra başka zararlara neden olabilirdi ama Dereli bu kadar zarar görmezdi. Çevre Bakanı Kurum’un, Dereli’de yaptığı açıklama içinde kısa iki cümle vardı. Diğerleri her yerde söylenenler. Biri, halkın HES’ten şikayetçi olduğu, diğeri de Dereli’nin Ordu’da Bolaman Deresi üzerinde planladıkları havza projesi gibi yeniden değerlendirileceğiydi. Bir felaketten ders çıkarılması gerekirken yine felaketlerin habercisi olacak projelerin umut olarak sunulması niyetleri ortaya çıkarıyor.

Sonuç olarak; sorumlu, halk değil, dereler hiç değil. Yöneticilerin planlamaları, imar anlayışları; yaşam alanlarına, doğaya zarar veren projelere izin vermeleridir. Yani yerel ve genel yönetimlerdir.

Video: Coşkun Özbucak

Coşkun Özbucak
Coşkun Özbucak
1958 yılında Ordu’da doğdu. Öğretmenliği süresinde kurucu başkanı olduğu Eğitim-Sen'de başkanlık ve yöneticilik yaptı. Mitinge Karşı Miting, Üzülme Güneş Yeniden Doğacak, Ordu’dan İnsan Manzaraları ve Dilek Ağacı adlı kitapları bulunuyor. Uzun yıllardır ekoloji mücadelesi içinde aktivist olarak yer aldı. ORÇEV YK üyeliği yanı sıra Ekoloji Birliği YK üyesi olarak da görev yapmayı sürdürmektedir.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top