Buradasınız
Ana Sayfa > Bilim > Salda Gölü

Salda Gölü

2 milyon yıllık geçmişten gelen Dünya Harikası bir jeolojik miras

2 MİLYON YILLIK BİR JEOLOJİK MİRAS

Salda Gölü, Burdur Gölleri Havzası içinde bulunan Salda Gölü alt havzası içinde ve Göller Yöresi’nin güneybatısında yer alır. Salda Gölü 6,8 kilometre eninde, 9,186 kilometre uzunluğunda ve Türkiye’nin en derin göllerinden biridir (maksimum 184 metre). Gölden akarsu çıkışı bulunmadığı için kapalı havza gölüdür.

Salda Gölü, normal şartlarda sürekli olan Karakova (Salda), Köpek, Doğanbaba, Değirmendere dereleri ve mevsimsel olan Kuruçay, Karanlık ve Kayadibi dereleri ile içinde bulunduğu tektonik çukurun etrafında bulunan düdenlerden göle ulaşan yeraltı sularıyla, doğrudan kapalı alt havza sınırları içerisine düşen yağışların yüzeysel akıma geçmesi ve üzerine düşen yağışlarla beslenmekte, buharlaşma ile su kaybetmektedir. Göldeki su seviyesi ve alanı, yağışlara ve gölü besleyen akarsular üzerine yapılan barajların tuttukları su hacmine bağlı olarak, yıllara ve mevsimlere göre değişiklikler göstermektedir.

Salda Gölü 2 milyon yıllık geçmişten gelen jeolojik bir mirastır. Bir krater gölü olan Salda suları, camın karnından başlar ve en derin yerlerde çivit mavisi oynar. Kasesi volkanik bir patlama ile oluştuğundan mavisi derin ve 184 metre derinliğinde Türkiye’nin en derin göllerinden biridir.

Maldiv fotoğraflarında gördüğümüz uçsuz bucaksız beyaz kumsallara benzetildiği için “Saldivler“ diye de adlandırılıyor.

MARS ve SALDA

Salda’nın gizemi derin sularında bitmez. Salda, Mars’ın özelliklerine sahiptir. Salda’nın beyaz bir kaya sahili var. Uzaktan kaya sanılabilir ama onu aldığınızda kolayca yenilebilen beyaz bir tortu olduğu görülür. Bilimde stromatolik kayalar olarak bilinen bu yapılar Mars’ta da bulunur. Bu nedenle kızıl gezegenin milyonlarca yıl önce Salda’ya benzediği düşünülmektedir. Mars’ta zaman içinde nehirler ve göller olduğunu gösteren izler var. Mars’ın atmosferi Dünya’nınkinden 100 kat daha ince olduğu için, zamanla Mars’taki suların buharlaşıp yok olduğu ve bu kaya yapılarını terk ettiği düşünülüyor.

Dünyada bu tür kaya oluşumuna sahip iki yerden biri Salda, diğeri Kanada’da. TÜBİTAK’ın İTÜ araştırmacıları ile yaptığı araştırmalar dünya çapında büyük bir yankı buldu ve araştırmalar New Scientist gibi önemli bilimsel dergilerde yer aldı. Bu araştırma aynı zamanda büyük önem taşımaktadır: Bu stromatolik yapıların aşırı koşullara dayanıklı bir bakteri tarafından üretilen bir atık olduğu ve dayanıklı bakterilerin bu tür kurutma Mars koşullarına dayanmaktadır. Adapte, bu dünya dışı yaşamın ilk örneği olabilir.

MARS‘ın sırrı SALDA‘da

Dünya’da Mars gezegeninin özelliklerini taşıyan iki yerden biri Salda Gölü. Gölün, Mars’a benzer kayaç yapısı, kızıl gezegende yaşamın izlerini çözmek için önemli ipuçları barındırıyor. Doç. Dr. Nurgül Balcı ve ekibi Salda Gölü’nde bu ipuçlarını araştırıyor.

