Buradasınız
Ana Sayfa > Ekoloji > Tartışmalı kanun tepkilere rağmen yürürlükte: Orman alanlarını bekleyen tehlikeler neler?

Tartışmalı kanun tepkilere rağmen yürürlükte: Orman alanlarını bekleyen tehlikeler neler?

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Tarım Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un pek çok maddesine itiraz ediliyor. Özellikle de özel ormanların imara açılma tehlikesine dikkat çekiliyor

“Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 5 Nisan tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Ancak tarım ve orman alanlarında düzenlemeleri içeren kanunun yürürlüğe girmesine tepki gösterenler var. İtirazlarda ormancılıkla ilgili bazı maddeler öne çıkıyor.

Özel ormanlarda hektar “oyunu”, madenlerin “rehabilitasyonu”, damgacılık, yeniden 2/B hamlesi ve daha fazlası 

Eleştirilerin odağında ise özel ormanlarla ilgili madde yer alıyor. Düzenlemeyle orman kadastrosu kesinleşen hususi ormanların parsel bazında yeniden değerlendirilmesinin önü açılarak, 3 hektardan küçük alana sahip parsellerin orman sayılmaması geliyor.

Mevcut Orman Kanunu’nun 52. maddesine göre özel ormanlarda yüzde 6’ya kadar yapılaşmaya izin veriliyor.

Kanunun 1. maddesindeki orman tanımına göre ise 3 hektardan küçük, sahipli yerler orman sayılmıyor. Ancak bu değişiklikle özel ormanların, orman alanı sayılmaması için 3 hektardan küçük hale getirilip özel şahıs arazisine dönüştürülmeye çalışıldığı ileri sürülüyor.

5 Nisan günü yürürlüğe giren kanundaki ilgili maddenin, bir bölümü İstanbul’da yer alan yaklaşık 25 bin hektarlık alanı içerdiği dile getiriliyor. Özellikle son yıllarda değerli arazilerin orman olmaktan çıkarılıp sitelere dönüştürüldüğü belirtilerek şimdi bu alanların daha da artma riskine dikkat çekiliyor.

Bir diğer tartışma konusu ise Kocaeli’nin Nusretiye ilçesinde 2/B uygulamasının yeniden yapılma hamlesi.

Daha önce yapılan uygulamada, yanan orman alanları 2/B uygulamasına konu edilmemişken; şimdi 2/B uygulanacak sahaların yanan saha içerisinde olup olmadığının tespit edileceği belirtiliyor. Ancak bu tespitin nasıl yapılacağı, sorun işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Madenlerin rehabilite şartları ve damga çekiçlerinin kullanımı gibi maddelere de itirazlar yükseliyor. 

Kanunda, “madencilik faaliyetlerinin sona ermesi neticesinde idareye teslim edilen veya terk edilen doğal yapısı bozulmuş orman alanları rehabilite edilir. Rehabilite maksadıyla bu alanların orman yetiştirilmek üzere inşaat, yıkıntı ve hafriyat atıklarıyla doldurularak ağaçlandırmaya hazır hale getirilmesi için büyükşehir mücavir alanlarında büyükşehir belediyelerine, diğer yerlerde ise il ve ilçe belediyelerine bedeli karşılığında izin verilebilir veya bakanlıkça uygun görülmesi halinde ihale mevzuatına göre gerçek ve tüzel kişilere yaptırılabilir” deniliyor. İktidarı bu değişikliğe götüren gerekçenin altında, çoğu büyükşehir belediye yönetimlerinin muhalefet partilerine geçmesinin yattığı düşünülüyor.

“Seçim yatırımı”

Independent Türkçe‘nin görüş aldığı Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara ile orman politikaları uzmanı ve akademisyen Prof. Dr. Erdoğan Atmış‘a göre genel olarak ülkede yürütülen ormancılık politikaları hatalı.

