Buradasınız
Ana Sayfa > Bilim > Sulardan zehirlenmeler arttı, Bakanlık uyuyor: Bolu’da 141 kişi şebekeden zehirlendi

Sulardan zehirlenmeler arttı, Bakanlık uyuyor: Bolu’da 141 kişi şebekeden zehirlendi

Bolu’da şebeke suyundan zehirlenmelerin olduğu ve bir kişinin yaşamını yitirdiği olayın üzerinden 10 gün geçti. Uzmanlar, resmi kurumlardan açıklama gelmemesinin ve “ilaç karıştı” gibi söylemler ortaya konulmasının korkutucu olduğunu belirtti.

Son zamanlarda yaşanan sudan zehirlenme olayları, şebeke sularının güvenilirliği konusunu yeniden gündeme getirdi. Zehirlenme vakalarının ilk olarak 16 Temmuz’da görüldüğü Bolu’nun Yuva köyünde 141 kişi hastaneye kaldırıldı, bir kişi yaşamını yitirdi. İlk olarak çocuklarda etkilerini gösteren zehirlenme, kısa sürede tüm köye yayıldı. Tam olarak alınan analizlerden sonuç çıkmamış olsa da suyun içinde bakteri bulundu. Ayrıca yoğun bakımda tedavi olan hastalarda halk arasında HÜS olarak da bilinen ve böbrek yetmezliği ve kan değerlerinde bozukluklara yol açan Hemolitik Üremik Sendromu tespit edildi. Bolu Valiliği tarafından yapılan açıklamada, 87 kişinin taburcu olduğu, 53 kişinin ise tedavisine devam edildiği belirtildi.

KURBAN ATIKLARINDAN KAYNAKLANABİLİR

Cumhuriyet‘in haberine göre; zehirlenmelerin sokak hayvanları tarafından dağıtılmış kurban atıklarından kaynaklanabileceğini söyleyen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Kocazeybek, “Basından aldığımız bilgilere göre, hastalarda kanda ürenin fazla olması ve eritrositlerin erimesiyle, üre ve kreatinin fazlalığına bağlı böbrek fonksiyonlarının bozulması yani HÜS olduğu ifade ediliyor. Bu tip klinik bulguları bakterilerden sıklıkla ‘Enterohemorajik Escherichia coli’ ve “Shigella” olarak adlandırılan iki mikroorganizma neden oluyor. Bu  mikroorganizmalar kanlı ishal, kusma tablosuna yol açıyor” dedi. Hayvan atıklarının doğadan su kaynaklarına, depolara geçmesi ve bu kaynaklardan insanlara bulaşabildiğini belirten Kocazeybek, “Eğer bu bakteriler sularda varsa ve hastalık etkeni bu bakterilerse, özel yöntemlerle 96 saatte tanımlanabilir. Ancak henüz Sağlık Bakanlığı hastalık etkeniyle ilgili bir açıklama yapmadı” diye konuştu.

“İLAÇ KARIŞMASI DOĞAL MI?”

Daha önce Uşak Eşme’de 1.500 kişinin zehirlendiğini ve benzer bir konunun Ordu’da da yaşandığını hatırlatan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Dursun Kahraman, “Bu yaşananlara sadece bizim duyduklarımız. Suya erişmek her yurttaşın hakkı ve devletin bunu sağlıklı bir şekilde sağlaması gerekiyor. Zehirlenmeler yaşandıktan sonra ilaç karıştı gibi bahaneler açıklıyorlar. Suç olan şeyler bahane haline geldi. Bizim sadece sayı açıklayan bir Sağlık bakanlığımız var. Daha önce yaşanan yerlerde neler yapıldı düzgün açıklanmıyor. Ordu’da belki de Fatsa madenlerinden çıkan siyanür buharından oldu ya da gerçekten tarım ilacı karıştı, bilmiyoruz. Ayrıca ilacın karışması doğal bir olay mı?” ifadelerini kullandı. 

Bölgede yapılan analizlerin kısa sürede çıkacağını dile getiren Kahraman, “Olay 10 gün önce oldu ama biz hâlâ analizleri bekliyoruz. Normalde bu tarz analizler bir ya da iki güne çıkar. Ayrıca çevrenin de araştırılması gerekiyor. Çevredeki sularda analiz yapıldı mı yoksa orada da vaka çıkmasını mı bekliyorlar?” şeklinde konuştu. 

KIRIKKALE’DE AYNI AİLEDEN 14 KİŞİ

Kırıkkale Karakeçili’de aralarında çocukların da bulunduğu aynı aileden 14 kişinin Kızılırmak’tan su içtikten sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı öne sürüldü. Karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma şikâyetiyle hastaneye başvuran ailenin durumlarının iyi olduğu öğrenildi. 

Öte yandan Evrensel‘in haberinde ise; Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Selahattin Beyaz su zehirlenmelerine karşı “Bolu’daki olayın daha vahimi olabilir. Pek çok yerleşim yeri için benzer tehlikeler söz konusu” sözleri ile uyarıda bulunuyor.

