Buradasınız
Ana Sayfa > Author : Coşkun Özbucak

Fidan dikmek yetmez

11 Kasım 2019 Pazartesi günü Tarım ve Orman Bakanlığı ülke genelinde kampanya ile üç saatte 11 milyon fidan dikme etkinliği gerçekleştirdi. Ne kadar dikildi bilmiyorum. Ayrıca dikilen fidanların nereye ve nasıl dikildikleri de önemli. Dikilenlerin ne kadarı ağaç olabilecek kuşkulu. Fidan dikme kampanyası yapmak olumlu. Olumlu diyorum sonuna da AMA

Ekoloji mücadelesi büyüyor

Ekololi Birliği 26 Ekim 2019 Cumartesi günü Ankara’da “İklim krizine ve ekolojik yıkıma DUR diyoruz” adıyla bir miting yapmak için Ankara Valiliğine başvuru yaptı. Ama nedense yanıt mitinge 24 saat kala verildi. Toplantı, gösteri ve yürüyüş yasası 24 saat kala yanıt verme hakkını tanıyor. Bu yasanın eksikliğinin, yanlışlığının olması bir

Her yöntem kullanılmalı

Bir işe başlanılmadan önce “öyle mi böyle mi olmalı” diye hesap yapılır. Başarılı olmak için kılı kırk yararak adım atılır. Olması gereken de bu. İyi hesap-plan yapılmazsa zararlı da çıkılabilir. Hak ve özgürlükler yanında, yaşam alanlarını koruma mücadelesinde başarılı olmak için tek bir yönteme sıkışmamak gerekiyor. Yöntemler çeşitlendirilmeli, her olanak iyi

Ayağına kurşun sıkanlar da var

“Kendi ayağına kurşun sıkmak” deyimi var. Kendi kendine zarar vermeyi anlatır. Kişisel hatalar, yanlışlar kişiyi ilgilendirir ama toplumsal hata, yanlış, eksiklik olduğunda iş değişir. Halk da ayağına kurşun sıkabilir. Bunu farkına olarak da yapabilir farkında olmadan da. Kimileri kendi çıkarlarını halkın çıkarı gibi gösterip halkın kendi kendine zarar vermesine de neden

Suçlusunuz!

“Hem suçlu hem güçlü” sözü var. Tam da yazacağım konuya uygun. Severek öldürme de diyebiliriz buna. İstanbul’da 14 Eylül’de başlayan 9 Kasım 2019 akşamı son erecek olan 16. İstanbul Bianali “Yedinci Kıta” temalı bir etkinlik var. Sanatsal gösterimler ve ekolojisi (plastik-iklim krizi) konusunda söyleşiler ve sunumlar da var. Bunu duyduğunuzda “Ne

Maden şirketleri CHP’de

Ülke genelinde verilen ekoloji mücadelesi Kaz Dağları’nda etki alanını büyütünce maden şirketleri ilk kez farklı yöntem kullanmaya başladılar ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’yla görüştüler. Görüşmede şirket yetkililerinin dile getirdikleri ekoloji mücadelesinin doğru yolda olduğunu gösteriyor. Şirketler CHP ile görüşmelerinde kaygılarını dile getirmişler. “Özellikle sosyal medyada yayılan, madencilik tekniği, bilimsel verilerden uzak, çarpıtılmış

Türkiye siyanür havuzu haline geliyor

Bir zamanlar kendi kendine yeten tarım ülkesi idik. Fazlamız da vardı. Bugün uluslararası tarım ve gıda şirketlerinin egemenliği altında kapitalist-emperyalist kuşatma altında can suyu ile idare eder hale getirildik. Temel politika, dışarıdan tarım ve gıda ürünleri almak biçimine dönüştü. Bir zamanlar HES’ler belirleyici gündem oluyordu. Küçük dereciklerimiz bile HES’lerle doldu. EMO,

Deneyimlerle yeniden

Türkiye’de birdenbire üst sıralara yükselip gündem olan ekoloji mücadelesini değerlendirirken özelden genele, genelden özele yaklaşımları birlikte yapmanın gereği ortaya çıktı. Yerel mücadelelerin genele, genel mücadelelerin de yerel mücadelelere önemli kazanımlar sağladığına tanık oluyoruz. Doğa ve yaşam alanlarını; gölleri, denizleri; ormanları, dereleri talan edenlerin yalnızca çevreye verdikleri zararlarla ilgilenme dönemi bitti.

Siyanüre direnen kadınlar

Fatsa ve Ünye sınırında yaşanan yıkımı yakından biliyorum. 2011-12 yıllarında altın madeni işletmeciliğinin girişimleri olduğunu, hem de siyanürle ayrıştırma yapılacağını duyduğumuzda yönümüzü Fatsa, Ünye tarafına döndük. O zamanlar özellikle HES’lere yönelik mücadele ediyorduk. Ordu Doğa ve Yaşam Alanlarını Koruma Platformu olarak köy köy, ilçe ilçe dolaşıyorduk. Maden alanı Fatsa ve Ünye sınırındaki

Ekoloji Birliği

Kapitalizm küçük adımlarla başlayarak yaşam alanlarımıza, sularımıza, ormanlarımıza, tarım arazilerimize yönelik saldırısını büyüttü. "Gelişiyoruz, sular boşuna akıyor, yeraltı zenginliklerimizi çıkarmamıza izin vermiyorlar” diyerek gerçekler saklandı. Bugün yeraltı, yer üstü talan ediliyor. Enerji gereksinimi iddiasıyla HES’lerle sularımıza el koymanın, suyun ticarileştirmenin süreci başlatıldı. “Dereden su alamayacaksınız, köylerde de su sayacı kullanmak zorunda

Top