Buradasınız
Ana Sayfa > Coşkun Özbucak > Dünya İklim Günü

Dünya İklim Günü

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine karşı 2015 yılında Paris’te toplanan BM İklim Değişikliği Konferansı, küresel sıcaklık artışının 2°C ile sınırlı tutulması, 1,5°C’nin altına çekilmesi hedeflerini içeren Paris İklim Anlaşması’nın imzalanmasıyla sona erdi. Anlaşma Kasım 2016’da yeter sayıda ülkenin onayıyla yürürlüğe girdi.

Nedir bu “iklim değişikliği”? Etkileri ne olacak? Televizyonda haberlerde ya da tartışmalarda kullanılan dil, konunun halk tarafından anlaşılmasını zorlaştırıyor. “İklim değişikliğini” ya da “küresel ısınmayı” anlaşılır cümlelerle anlatmak gerekiyor.

Bir de bunun sorumlusunu ortaya çıkarmak zorundayız. Buzullar eriyor, deniz yükseliyor. Son yıllarda ani aşırı yağışlar ya da kuraklık olarak kendisini gösteren aşırı hava olaylarındaki artışlar tehdit olarak büyüyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olay sayısı 1963 yılında 329 iken, 2015’te 781, 2016’da 654, 2017’de 598 olarak kayıtlara geçti.

Sıcaklıklardaki artışa bağlı olarak yaşanan iklim değişikliği sonucu yerüstü suları kururken, yeraltı suları da giderek azalıyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Yapılan bilimsel çalışmalar ve ürün bazındaki senaryolar, bugüne kadarki tablonun daha da olumsuza gideceği yönündedir. İklim değişikliğinin etkilerinden erken ve en ağır biçimde etkilenecek olan yoksul kesimlerin ve küçük çiftçilerin korunması ve desteklenmesi için kalıcı politikalar geliştirilmelidir.” diyerek tehlikeye dikkat çekiyor.

Son Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 6. Değerlendirme raporuna göre, gelişmiş ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltmadaki isteksizliği sürerse “karamsar” senaryoya göre 2100 yılına kadar küresel sıcaklık 4 derece artabilecek. Isınmanın en büyük nedenini insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları oluşturuyor. Bu durum küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ana kaynağı olarak değerlendiriliyor. Sektörel anlamda karbon salınımında ise en büyük pay enerji sektörüyle endüstriyel aktivitelerden kaynaklanıyor. Küresel karbon salınımında enerji sektörü yaklaşık yüzde 26 ile ön sırada yer alırken, endüstriyel faaliyetlerin oranı yüzde 20, ormancılık yüzde 17, ulaşım sektörü yüzde 14, tarım aktiviteleri ise yüzde 13 paya sahip.

Son Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 6. Değerlendirme raporuna göre, gelişmiş ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltmadaki isteksizliği sürerse “karamsar” senaryoya göre 2100 yılına kadar küresel sıcaklık 4 derece artabilecek. Isınmanın en büyük nedenini insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları oluşturuyor. Bu durum küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ana kaynağı olarak değerlendiriliyor. Sektörel anlamda karbon salınımında ise en büyük pay enerji sektörüyle endüstriyel aktivitelerden kaynaklanıyor. Küresel karbon salınımında enerji sektörü yaklaşık yüzde 26 ile ön sırada yer alırken, endüstriyel faaliyetlerin oranı yüzde 20, ormancılık yüzde 17, ulaşım sektörü yüzde 14, tarım aktiviteleri ise yüzde 13 paya sahip.

Tüm bu verilerin ortaya koyduğu gerçek, kapitalizmin kuralı olan kâr hırsının dünyayı yaşanmaz hale getirdiğidir. Nükleer ve termik santraller, sanayi kirliliği, motorlu araç sayısındaki artış, ormanların yok edilmesi, yer üstü ve yer altı suların aşırı ve kuralsız kullanımı gibi etkenler iklim değişikliğini hızlandırarak dünyayı yaşanmaz yapmakta.

Karbonsuz enerji yatırı adı altında HES’lerle sular borulara hapsedilmekte, suyun metalaşması hızlandırılmakta. RES ve güneş enerjisi projeleriyle tarım arazileri ve ormanlar yok ediliyor ve küresel ısınmanın artmasına neden olunuyor.

Geleceğimize sahip çıkmanın yolu, kapitalist kurallar gereği kâr için her şey mubah anlayışı terk etmektir. İklim değişikliğine neden olan tüm gerekçeler ortadan kaldırılmadan çözüm olmaz. Bu konuda siyasi bakış da çok önemli. Sermayenin kazanma hırsına teslim olmak, dünyayı yok edenlere hizmet etmek demektir.

Dünya nefes alamaz hale gelmiş, can çekişiyor!

Coşkun Özbucak
Coşkun Özbucak
1958 yılında Ordu’da doğdu. Öğretmenliği süresinde kurucu başkanı olduğu Eğitim-Sen'de başkanlık ve yöneticilik yaptı. Mitinge Karşı Miting, Üzülme Güneş Yeniden Doğacak, Ordu’dan İnsan Manzaraları ve Dilek Ağacı adlı kitapları bulunuyor. Uzun yıllardır ekoloji mücadelesi içinde aktivist olarak yer aldı. ORÇEV YK üyeliği yanı sıra Ekoloji Birliği YK üyesi olarak da görev yapmayı sürdürmektedir.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top