Buradasınız
Ana Sayfa > Öne Çıkanlar > Murat Dağı için hazırlanan bilirkişi raporu: Siyanür sızarsa kitlesel ölüm riski var!

Murat Dağı için hazırlanan bilirkişi raporu: Siyanür sızarsa kitlesel ölüm riski var!

Murat Dağı’ndaki altın madeni projesine dair bilirkişi raporunda, siyanür sızarsa kitlesel ölümler olabileceği ortaya koyuldu. Kütahya Barosu, raporun ardından yürütmenin durdurulmasını talep etti.

Murat Dağı’nda altın ve gümüş madeni kurulması projesine olumsuz görüş bildiren bilirkişi raporunun içeriği belli oldu. Siyanür sızması durumunda kitlesel ölüm riskinin bile olabileceğini ortaya koyan bilirkişi raporunun ardından Kütahya Barosu “ÇED olumlu” kararının iptali davasında yürütmenin durdurulması talebiyle mahkemeye başvuruda bulundu.

Kütahya’nın Gediz ilçesi Murat Dağı’nda geçen ağustos ayında yapılan keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporu geçen günlerde belli oldu. “ÇED olumlu” kararı için “Harita Mühendisliği açısından Koordinatları Onaylanan keşif ile ilgili bölümlerde yer alan açıklamalar bağlamında Biyoloji Bilimi, Kimya Bilimi, Çevre Mühendisliği, Harita Mühendisliği, Hidrojeoloji Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Orman Mühendisliği ve Ziraat Mühendisliği açısından UYGUN OLMADIĞI Kanaatine varılmıştır” denilen raporun ardından Kütahya Barosu, Kütahya İdare Mahkemesine yürütmeyi durdurma talebiyle bir dilekçe verdi. Dilekçenin içeriğinde bilirkişi raporunun ayrıntılarına da yer verildi.

ÇED RAPORUNDA CEVAPLANMAYAN SORULAR

Bilirkişi raporunun bilimsel bir rapor olduğuna dikkat çekilen dilekçede, bu rapora göre madenin çalışması durumunda ortaya çıkacak gürültünün yöre halkı üzerindeki etkisine dair soruların ÇED raporunda yanıtsız kaldığı ifade edildi. Yine maden atıklarının ve projeden kaynaklanan kirliliğin yöre halkı üzerindeki etkisinin ne olacağı sorusunun ÇED raporunda cevaplanmadığı ortaya konulurken, özellikle Küçüksu Barajı ve Gümele Göleti üzerindeki olası etkilerine dikkat çekildi.

BÖLGEDEKİ DEPREM GERÇEĞİ

Bilirkişi raporunun en önemli vurgularından biri ise bölgedeki depremsellik gerçeği oldu. Bölgenin birinci derecede deprem bölgesi olduğu ifade edilirken tarihte yaşanan depremlerin önemli hasarlar verdiğine dikkat çekildi. Raporda depremlerde havuzların yıkılması, liç sahasının zarar görmesi durumunda yüksek metal içerikli akışkanların yüzey suyu ile ovadaki Gümele Göleti, Murat Çayı ve Gediz Nehri’ne ulaşma riski olduğu dile getiriliyor.

Ayrıca gerek yığın liç sahası, gerekse pasa sahasının altındaki jeolojik örtünün gevşek çakıl blok ve kumlardan oluşması ve yer yer geçirgen olduğunun da altı çiziliyor. Rapor, burada olası bir hasar esnasında kirlenmiş ve metal  içerikli suların yer altı sularına süzülme riskinin yüksekliğine dikkat çekerken, mahkemeye sunulan yürütmeyi durdurma istemli dilekçede şu görüşler dile getiriliyor:

“Söz konusu alanın 1. Derece Deprem Bölgesi olması, 100 Km.lik Simav Fay Hattının çok yakından geçmesi; 5-6 Şiddetinde 36 Adet,  6-7 Şiddetinde 2 Adet, 7 den büyük şiddette 1 Adet Büyük depremin varlığını, Emet–Gediz Fay hattını, Emet Simav Fay Hattının diri fay hattı olduğunu, dava konusu ÇED raporunun sahalarının diri fay hattına çok yakınlığı, depremlerin yıkıcı etkileri ve büyük can kayıplarına sebebiyet verdiği bilirkişi kurulunca açıkça ortaya konmuştur.”

