Buradasınız
Ana Sayfa > Ekoloji > Kuru gölün kayıkları | Özer Akdemir

Kuru gölün kayıkları | Özer Akdemir

Marmara Gölü’nü gören bir tepenin üzerindeyim. Tekelioğlu köyünden on dakikalık yürümeyle geldim buraya. Gölü görünce durup izlemeye başladım.

Bulunduğum yerle göl arasında kalemle çizilmiş gibi sıralar halinde üzüm asmaları diziliydi. Hemen yanında da zeytinlikler vardı. Genç genç zeytin ağaçları. Asmaların ve zeytinlerin bitiminde, suların olması gereken yerde çırılçıplak bir arazi uzanıyordu.

İnce bir pusla kapalıydı göl ve karşı kıyıları. Göl diyorum ama göl demek ne kadar doğru onu da bilemiyorum. Bir avuç su var görünürde. Üzerinde kara kara lekeler olan bir avuç su. Erol Kesici Hoca olsa göl dememe hemen tepki gösterirdi muhtemelen. “Neresi göl bunun? Göl Marmara yok artık. Gördüğün su birikintisi” derdi. 

Böyle demedi ama Göl Marmara’nın kurumasında iklim krizi ve yanlış su politikalarının yanı sıra etrafında yaşayan köylülerin de önemli hataları olduğunu söylemekle yetindi. İstanbul’da şimdi. İzmir’e döndüğünde göle birlikte gideceğiz ve orada anlatacak tüm bu hataları. 

Gerçi bugün köylüler dokunsanız ağlayacak kadar kederliler. “Sizde de hata var be kardeşler” sözlerini duymak istediklerini pek sanmıyorum şu aralar. Yaraları kabuk bağlamadı henüz. Çatacak yer arıyorlar adeta. “Göle neden Gördes Barajından, Ahmetli Regülatöründen su verilmiyor? Su neden bomboş akıp gidiyor” diye serzenişte bulunuyor kime soru sorsak. 

Aslında tam da şimdi köylülere hiçbir suyun boşa akmadığını, o suların binlerce yıldır etrafına hayat verdiğini, denize dökülen suyun da boşa akmış sayılamayacağını, su döngüsünü vs. anlatmak gerek. Ancak bu sözler onların şu anki çaresizliğine yanıt olabilecek gibi de görünmüyor. 

Su kalmamış gölde çünkü. Köylülerin geçim kapısı olan balıkların hepsi ölmüş. Kuşlar belki de bir daha dönüp gelmemek üzere çekip gitmişler. Göl insanları nerede hata yaptık demeden önce bu duruma gelinmesinin sorumluluğunu ülkeyi yönetenlerde arıyorlar ki bence yerden göğe kadar haklılar… 

GÖLÜ ASIL GÖRDES BARAJI KURUTTU

Tepeden göle bakarken tam önümde duran iki adama, “Ne zaman bu hale geldi göl” diye seslendim. Aynı anda sıçrayarak döndü ikisi de. Birkaç dakikadır onların ardında durduğumun farkında bile olmadan dalıp gitmişlerdi kederli manzaraya.

“İki üç yıl oluyor” dedi, sonradan adının Coşkun Oktay olduğunu öğrendiğim göbekli, orta yaşlı adam. “Yağmur yağmayınca böyle oldu.”

“Sadece yağmur mu?” diye sordum bu gerekçeye pek de inanmamış gibi.

Kuru göl yatağında belli belirsiz görünen kayıkları işaret ederek, “Balıkçılık yapılıyordu köylerde. Gölün etrafındaki tarlalar da sulanıyordu. Kuruyan yerlere zeytin dikilip, ekin ekilince sular iyice azaldı. Ancak gölü asıl Gördes Barajı kuruttu” dedi.

Köylülerin göle gelen derelerin sularını toplayarak onun kurulmasından sorumlu tuttukları Gördes Barajının ilginç öyküsünü de anlatayım yeri gelmişken;

Gördes Barajı İzmir’e 150 kilometre uzaklıkta. Manisa ilinin sınırları içerisinde. İzmir’den hiçbir zaman istediği oyu alamayan AKP bu kente adeta günahını vermezken Gördes Barajının suyunu nasıl verdi sorusunun peşine düşelim isterseniz. 