Kanun özelinde ise belli maddelerim iyi hazırlandığını ancak genel hatlarıyla toplum yararı gözetmekten ziyade belli odaklara rant, sermaye sağlamanın amaçlandığını düşünüyorlar.

Özellikle özel ormanların yok edilme tehlikesine karşı uyaran Özkara ve Erdoğan, kamuoyunda 2/B olarak bilinen yani orman vasfı dışına çıkarılan alanların artış riskine dikkati çekiyor.

Kanunun zamanlamasını “seçim yatırımı” şeklinde yorumlayan isimler, yoğun yapılaşma tehlikesine karşı uyarıyor.

Fotoğraf: Resmi Gazete

Özel ormanlara ilişkin orman kanunu maddesi akıllara eski Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin “kentin yüz karası” olarak nitelediği, İstanbul Beykoz sırtlarındaki Acarkent’i getirdi. Serdaroğlu özel ormanındaki projede “hak, hukuk, mevzuat dinlenmediği” eleştirisinde bulunan Pepe, görevden gitmiş ama Acarkent’te yaşam devam etmişti.

“Ormanları korumakta samimi değiller, içi boşaltılıyor, daraltılıyor, rant için feda ediliyor”

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, ormanların korunmasına ve geleceğine yönelik alınması beklenen tedbirlerin çok uzağında bir tablonun görüldüğünü, yeni tahribatların kapıda olduğunu savundu.

Kanunun genel anlamda “tutarsızlıklarla” dolu olduğunu düşünen Hüsrev Özkara, ormanların rant için feda edildiği, korunmalarında samimi olunmadığı ve içlerinin boşaltılarak daraltıldıkları iddiasında bulundu.

Özkara’ya göre kanunun madde gerekçelerinde çok doğru tespitler yer alsa da bu tespitler ile uygulama çelişiyor.

Damga ile ilgili düzenlemeden örnek veren Özkara, orman mühendislerinin yetkisindeki işlemde değişikliğe gidilerek bu iznin ağaç kesim işini alan şirket elemanlarına yaptırılmak istenmesini eleştirdi.

“Toprağın altına dinamit koyuluyor”

“Kamu yararı” ve “zaruret” hali gözetme hedefiyle çıkılan yolda toplum faydasının dikkate alınmadığını ileri süren Ahmet Hüsrev Özkara‘nın madenlerle ilgili maddeye de itirazı var.

Madeni ancak başka yerden çıkarmak mümkün değilse, özel bir öneme sahipse ve ortada tolere edilebilir bir fayda-zarar ilişkisi var ise toplum yararı gözetilerek izin verilebileceğini kaydeden Özkara, bu (maden) ocaklar doldurulduğunda eski toprak örtüsünün yakalanamayacağını vurguladı.

Özkara, terk edilen madenlerin yeşil alana çevrilebilme iddiasına ilişkin ise “Hiçbir zaman aslına dönmez. Bir Toprağın altına dinamit koyuluyor. Toprağın altına koyulan malzeme toprakla uyumlu değil” yorumunu yaptı.

TOD Başkanı Özkara, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Maden ocaklarını belli bir bedel karşılığında hafriyatla dolduruyorlar, üstleri kapatılıp yalandan üzerlerine ağaç dikip yeşillendirip ‘aslına döndürdük’ diyecekler. Ancak doğada toprağın yeniden oluşma süreci çok uzun. Genetik kirlenme oluşuyor. Bu sahalara bu şekilde izin verilmeye devam edilirse -ki son yıllarda yıllık izin 40 bin hektarı geçti- o sahalar, orman vasfını yitiriyor, yük katlanıyor. Madde gerekçesinde ‘doğaya, ormanlara zarardan bahsediliyor, halk infial halinde’ deniliyor ama yapılan işle birbirini tutmuyor.”