Bugünkü bilgilere göre Dünya, yaşamı destekleyen tek gezegen. Yerküre dışında yaşam arayışları, bilimcileri Güneş Sistemi’nde yaşamın gelişmesi için en uygun gezegen olarak görülen Mars’a yönlendirdi. Dünya’da Mars gezegeninin özelliklerini taşıyan iki yerden biri, Göller Bölgesi’nde yer alan Salda Gölü. Bir diğeri de Kanada’nın kuzeyinde. Araştırmaya konu olan Salda Gölü’nün Mars’a benzer kayaç yapısının, kızıl gezegende yaşamın izlerini çözmek için önemli ipuçları barındırdığı düşünülüyor. Gölde bulunan yüksek magnezyum içerikli beyaz kayaçların Mars’ta da bulunması, göldeki benzer koşulların bir zamanlar gezegende de hâkim olduğu fikrini doğurdu.

Gölde gelişen magnezyumca zengin beyaz karbonat, oluşumlar stromatolit olarak adlandırılıyor. Siyanobakteriler tarafından materyalin üst üste ince, laminalar şeklinde toplanmasıyla oluşan yapılara stromatolit adı veriliyor. Karnabahara benzeyen yapısıyla dikkat çeken ve kimi zaman metrelerce uzunluğa ulaşan bu oluşumlar; ortamdaki mikrobiyal faaliyetlerin tipik ürünü. Yerkürenin en eski oluşumu, belki de “vatandaşı” denilebilecek bu yapılar tek hücreli fotosentetik organizma olan siyano bakterilerin, fotosentetik metabolizması sonucu oluşan jeolojik organosedimanter yapılar olarak tanımlanıyor.

İki milyar yıl önce dünyadaki tek canlı formu, fotosentetik siyanobakterileriydi. Bu canlıların kalıntıları stromatolitler, mikrobiyal fosil kayıtları olarak biliniyor. Bu kayıtlar jeoloji, iklim ve astrobiyoloji bilimi için arşiv niteliği taşıyor. Sıradışı su kimyası dolayısıyla dünyadaki güncel stromatolit oluşumları sınırlı. Bu ender oluşumlar için gerekli elementler, Salda Gölü’nün etrafındaki kayaçlardan ve göl çökellerinden (sedimanlarından) sağlanıyor. Gölün alkali 9’dan büyük pH değeri ve yüksek magnezyum içeriği siyobakterilerin yanı sıra her yerde rastlayamayacağımız, göle özgü mikrobiyal bir yapının meydana gelmesine neden oluyor.

Bu sıradışı ortama uyum sağlayan arkea gibi ekstremofillere, yerküre dışında yaşam formları için aday mikroorganizmalar denilebileceği de belirtiliyor. Çalışmalar sonucunda göl sedimanlarında, Mars çalışmalarında kullanılan Carnobacterium viridians bakteri türünün tespit edilmesi, bu türün stromatolitik yapıların oluşmasında etkili olup olmadığı sorusunu da gündeme getirdi.

Gölde güncel mikrobiyal karbonat oluşumlarında etkili mikroorganizma türlerinin tespit edilmesi, su kimyasında yaşam stratejilerinin ve jeolojik kayıtlardaki izlerinin saptanması son derece önemli görülüyor. Bu çalışmalarla, Dünya dışında yaşam barındıran potansiyel alanlar tespit edilebilir, yerkürede yaşamın başlangıcı ve gelişimini böylece anlaşılır kılabiliyor. Örneğin Satürn’ün uydusu Enceladus’dan elde edilen veriler tuzlu, pH değeri 8,6 – 9,5 arasında değişen okyanuslara işaret ederken benzer özellikler taşıyan Salda Gölü yaşamın izlerini tespit etmede önemli bilimsel veriler içerebileceğini gösteriyor.

Yapılan çalışmalarda asıl hedef; sıradışı ortamlardaki mikrobiyal çeşitlilik ve aktiviteleri, kayaçlardaki olası izleri tayin etmek, kısaca Dünya dışı yaşam aramalarına rehber hazırlamak. Çalışmalar Salda’nın yanı sıra Denizli’de Acıgöl, Burdur’da Yarışlı ve Akgöl’de de devam ediyor. Tüm bu göller sıradışı ortamlarına rağmen içerdiği mikrobiyal çeşitliliğiyle yaşamın sınırlarının düşünülenin aksine çok daha geniş olduğunu gözler önüne seriyor. Geriye kalan da bu sınırları keşfetmek.

