Buradasınız
Ana Sayfa > Coşkun Özbucak > Maden Fatsa ve Ünye’yi yok edecek!

Maden Fatsa ve Ünye’yi yok edecek!

Fatsa’da beş yıldır devam eden siyanürle altın ayrıştırma çalışmaları nedeniyle halktan gelen tepkiler bitmiyordu. Zaman zaman haberler geliyordu “Heyelan oldu.”, “Sulara siyanür karışmış.”, “Sulara tahlil yapılmış, içilmez raporu verilmiş.” diye. Belediyeye, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne dilekçeler verildi. Belediye köylere su taşıdı. Yollar bozuldu, evler çatladı. Beş yıl boyunca canından bezdi maden sahasının çevresindeki mahallelerde yaşayan halk.

Halk bu sıkıntılarla boğuşurken yeni bir kara haber daha geldi. Şirket kapasite artırımı için girişimlere başlamış. Bunu öğrendiğimizde görüştüğümüz bölge insanlarının konuşurken ses tonları kızgınlığı, şaşkınlığı belli ediyordu. Şirket yeni maden sahaları ile tarım alanlarını yok etmeye, sağlığı tehdit etmeye devam ediyordu. Kısacası halkın göç etmesi için şartları zorluyordu.

Toplantı yerinin seçimi bilinçli

Şirketin ilk adımı, “Halkı bilgilendirme toplantısı”nı yapmaktı. Toplantı 30.05.2019 tarihinde Yukarıbahçeler Mahallesi Camii’nin alt katında saat 11.00’de yapılacaktı.

Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) olarak bölge insanlarıyla ön görüşmelerimizi yaptık. Katılımın biçimi, mahallelerdeki halkın tutumu hakkında bilgilendik. Madende Yukarıbahçeler Mahallesi’nden işçi olarak çalışanlar bulunuyor. Mahalle, iftar yemekleri ile birlikte sosyal projelerle şirketin lehine tutum alır hale getirilmiş. Tüm bunlara karşın madenin zararlarını bilen ve karşı çıkanlar da yok değil. Diğer mahallerden madenin taraftarı olan yok demek yanlış olmaz. Böyle bir somutlukla “halkı bilgilendirme toplantısına” katılmak için hazırlıklara başladık.

Yolculuk başladı

ORÇEV Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül’le yola çıktık. Fatsa’ya geldiğimizde Ali Atasoy bizi karşıladı. Ünye’den gazeteci Ulvi Gündoğdu’yu da alıp Ali Atasoy’un aracıyla yola çıktık. Fatsa-Korgan yolundan Yukarıbahçeler Mahallesi yoluna girip bir süre gittik ve karşı tepedeki maden sahası “Ben buradayım” dercesine bizi karşıladı. Dağ yok olmuş, yeşilin ortasında sarı bir toprak yığınına dönmüş. Burayı görüp de morali bozulmayan olmaz. Zararları ayrı tartışma konusu ama Karadeniz’in yeşili içinde görüntü kirliliği ancak bu kadar net olur. Arabadan inip moralimizi bozan madenin dağı yok eden fotoğrafını çektik. Bu tepeyi her gün görenler kanıksadılar mı yoksa nefretleri her gün daha mı büyüyordu kendi kendime sordum.

Dostlarla birlikteyiz

Yola devam ettik ama araçlar yoldan toz kaldırıyordu. Aracın camını kapatmak zorunda kaldık. Madenin mahallelilere bir hediyesi de toz olmuş. Biraz daha gittikten sonra çevre mahallelerinden olan arkadaşların bizi beklediği yere geldik. Eren Atasoy, Cevat Atar ve diğer arkadaşlarla kucaklaştık. Kısa bir değerlendirme yaptık. Toplantıda kimler olacaktı, bizler nasıl bir tutum içinde olacaktık değerlendirdik. Bir de buluşmayı kayıt altına aldık, fotoğraf çektirdik. Eren Atasoy ve Cevat Atar siyanürle altın ayrıştırma girişiminin başından bu yana aktif mücadele eden arkadaşlarımız. Eren Atasoy Ordu Çevre Derneği’nde başkan yardımcılığı da yaptı. Şimdi üye olarak aynı sorumlulukla çaba harcıyor. Cevat Atar da ilk dönem direniş çadırının kurulduğu arazinin sahibi. Mücadelede önemli katkıları olan ağabeyimiz.

