Buradasınız
Ana Sayfa > Ekoloji > Çaldağı Ormanı Turgutlu’nun ekolojik yaşam güvencesi!

Çaldağı Ormanı Turgutlu’nun ekolojik yaşam güvencesi!

Dağlar, akarsular ve ormanların ekosistem içindeki görevi

Doğadaki en önemli yaşam kaynağı olan toprak, hava ve su, tüm canlıların yaşamının da güvencesi, doğanın en önemli üçlü saçayağıdır. Her biri de birbiriyle bağlantılı ve içiçe bir yaşamsal döngü oluşturur.

Gökyüzünden yeryüzüne bir armağan gibi gelen hayatı, yağmur olarak indiren ormanlar, ayrıca soluduğumuz hava için ürettiği oksijen nedeniyle de doğa anamızın ciğerleri gibidir. Bu suyu depolayıp, vadilere, ovalara pompalayan dağlar da, doğa anamızın kalbi. Kalbimizin vücudumuza kan pompalaması gibi, dağlar da akarsuları pompalar vadilere, ovalara. Bu nedenle ekosistem içinde dağlar, gökyüzünden gelen hayatı yeraltı suyu olarak biriktiren bir depo ve bu suyu akarsular aracılığı ile ovalara, vadilere gönderen bir pompa işlevi görürken, akarsular da bulundukları bölgeye can veren birer hayat damarı görevi yapmaktadır.

Ormanlar ve adı ya da büyüklüğü ne olursa olsun tüm akarsular, işte bu kusursuz bir beden gibi çalışan doğanın oluşturduğu yaşam döngüsü içinde yer yüzü zenginlikleri ve yeryüzünün yaşamsal değerleri olarak da bilinir. Gökyüzünden su ile gelen hayatı yeryüzüne armağan eden ve ürettiği oksijen nedeniyle doğanın ciğerleri de olan ormanlar, aynı zamanda hayatın diğer saçayağı olan toprak için de deprem ve erozyona karşı bir güvencedir. Ormanların ekolojik yaşamda ayrıca erozyon ve toprak kaybını da önlemek gibi bir işlevi de vardır.

Dünya Çevre Günü’nde baltalı kutlama!

İngiliz European Nickel şirketinin Çaldağı’ndaki madencilik projesinden vazgeçmesinden sonra, şirketi ve tesisleri bu projeyi devam ettirmek üzere 2012 yılında devralan VTG Madencilik şirketinin yaptığı ilk şey, Çaldağı ormanında yüzbinlerce ağaçın katledilmesi olmuştu. Böylece dünyada ilk kez uygulanmak istenen bir proje için yeni ve yerli şirket (!) tarafından da dünyada bir başka ilk gerçekleştiriliyor ve ağaç katliamını önceden resmi makamlara 5 Haziran günü gerçekleştireceklerini bildiriyorlardı. Böylece Turgutlu halkına “Dünya Çevre Günü’nde orman katliamı” acısı da yaşatıldı! Bu ibretlik örnek, bu vahşi vadencilik projesini gerçekleştirmek isteyenlerin içlerinde nasıl bir “çevre canavarı” taşıdıklarının dışavurumudur!

Nikel madenciliği projesi için Çaldağı’na konuşlanmış olan şirket, 2019 yılı için Çaldağı ormanında keşif yapılmasını kararlaştıran mahkemeye bu keşfin iptal edilmesi istemi ile gönderdiği yazıda, “Çaldağı’nın içinde barındırdığı 38 milyon ton nikel rezervi ile ülkemizin önemli yeraltı kaynaklarından biri olduğu”, “madenlerin mutlaka bulundukları yerde çıkarılıp çalıştırılmasının zorunlu olduğu”, “ormanlardan ağaç kesilmesinde kamu yararı bulunduğu” gibi gerekçeler sıralıyordu. Çünkü ÇED raporunun onayı ve bu raporun iptaline ilişkin açılan davanın da reddi dolayısıyla, projenin önünde şu andaki tek hukuki engel, Danıştay tarafından iptal edilen bu “orman tahsis izni” konusu görülüyor.

