Buradasınız
Ana Sayfa > Bilim > Pandemi çağından kaçış | Özer Akdemir

Pandemi çağından kaçış | Özer Akdemir

Bilim, verileri ortaya koyduktan sonra politika seçenekleri olarak “köklü değişiklikler” öngörüyorsa bunun sistem içi çözümlerle değil sorunun kaynağı olan sistemin tamamen değişmesi gerektiğini söyleyebilecek cesarette olabilmeli.

Doğa tahribatı ile artan pandemi riski arasındaki bağlantıları incelemek üzere, Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Üzerine Hükümetlerarası Bilim ve Politika Platformu (IPBES) tarafından hazırlanan rapor hükümetlerin bazı değişiklikler yapmadığı sürece, büyük ihtimalle daha sık, daha ölümcül ve daha maliyetli pandemilerle karşılaşılacağını ortaya koyuyor. Kovid-19 ve gelecekte karşılaşabileceğimiz pandemi risklerine nelerin yol açtığını analiz eden hükümetler arası raporu hazırlayan uzmanlar pandemilerden kurtulabilmek için daha başlamadan önleyici köklü değişimler yapılması gerektiğini dile getiriyor.

1918’DEN BU YANA EN AZ ALTINCI PANDEMİ

Dünyanın dört bir yanından epidemiyoloji, zooloji, halk sağlığı, hastalık ekolojisi, karşılaştırmalı patoloji, veterinerlik tıbbı, farmakoloji, yaban hayatı sağlığı, matematiksel modelleme, ekonomi, hukuk ve kamu politikası gibi çeşitli alanlardaki 22 önde gelen uzmanın biyoçeşitlilik ve salgınlarla ilgili hazırladığı kapsamlı rapora göre, Kovid-19, 1918 yılındaki büyük grip pandemisinden bu yana görülen en azından altıncı küresel sağlık pandemisi. Kökeni hayvanlar tarafından taşınan mikroplara dayansa da, tüm pandemiler gibi Kovid-19’un ortaya çıkışı da tamamen insan faaliyetleri kaynaklı. Şu an memelilerde ve kuşlarda 1.7 milyon kadar daha “Keşfedilmemiş” virüsün bulunduğunu belirten uzmanlar bunun 850 bin kadarının insanlara bulaşma gücüne sahip olabileceğini dile getiriyor.

PANDEMİNİN PARASAL MALİYETİ

Kovid-19 pandemisinin küresel düzeydeki olası maliyeti ile ilgili temmuz 2020’de yapılan 8-16 trilyon dolar tahminlerinin de güncellendiği raporda sadece ABD’deki maliyetlerin 2021’in dördüncü çeyreğine gelindiğinde 16 trilyon dolara kadar çıkabileceğini ortaya koyuyor. Raporda pandemilerin önlenmesi amacıyla risklerin azaltılmasının maliyetinin, pandemiler ortaya çıktıktan sonra mücadele vermenin maliyetinden 100 kat daha az olacağı ileri sürülürken, bunun da “Dönüştürücü adımlar atılmasına yönelik önemli bir ekonomik gösterge olduğu” iddia ediliyor.

POLİTİKA ÖNERİLERİ: ‘YEŞİL EKONOMİ!’

Öte yandan, “Dönüştürücü adımlardan ne kastediliyor?” sorusuna raporu hazırlayan uzmanların verdiği yanıt yine sistem için reformların ötesine geçemiyor. Uzmanlar 2020 yılı boyunca iklim gündemine yön veren ve gelecekte iklim krizi kaynaklı riskleri en aza indirme çabaları kapsamında “yeşil ekonomik iyileştirme paketleri”nin uygulamaya konulmasını öneriyor.