2 BİN 100 DEĞİL YAKLAŞIK 200 BİN AĞAÇ KESİLECEK!

Bilirkişi kurulu raporunda bölgede kesilecek ağaç sayısıyla ilgili de çarpıcı tespitler mevcut. ÇED raporuna göre 2 bin 100 ağaç kesileceği, bunun bin 689 metrekareye 1 ağaç düşeceği anlamına geldiği belirtilirken, uydu görüntüleri ve keşif sırasındaki gözlemlerin, ağaç kapalılığını yansıtmadığı, Orman İdaresi tarafından belirlenen “354,84 ha işletme alanı”ndan kesilecek ağaç sayısının 190 bin 89 adet olduğu ifade ediliyor. Ayrıca bozuk orman alanındaki sahalarda ağaç sayısı da belli değil.

MEVCUT EKOSİSTEM BİNLERCE YILDA OLUŞTU

ÇED raporunda ekosistemin 50 yılda eski haline geleceğinin yazdığına dikkat çekilen dilekçede, “Mevcut orman ekosisteminin binlerce yılda oluşmuş ve dengeye ulaşmış bir yapıya sahip olduğu hiçbir zaman göz ardı edilemeyeceği bilirkişi kurulu raporunda belirtilmiştir” deniliyor.

KİTLESEL ÖLÜM RİSKİ

Bilirkişi raporunda, siyanür barajının çökmesi durumunda yaşanacak riskler de şöyle sıralanıyor:

“Siyanürün barajın çökmesi, yıkılması, taşması durumlarında içme ve kullanma sularına karışması sonucu yaşanabilecek akut zehirlenmeler insan ve hayvanları etkileyebilir. Sızan siyanürün miktarına göre geniş çaplı kitlesel ölümlere neden olabilir.”

Sunulan dava dilekçesinde bilirkişi raporundan şu alıntılar yapıldı:

“ÇED raporunda sunulan risk dereceleri ve sayısal skorlar spekülasyonlara açıktır. Zira barajlarda bekletilen atıklardaki ağır metaller hiç dikkate alınmamıştır.”

Sel, aşırı yağışta havuzların taşması, batı ocak ve doğu ocak sahanlarının su ile dolması ve toprak kayması risklerinde sadece etkilenecek tehlike altındaki kesim olarak çalışanların gösterilmesi de eksiklik olarak nitelendiriliyor.

AĞIR METALLER NASIL BERTARAF EDİLECEK?

Bilirkişi raporundaki şu tespit de dikkat çekiyor:

“Sunulan ÇED raporunda düzenlenmesi öngörülen faaliyetin sebep olabileceği etkilerin tüm boyutları ile değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Olaya daha çok siyanür kirliliği olarak bakılmış açığa çıkacak ağır metallerin bertarafı için hangi önlemlerin alınacağı açıklanmamıştır. Ayrıca yüksek rakımlı bir çalışma sahasında depolanan zehirli atıkların sulara karışması durumunda hangi noktalara kadar uzanabileceği, kaç kişiyi etkileyebileceği ağır metal kirliliğinin canlılar, sucul yaşam ekosistem flora ve faunaya etkileri değerlendirilmemiştir.”

Yine raporda siyanür zehirlenmesi ile ilgili riskler dikkate alınırken “Ancak yaygın etkisi daha geniş olan ve asit, liç sırasında suya karışacak ve atık barajlarında açıkta depolanacak olan cıva, nikel, kurşun, arsenik, antimon, krom ağır metalleri ile alüminyumdan kaynaklanan su ve toprak kirlenmesinin olası sonuçlarına hiç değinilmemiştir” tespiti dikkat çekmekte.

Bilirkişiler ayrıca Murat Dağı’ndaki Turizm Bölgesinin işetme sahalarına yakınlığına da vurgu yapılıyor.

Kütahya İdare Mahkemesi Başkanlığına sunulan dilekçede bilirkişi raporundaki bu tespitlere vurgu yapılarak madene verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının yürütmesinin durdurulması isteniyor.

Özer Akdemir
Özer Akdemir
1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehliken/ Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor. Ekoloji Birliği ve EGEÇEP Yürütme Kurulu üyeliği görevlerini yapmaktadır.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top