Kanundaki pek çok hamleyi “seçim yatırımı, popülizm, beklentileri karşılamak” olarak değerlendiren Özkara, Türkiye’nin Paris Anlaşması’nda ormanların korunması, genişletilmesi ve geliştirilmesi yönünde verdiği taahhütleri yerine getirmekten çok uzak bir tablo çizdiğini ileri sürdü.

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara / Fotoğraf: Twitter

“Yanan tüm sahalarda 2/B tartışmaları başlayabilir”

Özkara’ya göre 3 hektardan küçük, özel ormanların orman vasfından çıkarılacak olmasını kabul edilemez.

Bu hatadan geri dönülmesinin şart olduğunu savunan Özkara’nın itiraz ettiği bir diğer husus ise Kocaeli Nusretiye’deki alanlarda yeniden düzenleme yapılmasına ilişkin madde oldu.

Mevcut Orman Kanunu ve Orman Kadastro Yönetmeliğine aykırı olarak özel bir düzenleme yapıldığını ifade eden Özkara, yanan tüm sahalarda 2/B tartışmalarının başlayabileceği uyarısı yaptı.

 “540 bin hektar, AK Parti döneminde izin irtifakı aldı”

Maden, çöp depolama alanı gibi izne konu olan sahaların kağıt üzerinde orman gibi görünseler de fiilen böyle olmadıklarına da vurgu yapan Özkara, 790 bin hektarlık alanın 46 yılda 250 bin hektarına izin verilirken 540 binine son 20 yıllık dönemde izin irtifakı alındığına işaret etti.

“Milli gelirden en düşük pay 7 milyon orman köylüsünde”

Milli gelirdeki en düşük payın 7 milyon orman köylüsünde bulunduğunu dile getiren Özkara’ya göre iktidarın son dönemde bu kesime yönelik hamlelerinin nedeni de Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) atağa geçmesi.

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun köylülere yönelik 15 maddelik vaadine değinen Özkara’ya göre, mevcut iktidarın hamleleri ise, “yüzeysel” ve “palyatif” tedbirler.

İktidara “Neden 20 yıl beklediniz” sorusunu yönelten Özkara, kırsalda 60 yaşın üzerindeki nüfusun yüzde 85’i bulduğuna değinerek, özellikle genç nesli burada tutmaya yönelik yapılanların yeterli olmadığını, kırsalda yaşamın devamlılığının geçici rahatlamayla sağlanamayacağını ekledi.

TOD Başkanı Özkara’ya göre ormancılıkla ilgili ivedilikle atılması gereken hamleler ise şöyle:

Önce izin irtifaka sınır getirilsin. Her önüne gelen yerde maden taş ocağı, enerji nakil hatları, turizm alanı yapılmasın. İkinci olarak damga konusuna gelirsek, üretim sahalarında sıkıntı var. Üretimi yapacak, kontrol edecek düzen yok. İyi niyetli insanların elinde az zarar görür ama kötü niyetlilerin elinde çok zarar gelir! Saldım çayıra, Mevla’m kayıra…Ormanların daraltılmasına izin verilmemeli. 3 hektardan küçük alanların orman dışına çıkarılmasının, ormanları daraltmanın önüne geçilmeli.”

“Rant için ormanlar gözden çıkarılıyor, doğa varlıkları feda ediliyor”

Orman politikaları uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış da kanunun aynı maddelerine itiraz etti ve orman varlıklarının korunmasından uzak bir görüntü çizildiğini savundu.

10 gün önce de -kanun henüz teklif halindeyken- Independent Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Atmış, bir kez daha “rant” için ormanların feda edildiğini ileri sürdü.