Yerin üstü altından çok daha değerli

Şirketin ortaya koyduğu gerekçelere sırasıyla karşılık verilecek olursa; bu gerekçelerin dünyada bir ilke imza atarak, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde Çaldağı’nda ağaç katliamı yapanlar tarafından ortaya konduğunu da unutmadan cevap verelim:

  • İlk olarak, “Çaldağı ülkemizdeki önemli bir yer altı kaynağıdır” iddiası yanlış ve dayanaksızdır. Çünkü; bu madencilik projesinin sahibi olan European Nickel şirketinin kendi hazırladığı ÇED raporunda da, şirketi ve tesisleri devralan sonraki şirketlerin ÇED raporunda da belirtildiği gibi; Çaldağı’ndaki maden işletmesi Türkiye’ye sadece 1 milyar dolar bırakacak. O da eğer kâr beyan ederse. Kesintilerden sonra ülke ekonomisine kalacak olan miktar ise sadece 168 milyon. Bu maden 20 yıl sonra sadece bir defaya mahsus 168 milyon bırakırken, 2011 yılının borsa ve hal verilerine göre, Turgutlu’nun maden işletme süresi olan 20 yılda sadece tarımdan sağladığı gelir 5,5 milyarın üstünde. Sadece Manisa ovasının sadece 1 yılda sadece tarımdan sağladığı gelir ise 3,5 milyarın üzerinde.
  • Ortaya konulan resmi rakamlar hesap yapmayı bilenler için bir gerçeği açıklıyor: “Çaldağı ülkemizdeki önemli bir yer altı kaynağıdır” şeklindeki görüş sadece kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir. Bu durumda Bakanlığın “ÇED yeterlidir” ve “orman tahsis izni” konusundaki kararları ulusal çıkarlarımıza değil, sadece maden şirketinin çıkarına hizmet etmiş olacaktır.
  • İkinci olarak; “madenlerin mutlaka bulundukları yerde çıkarılıp çalıştırılmasının zorunlu olduğu” görüşü de kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir. Çünkü konumuz “maden hukuku” değil, “çevre hukuku”dur. Eğer yerin üstü altından daha değerli ise yerin üstü ve yerüstü kaynakları değerlendirilir.
  • Bu madencilik projesinin çevre faciası ile tehdit ettiği Türkiye’nin tarımda gözbebeği ve daima birinci sırada yer alan Manisa ovası başta olmak üzere tüm Gediz havzası, coğrafya ve ekoloji biliminin bir “tarım cenneti” olarak tanımladığı dünyanın 7 tarım harikasından birisidir. Yukarıda verilen resmi rakamlar da bölgemizde yerin üstünün altından çok daha değerli olduğunu fazlası ile kanıtlamaktadır.
  • Ayrıca bu proje ile “dünyanın en bereketli toprakları üzerinde dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanmasına izin verilmeyen bir madencilik projesinin dünyada ilk kez uygulanmak istenmesi” şeklinde bir dayatma söz konusudur!

Çaldağı ormanı, Turgutlu ve yöresinin erozyona karşı yaşam güvencesi

Son olarak; “ormanlardan ağaç kesilmesinde kamu yararı bulunduğu” iddiası ise kamuoyunu yanıltma yanı sıra, ayrıca saçmalık olarak da değerlendirilmesi gereken bir iddia. Çünkü; ormanlar bizzat doğanın kendisi tarafından oluşturulan alanlar ama, Turgutlu Çaldağı’ndaki ormanlık alanın bundan çok daha anlamlı ve farklı bir özelliği de var. Çaldağı’ndaki orman sadece doğanın oluşturduğu bir alan değil, aynı zamanda bizzat devlet ve halk tarafından ağaçlandırma çalışmaları yapılarak geliştirilip büyütülen bir ormandır. Bunun nedeni ise Turgutlu’nun bulunduğu coğrafi konum olarak bir deprem ve erezyon bölgesi olması. Dolayısıyla bu durum deprem riskinin vereceği zararı asgariye düşürebilmek ve erezyona karşı bir önlem için devlet ve halk tarafından ağaçlandırma çalışması yapılarak Çaldağı ormanının büyütülüp geliştirilmesi ve bu şekilde korunmasını gerekli kılmıştır.