Araçlarımıza bindik, nasıl bir ortamla karşılaşacağımızı bilemiyorduk. Yukarıbahçeler Mahallesi Camii Sokağı başına geldiğimizde onlarca aracın yol kenarında park edildiğini gördük. Kalabalık olacağını anladık. Biz de yol kenarına aracımızı park edip indik. Birkaç tanıdık daha vardı, kucaklaştık. Bizden önce geldikleri için kendilerinden kimlerin geldiği hakkında bilgi aldık. Eskisi gibi silahlı jandarma yoktu ama komutanlar oradaydı. Belki de biraz ilerde araçlarındaydılar ve komutanları çağırınca geleceklerdi. Bilemiyoruz.

Mahalle içinde maden

Yukarıbahçeler Mahallesi maden işletme sahasının hemen altında. Sanki maden sahası evlerin üzerine yıkılacakmış gibi, çok yakın. Yol kenarındaki bir evin balkonundan maden sahasının fotoğrafını çektim. Evlere o kadar yakın ki toplantıda bir kişinin vurguladığı gibi maden çalışmasının gürültüsü bile karşı çıkma gerekçesi olmalı.

Toplantı yerine gidiyoruz

On beş kişi olduk. Yol kenarından toplantının yapılacağı cami tarafına geçtik. Caminin gölgelik tarafı insanlarla doluydu. İlk bakışta dikkat çeken, bekleyenlerin köylülerin olmadığıydı. Görüntü “Biz şirketin mühendisleriyiz, işçileriyiz” diyordu. Çünkü cami önünde ve yol kenarındaki araçların büyük bölümü Ankara plakalıydı. Şirket iyi hazırlık yapmıştı. Toplantı 11.00’de başlayacaktı. Daha Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü görevlileri gelmemişti. Fatsa ADD yöneticileri geldi. Onlarla da kucaklaşıp değerlendirme yaptık. Geçmiş dönemde mücadele içinde olan Fatsa’dan Resul Şahin ve Osman Güvenalp de geldi.

Toplantı başlıyor

Bizler içeri girmeden salonun ön kısımları doldurulmuştu. İçeri girip arka taraflarda yer bulduk kendimize. Yan yana, arka arkaya oturduk. Gözler bizim üzerimizdeydi. Özellikle şirketin mühendisleri ve çalışanları bizleri meraklı gözlerle izliyorlardı. Tutumumuzun ne olacağını kestiremiyorlardı.

Şirketin mühendisi bir kadın proje hakkında bilgi vermeye başladı. Sesi çok az çıkıyordu. Ses gelmiyor, bir şey anlaşılmıyor tepkileri artmaya başladı. O da ortamdan etkilenmişe benziyordu. Çok kısa bir sunum yaptı. Anlattıklarına o da inanmıyordu sanki. Maden çalışmaları başlayalı beş yıl olmuştu. Kapasite artırımı en az üç kat olacak ve çalışma on dört yıl sürecekti. Yapılan sunumda önlemlerin alınacağı ve hiçbir olumsuzluğun olmayacağı anlatılıyordu.

Tartışma başlıyor

Şirketin sunumu bitti. Soru ve görüşler var mı diye sorulunca sessizlik bozuldu. Salonda bir kıpırdanma başladı. Söz isteyenler, siyanürle altın ayrıştırmasına karşı çıkanlar oldu. Yirmiye yakın konuşmacı oldu. Önden başlayarak söz verildi.

Önce Resul Şahin söz aldı. Soru yerine siyanürün ve madenciliğin etkilerini anlatmaya başlayınca sözlü müdahale başladı. Salonda karşılıklı konuşmalar, bağırmalar arttı. Osman Güvenalp ise, kimyasallar hakkında bilgi vererek, sağlık sorularına dikkat çekti. Sunumda bunlardan neden söz edilmediğini sordu. Ben de söz aldım. Yerleşim yerlerinin durumunu, ilgili alanın fındık bahçesi ve orman olduğunun söylenmediğini, bölgenin maden sahası yapılmak istendiğini ve bu nedenle insanların buradan göç etmek zorunda bırakılacağını anlattım. Bu konuda bilerek bilgi verilmediğini belirttim.

Ordu Çevre Derneği Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül de, şirketin amacının ne olduğunu vurgulayıp burada yaşayanların sağlıklarının ve geleceklerinin tehlike altında olduğunu örneklerle anlattı. Ertuğrul Gazi Gönül’e de laf atmalar oldu. Ortalık daha da karıştı. Yukarıbahçeler Mahallesi’nden maden aleyhine konuşmanın olmayacağını sanıyorduk ama yanılmışız. Bir kişinin maden çalışmalarından rahatsızlığını dile getirmesi toplantının en önemli konuşması oldu. Maden işletmesine yakın bir mahalleden olan Alaattin Yılmazer de, ÇED için uyulması, yapılması gereken kurallara değinerek sorduğu önemli sorularla dikkat çekti.

