Buradasınız
Ana Sayfa > Bildiriler > Ekokırım Yasası İçin Mücadelemiz Sürüyor!

Ekokırım Yasası İçin Mücadelemiz Sürüyor!

Mamürek, Samandağ, Deştin ve Akkuyu’da yaşam nöbetlerine destek veren İklim Adaleti Koalisyonu, “Ekokırımları unutmayacağız, sorumlularını affetmeyeceğiz, hesap soracağız” dedi.

İklim Adaleti Koalisyonu ve Ekoloji Birliği’nin çağrısıyla Türkiye’deki yaşam savunucuları dün yurt genelinde gerçekleştirdikleri eylemlerle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı il müdürlükleri önünde bir araya geldi. Çevreciler Malatya Mamürek ve Hatay Samandağ’da dökülen enkaz atıklarının yanı sıra Muğla Deştin’deki çimento fabrikası ve Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santralı’na karşı seslerini yükseltti.

İklim Adaleti Koalisyonu, Mamürek, Samandağ, Deştin ve Akkuyu’daki yaşam nöbetlerine destek olmak amacıyla Ataşehir’de bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde eylem yaptı.

“Enkaz kaldırma-moloz dökümüne karşı yaşam alanlarını, doğayı savunuyoruz. Depremden sonra yeni yıkımlara izin vermeyeceğiz” pankartı açılan eylemde açıklamayı İlksen Dinçer Baş okudu. Yurdun dört bir yanında devam eden yaşam hakkını savunan direnişlere destek vermek için bir arada olduklarını belirten Baş, 6 Şubat depremlerinin felakete dönüşmesinin başlıca nedenlerinin rant hırsı, bilimsellikten uzaklık, önlemsizlik, koordinasyonsuzluk olduğunu söyledi.

“Ailelerini, yakınlarını, evlerini, işlerini kaybetmiş, yiyecek, su ve hijyen gibi en temel gereksinimleri dahi ancak kısmen karşılanmış insanlar, depremin hemen ardından bir de Urfa ve Adıyaman’daki sel felaketinin korkunç sonuçlarına maruz kaldılar” diyen Baş, kaldırılan enkazlarla birlikte bu yıkımlara asbest başta olmak üzere zehirli tozların yol açacağı sağlık sorunlarının eklendiğini vurguladı.

İlgili haber: Samandağ Halkı, Yaşam Alanlarına Asbestli Moloz Dökülmesine Karşı Yaşam Nöbeti Başlattı

Tüm uyarılara enkazların çok hızlı kaldırıldığını kaydeden Baş, şöyle devam etti: “İnşaat rantının önünü açmak için gösterilen bu aceleciliğin yaratacağı büyük tehlikeler göz ardı edilmektedir. Oysa deprem bölgesinin acil ihtiyaçları gıda teminidir, nitelikli geçici barınmadır, halk sağlığı hizmetleridir. Tarım alanlarına, meyve bahçelerine, yol kenarlarına, çadırkentlerin-yerleşim yerlerinin bulunduğu alanların hemen yanına, su havzalarına, vadilere dökülen molozlar, hem halk sağlığını tehdit etmekte hem de doğal miras alanlarını zehirlemektedir.”

Doğanın zehirlenmesine yol açan bu işlemlerin ilgili yönetmelikler yok sayılarak yapıldığına dikkat çeken Baş, emek, meslek, ekoloji örgütlerinin ve yerel halkın uyarı ve taleplerinin de dikkate alınmadığını vurguladı. Deprem bölgesindeki halkın direnişine kulak verilerek molozların yönetmeliklere uygun bir biçimde kaldırılmasını isteyen Baş, “Enkazlardaki delilleri karartan, sermayenin kazancını önceleyen moloz kaldırma faaliyetleri öncelik değildir. Ranta dayalı bu uygulama derhal durdurulmalıdır” dedi. Tüm işlemlerin uzmanlar ve yerel halkın ortaklaşmasıyla gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizen Baş, deprem sonrası yeni sosyal ve ekolojik yıkımlara geçit vermeyeceklerini söyledi. 

İlgili haber için ayrıca tıklayınız: Depremzedeleri sürükleyip, doğayı talan ediyorlar!

Muğla Deştin’de yapılmak istenen çimento fabrikasına da tepki gösteren Baş, “Çimento fabrikası yapılması demek, bölge ormanının yok olması, halk sağlığının büyük bir risk altına sokulması, tarımsal üretimin sonlanması demektir” ifadelerini kullandı.

İlgili haber için tıklayınız: Muğla’da Arazilerine Çimento Fabrikası Yapılmasına Direnen Köylüler Yol Kapattı

Akkuyu Nükleer Santrali‘nin faaliyete başlaması amacıyla ilk yakıtın 27 Nisan’da getirileceğine dikkat çeken Baş, amacın santralin çalışmaya başlaması değil seçim propagandası olduğunu söyledi. Santralin fay hattı üzerinde yer aldığını hatırlatan Baş, Akkuyu Nükleer Santrali inşaatının derhal durdurulmasını ve tüm anlaşmaların iptal edilmesini istedi.

“Gerek deprem bölgelerinde, gerek çimento fabrikası önünde gerekse nükleer santrale karşı yapılan direnişlerin amacı doğanın, bugünün ve gelecek nesillerin yaşam hakkını savunmaktır. Bugüne kadar özellikle son yirmi yılda giderek artan bir hızda toprağa, suya ve havaya kalıcı ve telafi edilemez zararlar verilmiştir, bugün de verilmeye devam edilmektedir. Bu faaliyetlerin tüm sorumluları, hiçbir bedel ödemeden, suç işlemeye devam etmektedir” diyen Baş, ekokırım suçunun iç hukukta yer alması için mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

Baş, şöyle devam etti: “Mamürek, Samandağ, Deştin ve Akkuyu’da yapılan veya yapılması planlanan ekokırıma dur diyoruz ve yaşam savunucularının direnişini İstanbul’dan destekliyoruz. Her zaman deprem bölgesindeki halkların yanında olmaya devam edeceğiz. Ekokırımları unutmayacağız, sorumlularını affetmeyeceğiz, hesap soracağız.”

Eylem boyunca, “Havama, suyuma, toprağıma dokunma”, “Gitmiyoruz, buradayız” sloganları atıldı.


Etha

Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top