Bu da göstermektedir ki; her ormandan ağaç kesilmesi ve bu tür ormanlık alanların yok edilmesi söz konusu edilemez!

Kesilecek ağaç sayısı 2 milyonu bulacak!

Orman tahsis izninin iptal edilmesi talebiyle açılan ilk davanın 28 Nisan 2010 tarihli Manisa İdare Mahkemesi’ndeki duruşması sırasında, Orman idare yetkilisinin Çaldağı ormanında 4 milyon dolayında ağaç olduğuna ilişkin sözleri ile, İzmir Orman Mühendisleri Odası’nın mahkeme kayıtlarına geçen “kesilecek ağaç sayısının 2 milyonu bulacağı”na ilişkin raporu, ayrıca İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Duman’ın yaptığı bilimsel araştırma sonucu 2 milyon ağacın kesilmesinin söz konusu olacağına ilişkin uyarısı da oluşacak faciayı görebilmek için fazlası ile mesaj vermektedir.

Bilim dünyası da, ilk Çevre Bakanı da karşı

Bundan başka, hükümetin ilk Çevre Bakanı olan Osman Pepe de böyle bir madencilik projesine ve bunun için istenen “orman tahsisi” için izin vermemiş, basında da yer alan “Bu şirkete bir tek ağaç bile kestirmem” sözleri ile bu madencilik projesinin çevreye ve insana saygılı olmadığını açıkça ifade etmiştir. Ancak kendisinin görevden alınması sonrasında yerine gelen Veysel Eroğlu maden şirketinin istediği imzayı atmış, gerekçesini ise “İngilizlerin çok fazla baskı yapması” şeklinde açıklamıştır.

Danıştay: Ormanlık alanda madencilik yapılamaz!

Görüldüğü gibi, Çaldağı ormanı hayati öneme sahiptir, mutlaka korunmalıdır, yok edilmesine göz yumulamaz! Danıştay tarafından Anayasa’nın 169. Maddesine dayandırılarak verilen “Çaldağı’nda orman var, ormanlık alanda madencilik yapılamaz. Ormanlar devlet ve halk tarafından kamu yararına mutlaka korunması ve geliştirilmesi gereken değerlerdir” kararı da, bizlerin davamızda ne kadar haklı olduğumuza dair hukuksal bir destek olduğu gibi, Çaldağı ormanına sahip çıkma mücadelesinin tamamen hukuksal ve meşru bir mücadele olduğunu da yeterince aydınlatıcı özelliktedir.

Öyleyse söylenmesi gereken şudur: Ekolojik yaşamda Çaldağı ormanı Turgutlu’daki doğal yaşamın ve geleceğimizin güvencesidir! Biz de onun koruyucusu olmalıyız!

Metin Sert
Metin Sert
1959 yılında Manisa’nın Turgutlu ilçesinde dünyaya geldi. Çevre sorunları ve ekoloji mücadelesi ile ilgisi 1997 yılında Leylek Çayı‘nın akibeti ve bazı çocuk ölümlerini araştırarak başladı. Bugün başta Turgutlu Çaldağı’ndaki nikel madenciliği ve diğer çevresel tehditlere karşı mücadele yürüten TURÇEP YK üyeliği ile birlikte, Ekoloji Birliği ve EGEÇEP’te de YK üyeliği görevlerini sürdürmektedir. Kişisel web sitesi: www.metinsert.com
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top