“Dışarı attırırım!”

Karşılıklı konuşmalar, ayağa kalkmalar devam ederken toplantıyı yöneten Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü görevlisinin “Oturun, bağırmayın, dışarı attırırım.” demesi tepkiyi daha da büyüttü. İçeri jandarma komutanı girdi ama bir müdahalede bulunmadı. Kimse dışarı çıkmadı-çıkarılmadı. Tartışmalar, laf atmalar, bağırmaların arkası kesilmedi.

Dışarıdan gelenler

Toplantıda ilginç olan ise çevre mahallelerden, Fatsa ve Ordu’dan gelen biz dernek yöneticileri için “dışarıdan gelenler” nitelemesi yapıldı. Buna tepki gösterdik. Hepimiz ayağa kalkarak konuşmaya başladık. O anda bir arkadaşımızın “ Şirkette çalışanlar el kaldırsın” demesi üzerine salonun orta yerinde oturanlar kalabalık bir grup el kaldırdı. Bu arada Fatsa ADD Başkanı Nur Hilal Gündüz söz alarak “dışarıdan” tanımını eleştirdi ve hepimiz buralıyız, diyerek Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü görevlisinin şirketten yana tutum aldığını söyledi.

Görev tamam

Tartışmalar ilerledi. Her bir ağızdan sesler yükseldi. Artık salonda kalmanın gereği kalmadı. Görev tamamlanmış, şirket teşhir edilmişti. Toplu olarak dışarı çıkarken birinin, “Bize parayı şirket veriyor, siz ne veriyorsunuz? Dün akşam iftar yemeği verildi, siz neredeydiniz?” diye bağırması da gerçeği ortaya çıkarıyordu. Dışarı çıktık. Araçlarımıza binerek ayrıldık. Yukarıtepe Mahallesi’nden katılımcıların bahçelerinden kirazlarımızı yedik Fatsa’ya indik. Ziraat Odası eski başkanı ve ziraat mühendisi olan Fatsa Belediye Başkanını Ordu Çevre Derneği olarak ziyaret edip madende siyanür kullanılmasından dolayı özellikle suların zaman zaman tahlil edilmesinin gerektiğini, madenin Fatsa’ya zararın olacağını söyledik.

Fatsa ve Ünye’de maden sahaları büyüyor. Tarım arazileri ve ormanlar yok ediliyor. Halkın yaşam alanları daralıyor. Göç kapıda. Fatsa ve Ünye’nin geleceği belirleniyor. Bakalım süreç nasıl işleyecek? Kim nasıl tutum içinde olacak? Yaşayıp göreceğiz.

Coşkun Özbucak
Coşkun Özbucak
1958 yılında Ordu’da doğdu. Öğretmenliği süresinde kurucu başkanı olduğu Eğitim-Sen'de başkanlık ve yöneticilik yaptı. Mitinge Karşı Miting, Üzülme Güneş Yeniden Doğacak, Ordu’dan İnsan Manzaraları ve Dilek Ağacı adlı kitapları bulunuyor. Uzun yıllardır ekoloji mücadelesi içinde aktivist olarak yer aldı. ORÇEV YK üyeliği yanı sıra Ekoloji Birliği YK üyesi olarak da görev yapmayı sürdürmektedir.
https://ekolojibirligi.org

Maden Fatsa ve Ünye’yi yok edecek!” üzerine 2 yorum

  1. Oradaki insanların büyük bi çoğunluğu orada çalışıyor, kimileri de köyün önde gelenleri. Onlar sesini çıkarmadığı sürece diğerleri hiç bir rahatsızlık dile getirmezler. O sözde önde gelenler günü kurtarmanın derdinde. Gelecek nesilleri düşünebilecek kapasite yok. O yüzden köylüden bir cacık olmaz. Devlet bu konuya el atarsa ancak o zaman önüne geçilir, aksi halde sonuç belli. Duyarlılığınız için sizlere teşekkür ederim.

  2. Evini, bağını, bahçesini, eşşiz doğasını terketmek zorunda kalacak insanlar.. Yaşadığı harika doğasının büyük boşluğunu, yokluğunu anladıklarında iş işten geçmiş olacak..

Bir cevap yazın

Top