Orman politikaları uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış / Fotoğraf: Independent Türkçe

Zamanlamaya dikkati çeken Prof. Atmış, deprem ve seçim vurgusu yaparak; onbinlerce kişinin yaşamını yitirdiği, bir o kadarının hâlâ enkaz altında kaldığı bir zamanda bile ‘Meclisi toplumsal fayda yerine bu işlerle oyalayanlara’ tepki gösterdi. Erdoğan Atmış, seçim öncesi olması nedeniyle bu hamlenin yapıldığını da iddia etti:

“Önceki yıllarda kırsal kesimden oy toplamak amaçlanıyordu. Son yıllarda ise belli sermaye çevrelerine ekonomik imkân, yeni kazanç sağlamak için yapılıyor. Sonuç olarak rant için ormanlar gözden çıkarılıyor, doğa varlıkları feda ediliyor.”

Prof. Dr. Erdoğan Atmış, kanuna göre damga yetkisinin Orman Genel Müdürlüğü’nün belirleyeceği kişilere verilebilecek olmasının, müteahhitler için kesilmesi kârlı ağaçların damgasıyla sonuçlanacağı uyarısı da yaptı.

“Mecliste bu kanunu gündeme getirenler, yoğun yapılaşmadan fayda sağlayacak mı?”

Ülkede gücü elinde bulunduranların varlıkları, kaynakları kendi aralarında paylaştığını, bu katkının partilere, kişilere gelir olarak döndüğünü vurgulayan Prof. Atmış, “Büyük bir rant var, özel orman sahipleri yüzde 6’yı belediyenin vereceği imar oranına göre katbekat artacak. Mecliste bu kanunu gündeme getirenler, özel ormanların orman dışına çıkarılmasıyla oluşacak yoğun yapılaşmadan fayda sağlayacaklar mı?” diye sordu.

Geçmişten örnek veren Prof. Atmış, Beykoz’da yüzde 6’dan fazla yapılaşma izni olmadığı halde Acarkent’in inşasına değinerek, dönemin Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin buraları yıktıracağını söylediği halde yapamadığını hatırlattı.

Ağaçlandırılacak eski maden sahaları konusundaki maddeye de değinen Atmış, büyükşehir belediyelerine devredilen yetkinin Tarım ve Orman Bakanlığı’na geçirilmesini de eleştirdi.

“Kişiye, yöreye özel kanun çıkarıyorlar”

Son olarak Kocaeli’nin Nusretiye ilçesindeki Kartepe alanının daha önce 2/B uygulaması yapıldığı halde orman dışına çıkarılmasa da yeniden uygulama dahiline alınarak orman vasfından çıkarılmak istenmesine de tepki gösteren Prof. Dr. Atmış; kişiye, yöreye göre yapılan maddenin kanunun ruhuyla çeliştiğini söyledi.

Tepkisini “Tekrar 2B yapma yetkisi veriliyor! Bu alanları orman dışına çıkaran kanun koyuluyor ya da değiştiriliyor. Üstelik bunu koyacak komisyonların yapısı da değiştiriliyor! 2B ile orman dışına çıkarmak için zorlama bir işlem yapılıyor. İmara açılacak alandan ellerine yine rant geçecek” diyerek dile getiren Atmış; gerçekten toplumsal faydayı gözeten, yeşil alanlara katliam yapılmasını ve rant sağlanmasını önleyen yasalara ihtiyaç duyulduğunu da sözlerine ekledi.

Doç. Dr. Erdönmez: Özel ormanları parselleyip imara açmak için ellerini ovuşturanların gözü aydın

Orman politikaları uzmanı ve akademisyen Doç. Dr. Cihan Erdönmez ise kanuna yönelik tepkisini Twitter üzerinden şu sözlerle dile getirdi:

“Özel ormanları parselleyip imara açmak için ellerini ovuşturanların gözü aydın; deprem yaşamış, ekonomik çöküşün dibindeki bir ülkede başka mesele yokmuş gibi bu konuya eğilen vekillerin fedakârca(!) çabası sonucu Meclis’te kabul edilen yasa yayımlandı.”


Independent

Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur. Amacı; birlik ve dayanışma temelinde ekoloji mücadelesini yükselterek, daha güçlü şekilde doğayı ve yaşamı savunmaktır.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top