Buradasınız
Ana Sayfa > Özer Akdemir > Havaalanındaki arılar ve İstanbul seçimleri

Havaalanındaki arılar ve İstanbul seçimleri

“Arıların yuvası olan ormanı kesip havalimanı yaparsan elbette arılar basar. Çünkü orada onun kovanı vardı bir zamanlar.”

İstanbul Havalimanında uçakların park ettiği yerde binlerce arının uçuşmasına “Arılar havalimanını bastı” diye başlık atan gazetelere birçok kişi yukarıdaki yanıtı yazdı sosyal medyada. On binlerce canlının, onlarca sulak alanın, binlerce hektar orman eko siteminin yok edilmesi sürecinde bu yıkımın sonuçlarının tüm İstanbul’a yansıyacağı uyarılarını yapanlar bir kez daha haklı çıktı.

Arıların havalimanı apronunda oğul vermesinden daha birkaç gün önce onlarca uçak rüzgar nedeniyle inemeyip başka havalimanlarına yönlendirilmişti. Havalimanı daha proje aşamasındayken bölgenin iklimsel özelliklerini, rüzgar durumunu ortaya seren bilimsel raporlar bu olayların yaşanma olasılığına dikkat çekerek sadece bu nedenle bile projenin yapımının yanlışlığına işaret etmişlerdi.

Yapımında çalışan işçilerin emek sömürüsü, çalışma ve barınma koşulları nedeniyle yaptıkları eylemler, zeminde meydana gelen çatlak, yağmurlarda su basması gibi birçok olumsuz gelişme eşliğinde açılan havalimanının ülke ekonomisi ve ekolojisi açısından nasıl büyük bir yanlış olduğu artık her geçen gün daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı.

Çünkü yandaş sermayeye rant aktarma amaçlı bu tür “çılgın proje”lerin yaratacağı ekonomik, ekolojik, sosyal olumsuzlukları gizlemek çok kolay değil. Mega projelerin olumsuz etkileri de mega oluyor.

Ne garip ve acıdır ki kapatıldığı yıl dünyanın en iyi 5 havalimanından birisi olarak seçilen Atatürk Havalimanının yerine hizmete alınan İstanbul Havalimanının yanlışlığını THY eski Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu “Yerel’den Global’e’ THY’nin Yükseliş Dönemi” adlı kitabında bakın nasıl itiraf ediyor;

“THY’nin agresif büyümesi sonucu, Atatürk Havalimanı artan hava trafiğini kaldıramıyordu. Sürekli iyileştirmelerle durumu kurtarıyorduk. Havalimanında bir paralel pist ve ek bir terminal işi kurtarabilirdi.

“Üç alternatif hazırlandı. İki versiyonda THY yönetim binası ve cami minaresinin uçlarının yıkılması gerekiyordu. Kamulaştırmaya da ihtiyaç yoktu.”

“Atatürk Havalimanı’na inen 100 uçaktan yaklaşık 70 kadarı dar gövde uçaklardı. Bu da 2030’a kadar ihtiyacı karşılıyordu.”   

“3. Havalimanı bir AVM mantığı ile yapılmıştır. Uçakların kalkış süreleri vs gibi verimlilik noktaları ikinci planda kalmıştır. Bu durum ise uçak şirketlerinin maliyetlerini artıracak ve muhtemelen THY çok ciddi  yeni maliyetlerin altından kalkamayacak duruma gelecek.”

“Binali Bey “Yeni havalimanının ilk bölümünü biz 2015’in ilk çeyreğinde teslim edeceğiz” dedi. Cemal Şanlı’da “Atatürk Havalimanı’ndaki iş de aynı sürede bitecekse, yeni havalimanı daha mantıklı dedi. “İmkansız” dedim. Binali Yıldırım “Biz, Bakanlık olarak söylediğimizden önce bitiririz” dedi.”

Meclis Başkanlığı koltuğunu bırakıp (ya da bıraktırılıp demek daha doğru sanki. Çok istekli görünmüyordu adaylık sürecinde ve hala o isteksizlik seziliyor her halinden) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) adaylığına getirilen Binali Yıldırım, 18 yıllık AKP iktidarı döneminin kilit isimlerinden birisi. Yıldırım, Erdoğan’ın belediye başkanlığı zamanında 1994 yılında İstanbul Belediyesinde İDO Genel Müdürlüğü yaptı.

Erdoğan’dan sonra İBB koltuğuna oturan Ali Müfit Gürtuna tarafından “akrabalarına İDO’nun büfelerini dağıttığı” için görevden alındığı haberleri, şimdi birer AKP basın bürosu gibi çalışan yandaş medyanın tozlu arşivleri arasından bulunup, geçtiğimiz günlerde yeniden gündeme getirildi. Yıldırımın kişisel serveti, oğlunun gemileri vs konular da tartışılıyor doğal olarak.

Bütün bunların yanı sıra ekonomik-ekolojik açılardan nasıl büyük bir yıkım projesi olduğu her geçen gün değişik gelişmelerle ortaya çıkan İstanbul Havalimanı yapımında Yıldırım’ın rolünü ortaya koyan yeni bilgiler, 23 Haziran’dan sonra Yıldırım’ın kazanması durumunda kenti eskisinden de büyük bir tehlikenin beklediğinin de işaretleri.

25 yıllık AKP beton-rant-asfalt belediyeciliği devam edecek Yıldırım kazanırsa. Şurası çok açık ki, ne İstanbul’un bu yağma-talan-yalan belediyeciliğine, ne Türkiye’nin aynı yöndeki siyasete tahammülü kalmadı.

Mazbatası 6 Mayıs’ta YSK darbesi ile elinden alınan Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasının taşları nasıl yerinden oynattığı 18 günlük belediye başkanlığı döneminde görüldü. Ekonomik, sosyal, ekolojik yıkımın etkilerini, siyaseten tepetaklak gidişini artık gizleyemeyen, düşüşü yavaşlatmak için her türlü çabayı gösteren AKP’nin yarattığı yıkımın tamiri de öyle kolay olmayacak elbette.

İstanbul Havalimanının apronunu dolduran arılar, yaşam alanları üzerindeki bu felakete karşı doğanın bir uyarısı ve tepkisidir.

23 Haziran’da yediden yetmişe İstanbullular da, 25 yıllık AKP zulmüne, oğul veren arılar gibi bir araya gelerek son verecek, İstanbul seçimleri arıların ve yarınların kurtuluşunda önemli bir dönemeç olacaktır.

Özer Akdemir
Özer Akdemir
1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehliken/ Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor. Ekoloji Birliği ve EGEÇEP Yürütme Kurulu üyeliği görevlerini yapmaktadır.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top