Bu doğrultuda raporu hazırlayan uzmanların sunduğu politika seçenekleri ise şu başlıklar halinde sıralanıyor;

  • Pandemilerin önlenmesi üzerine bir hükümetler arası konsey kurulması;
  • İnsanların, hayvanların ve çevrenin yararını gözetecek küresel hedefler koyulması;
  • Et tüketimi, hayvancılık ve yüksek pandemi riskine sahip diğer faaliyetlerin vergiye tabi tutulması;
  • Pandemi önleme programları çerçevesinde yerli halkların ve yerel toplulukların katılımlarına ve bilgi düzeylerine önem verilmesi;
  • Ulusal hükümetler bünyesinde “Tek Sağlık” yaklaşımının kurumsallaştırılması;

‘ORTADA BÜYÜK BİR SIR YOK’

Raporla ilgili bilgi veren EcoHealth Birliği Başkanı ve IPBES Çalıştayı Başkanı Dr. Peter Daszak, Kovid-19 pandemisinin veya çağımızdaki herhangi bir pandeminin nedenine dair ortada büyük bir sır olmadığını belirterek; “İklim değişikliğine ve biyoçeşitlilik kaybına yol açan aynı insan faaliyetleri, çevremiz üzerinde oluşturduğu etkiler yoluyla pandemi riskini de arttırmaktadır. Tarımın ve sürdürülebilir olmayan ticaretin yaygınlaşması ve yoğunlaşması da dahil olmak üzere arazi kullanma biçimimizdeki değişiklikler, üretim ve tüketim biçimleri doğayı altüst etmekte ve yaban hayatı, besi hayvanları, patojenler ve insanlar arasındaki teması artırmaktadır. Pandemilere giden yol budur” diyor. Bilimsel kanıtların insanlığın pandemileri önleme kabiliyetinin yüksek olduğunu gösterdiğini iddia eden Daszak, sözlerini şöyle sürdürüyor; “Pandemi çağından kaçabiliriz, ancak bu, kontrol altına alma yaklaşımına ek olarak önlemeye daha fazla odaklanmayı gerektiriyor. İnsan faaliyetinin doğal çevremizi bu kadar köklü bir biçimde değiştirebilme gücünün olması her zaman olumsuz bir durum olmak zorunda değil. Bu aynı zamanda, ilerideki pandemi risklerini azaltmak ve eş zamanlı olarak doğanın korunmasına katkı sağlamak ve iklim değişikliğini sınırlandırmak için gerekli değişimi başlatabilecek gücümüzün olduğunun da bir kanıtıdır.”

PANDEMİ RİSKİ NASIL AZALTILABİLİR?

Rapora göre, pandemi riski, biyoçeşitlilik kaybına neden olan insan faaliyetlerini azaltmak, koruma altındaki alanları daha iyi muhafaza etmek ve yüksek biyoçeşitliliğe sahip bölgelerin sürdürülebilir olmayan kullanımını sınırlayacak önlemler almak yoluyla önemli ölçüde azaltılabilir.

Bir bütün olarak bakıldığında raporu hazırlayan heyetin başkanının sözlerindeki gibi “Ortada bir sır yok” diyerek rapor aslında yeni bir şey söylemiyor. Bir durum tespiti yapılıyor ve bu tespite paralel olarak alınması gereken önlemlere dair öneriler sıralanıyor. İşte raporu hazırlayan bilim insanlarının ve İPBES’in “görevi” de burada bitiyor. Onlar durumu tespit edip, bu duruma neden olanlara, yani hükümetlere öneriler sunarken, pandemilerin kaynağı olan kapitalist ekonomi politikaların mutlak olarak değiştirilmesi gerektiğini yüksek sesle söyle(ye)miyorlar. Belki, insanlığın “Doğanın korunmasına katkı sağlamak ve iklim değişikliğini sınırlandırmak için gerekli değişimi başlatabilecek gücü”nün olduğuna dair ortaya koydukları görüşle buna vurgu yapıyor olabilirler. Oysa kendi hazırladıkları rapor da gösteriyor ki yaşamın acelesi var!

Bilim, verileri ortaya koyduktan sonra politika seçenekleri olarak “köklü değişiklikler” öngörüyorsa bunun sistem içi çözümlerle değil sorunun kaynağı olan sistemin tamamen değişmesi gerektiğini söyleyebilecek cesarette olabilmeli.

Pandemi çağından kaçışın yolu dünya üzerindeki yaşamı bir uçuruma sürüklediği artık net olarak görünen yolu frene basarak da olsa devam ettirmek değil başka bir yola yönelmek olsa gerek…

Özer Akdemir
Özer Akdemir
1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top