Aslında sorunun yanıtı “tamamen duygusal”! AKP hükümeti İzmir Konak Meydanı’na kuş uçuşu 20 km uzaklıktaki Efemçukuru köyünde Kanadalı TÜPRAG şirketi altın madeni işletebilsin diye 300 bin kişinin içme suyunu karşılaması planlanan Çamlı Barajının yapımına izin vermedi. “İzmir’in bu baraja ihtiyacı yok. Gördes Barajı 2040 yılına kadar kentin ihtiyacını karşılayacak” diye açıklamaya çalıştılar bunun gerekçesini AKP’li yetkililer.

Sonrası ise tam bir kara komedi. Barajın dibi delik çıkınca Gördes bir türlü su tutamadı. Bunun üzerine sular tamamen boşaltılarak dipteki delik bulunup kapatılmaya çalışıldı. Sonuçta Gördes Barajı şu güne kadar İzmir’in içme suyuna tek damla katkı sağlamadı ancak kendi su havzasındaki Ege Bölgesi’nin en önemli gölünü kurutmayı başardı!

Alanı ile ilgili onlarca kitap yazan Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey de bu duruma dikkat çekiyor. Göl Marmara ile ilgili yaptığımız Çepeçevre Yaşam programına yorum yapan Atabey; “Kurumanın en büyük nedeni baraj. Eskiden DSİ gölleri, sulak alanları kanallar açarak kurutuyordu. Günümüzde ise baraj yaparak gölleri kurutuyor” diyordu.

**

Pus çökmüş gölün dibinde kalan bir avuç suyun üzerinde görünen bencik bencik lekeler kuşmuş! “Kara Meke onlar, eti yenmez, vurmaya değmez” diye anlattı gölde “sertifikalı” avcılık yaptığını söyleyen Yakup Uyan. Yıllardır avcılık yaptıkları göle artık adım atmadıklarını söyledi boynunu yana eğip üzgünce. Su yoksa kuş da yoktu çünkü. 

Avcıların göle gidememelerine üzüldüm desem yalan olur ancak onunla ‘Avcılık cinayet midir’ tartışmasına da girmedim. 

**

KAYIK ÖLÜLERİ ÇÜRÜMEYE TERK EDİLMİŞTİ

O gün, Tekelioğlu köy meydanında yapılan “Marmara Gölü Yaşasın” etkinliğinin ardından gölün kıyısına indik. Yüzlerce insan köy ile göl arasındaki birkaç kilometreyi kortejler oluşturarak suyun önemini yazan pankart ve dövizlerle yürüdüler.

Gölün kıyısında suların kurumasının ardından karaya çekilen kayık ölüleri bulundukları yerde çürümeye terk edilmişti. Mavi, yeşil, mor kuşaklı tekneler kim bilir gölün berrak sularında nasıl da nazlı nazlı dolaşmışlar, boyları bir metreyi bulan sazanları balıkçıların şen şakrak çığlıkları arasında kıyıya nasıl da taşımışlardı.

Göl kıyısındaki köylerde yaşayan balıkçıların ağzını bıçak açmıyor bugünlerde. Balıkçılık kooperatifi başkanı “En çok biz mağduruz” diyordu da başka söz etmiyor. Daha birkaç yıl öncesine kadar eşleriyle, oğullarıyla balığa çıkan kadınlar bugün gölün arkasından ağıtlar yakıyor. Tarlası tapanı olmayanlar geçimlik iş bulabilmek için köylerini terk ediyorlar. Sular kurumuş, balıklar ölmüş, kuşlar göçmüştü ya, gayri kalanlara da huzur yoktu bu topraklarda. Sadece Tekelioğlu köyünden 25-30 hanenin alıp başını gittiğini söyledi köylüler.

“Gölümüze su verilsin, gölümüzü istiyoruz, kuşları, balıkları, suyun serinliğini…” diyordu kime kameramızı çevirsek. Belediye başkanları söz üzerine söz verdiler köylüye. “Gerekirse Gördes’ten, Ahmetli Regülatöründen başka yelerden su basacağız göle. Hiç merak etmeyin” dediler. Biracık da olsa umut serptiler köylünün yüreğine.

**

Göl Marmara kururken sadece içindeki canlılar, balıklar ve kuşlar değil çevresindeki tüm yaşam da yok oluyor. Kuru gölün kayıkları bugünlerde hepimizi bekleyen kara günlerin haberini taşıyor!..


Evrensel

Özer Akdemir
Evrensel Gazetesi yazarı. 1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor. EGEÇEP Yürütme Kurulu ve çeşitli komisyonlar ile Ekoloji Birliği'nde Koordinasyon Kurulu ve Yürütme Kurulu'nda da görev yapmıştır.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top