SALDA GÖLÜ’NÜN YAŞAMA KATTIĞI DEĞERLERDEN BAZILARI

Dünya‘da yaklaşık 4 milyar yıl önce oluşmaya başlayan, günün 24 saati oksijen üreten tek hücreli canlılar Salda Gölü’nde oluşmaya ve yaşamaya halen devam etmektedir. Bunlar, adeta göldeki oksijen pınarlarıdır. Bunlar, dünyanın ilk canlıları sayılmaktadır.

Endemik türler ve biyoçeşitlilik

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2013 yılında Salda Gölü ve çevresinde yaptığı çalışmada, 61 familyaya ait 301 sucul ve karasal bitki türü belirlenmiştir. Bu bitkilerden ikisi de endemik türlerdir.

Aynı çalışmada 101 kuş türünün varlığı tespit edilmiştir. Bu kuş türlerinden 75’i Bern Sözleşmesi kapsamında koruma altındadır.

Salda Gölü‘nün kendine has rengi nasıl oluşuyor?

Salda gölü, tatlı-sodalı su içerdiğinden, göl suyu bol miktarda magnezyum içerir. Bu magnezyum, göldeki bakteriler tarafından tüketilir ve beyaz renkli hidromanyezit minareline dönüşerek onların yapı taşlarını oluşturur. Hidromanyezit minerallerinden yapılı bakteri kolonileri bir araya gelerek stromotolitleri meydana getirir. Bu stromolitler göl içinde kıyı adalarının oluşmasına yol açar.

Bu adaların su yüzeyinden yüksekliği 5-8 metre, su içindeki yüksekliği de 8-10 metreye kadar ulaşabilmektedir. Kıyıda hidromanyezit mineralinden yapılı bu stromolitler, dalgaların etkisiyle ayrıştırılırlar ve sahil kumları olarak çökelirler. Böylece gölün etrafı bembeyaz bir kuşakla çevrilidir. işte bu beyaz sahil şeridi göle özel bir görünüm kazandırır.

Bu tür görünümleri Mars’tan gelen fotoğraflarda da yer alması oldukça dikkat çekicidir. Mars’tan gelen fotoğraflarda gözlenen beyazlıklarda hidromanyezit fizikçiler tarafından ileri sürülmektedir. Hidromanyezitler ise yalnızca sıvı suyun bulunduğu ortamlarda bakteriler tarafından üretilmektedir (stromolitler şeklinde). Salda Gölü, Mars gezegeninde hayat ve suyun olup olmadığına dair çalışmalar için ışık tutabilecek dünyamızdaki tabii laboratuarlardan biri olarak da görülüyor ve bu nedenle de bilim adamlarının gündeminden hiç eksik olmuyor.

Salda Gölü çevresindeki beyaz kumun sırrı ne?

Salda Gölü‘nün bulunduğu alandaki bu beyaz kumun, zor koşullara dayanıklı bir bakterinin atığı olduğu da söyleniyor. Benzer kayaçlar Kanada’da ve Mars’ta da bulunmuş. Buradan yola çıkan bilim insanları, Mars’ta da hayat olabileceği yönündeki şüphelerini bir adım daha ileri taşımışlar bu sayede. Başka bir deyişle; Salda Gölü, Mars’ın sırlarının Mars’a gitmeden çözülebileceği bir yer gibi de tanımlanabiliyor. Kuma beyaz rengini veren şey, içindeki yüksek magnezyum minerali.

Toros Dağları‘nın arasında krater özelliği taşıyan göl suyunun sodalı, magnezyum yönünden zengin ve killi yapısı var. Birinci derecede sit alanı ve turizm merkezi statüsü olan gölün kumsalı, sudaki magnezyum nedeniyle beyaz renkte.

Göl suyunda ve toprak yapısında magnezyum, soda ve çinko gibi minerallerin bulunduğunu kaydeden uzmanlar, göl suyunun sivilce ve mantar gibi bazı cilt hastalıklarına karşı etkili olduğunu ve şifa dağıttığını dile getiriyorlar.

SALDA GÖLÜ‘NE DOKUNULMASIN!

Salda Gölü ve çevresi 1. ve 2. derecede Doğal Sit Alanı, Sulak Alan, Tabiat Parkı, Ormanlık Alanlar, Tarım Alanları, Kumsal Alan’lardan oluşmaktadır. Bu alanların ulusal ve uluslararası sözleşmeler ile mutlaka etki alanında yer alan bütün çevresi ile birlikte korunması gerekmektedir.

K a y n a k l a r

Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top