Haberde ayrıca Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu Başkanı, Uzm. Dr. Nasır Nesanır ise, su kaynaklı salgınlarda ilk bakılması gereken noktalarından birinin su depoları olduğunu söyleyerek şunları belirtiyor:

Su kaynaklı olası salgınların önüne geçebilmek için su depoları belirli periyotlarla denetlenmesi gerektiği belirten Nesanır, “Denetlendiğinde; su deposunun koruma alanının yeterli olup olmadığına, su ile temas eden yüzeyin uygunluğuna, sabit merdivene, depo içinin temizliğine, havalandırma bacasının varlığına, haşere ve kemirgen girişini engelleme durumuna, kapı-pencere güvenliğinin yeterliliğine, klorlama cihazının uygun çalışıp çalışmadığına bakılmalıdır” dedi.

SU KAYNAKLARI SALGINLAR İÇİN ÇAĞRI

Dr. Nasır Nesanır salgın geliştikten sonra ise salgına ani cevap vererek sönümlendirmek gerektiğini belirterek Sağlık Bakanlığına bazı sorular sordu:

  • Bolu’daki tespit edilen vakaların il sağlık müdürlüğüne bildirimi anında yapılmış mıdır?
  • Sağlık müdürlüğü ilk vakanın tespitinden kaç gün sonra köye gitmiştir?
  • İlk vakanın tespitinden kaç gün sonra su deposu ve şebeke suyu ile gıdalardan numuneler alınmıştır?
  • Su deposundaki bakiye klor ölçümü ilk vakadan kaç gün sonra yapılmıştır? Sonuç ne olmuştur?

Dr. Nasır Nesanır son olarak şunları söylüyor: “Su kaynaklı salgınların önüne geçebilmek için Sağlık Bakanlığı’nın, il özel idarelerinin, belediyelerin belirlenmiş görevlerini, temiz suyun bir hak olduğunu ve toplum sağlığının öncelenmesi gerektiğini hatırlatıyoruz. Tıkanan bu sağlık sisteminin devamının, yeni salgınların önünü açacağını ve yıkımı derinleştireceğini belirterek, şeffaf ve bilimsel salgın yönetimi talebimizde ısrar ediyoruz.”

İSTANBUL VE DİĞER İLLER İÇİN DE TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR!

isim

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Selahattin Beyaz, normal koşullarda her gün su analizi yapılarak şebekeye öyle su verilmesi gerektiğinin altını çizerek başladığı sözlerini şöyle sürdürdü: “Su köye yakın bir orman alandaki kaynaktan alınıyor. Bu kaynak kontrol edilmiyor ve zaman içinde kirleniyor. Ayrıca kaynaktan köydeki evlere suyu dağıtan su şebekesi yani borular çok eski ve paslı. Dahası sadece kaynak değil, kaynağın çevresinin de kirlenmeye karşı korunuyor olması gerekirdi. Ama anlaşılan o ki bunlar yapılmamış. Yapılsaydı zehirlenme vakaları ortaya çıkmadan sorun tespit edilir, sorun çözülene kadar gerekli önlemler alınırdı.”

Kovid-19 pandemisinin temiz suya erişimin ne kadar önlemli olduğu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Beyaz, “Hal böyleyken insanların su kaynaklı kirleticiler ile hastalanması, zehirlenmesi ve hayatını kaybetmesi tam bir yönetimsizlik anlayışını ortaya koymaktadır” dedi.

Beyaz son olarak şunları söyledi: “Temiz su kaynağını, sadece tatlı su olmasını yeterli gören su yönetimleri halk sağlığını umursamadan, su kaynaklarının kirlenmesine karşı kayıtsız kalmaktadır. Bolu ve Kırıkkale vakaları bunu göstermektedir. Bugün iki yerleşim yerinde karşılaşılan sorun yakın gelecekte diğer yerleşimleri de tehdit edecektir. Günde 400 ton katı atık üreten Düzce’nin, çöp süzüntü suları, Melen çayı kenarında. Melen’den İstanbul’a günlük 700 bin ile günlük 1 buçuk milyon metreküp su geliyor. Çöpün zehirli suları bizim sulara karışabilir. Bolu’daki olayın aynısı, hatta daha vahimi olabilir. Başka pek çok yerleşim yeri, il  için benzer sorunlar, tehlikeler var. Bilim insanları içme su kaynaklarında mikro kirleticilerin sağlık etkilerinden korunmanın çözümlerini üretirken, ülkemiz sermayesi, temiz su kaynaklarının bulunduğu su havzalarını yapılaşmaya açarak yağmalamakta, kirlenmiş veya kirlenme riski olan su kaynaklarını ise halkın kullanımına sunmaktadır. Canlı yaşamını tehdit eden kirlenmiş su kaynakları insan ve diğer canlıların kullanımına sunulmamalıdır. Su ile gelen ölümler ve hastalıkların sorumlusu; sermayenin halk sağlığını yok sayan su yönetimleri ve iktidarlardır.”


Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top