Buradasınız
Ana Sayfa > Bildiriler > İzmir Çevre Mühendisleri Odası’ndan enkaz kaldırma çalışmaları sırasında asbest uyarısı

İzmir Çevre Mühendisleri Odası’ndan enkaz kaldırma çalışmaları sırasında asbest uyarısı

Deprem sonrası atık yönetimine ve enkaz kaldırma çalışmlarına dikkat çeken TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, uyarılarda bulundu.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, depremin ardından ağır hasar gören ve kontrollü yıkımlara başlanan binaların enkaz kaldırma çalışmalarıyla ve geçici barınma alanlarıyla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada enkaz çalışmalarında açığa çıkan “asbest”in sağlık sorunlarına neden olabileceği uyarısında bulunuldu.

“Deprem alanında geçici barınma alanlarının oluşturulması, hasar tespit çalışmaları, hasarlı binaların boşaltılması, yıkım işlemleri ve enkaz kaldırma çalışmaları halen devam etmektedir. Tüm bu çalışmalar bütününde yurttaşlarımızın yaşam hakkı, barınma, güvenlik, sağlıklı güvenli gıda ve suya erişim gibi insani ihtiyaçların yönetilmesi süreci yaşamsal öneme sahiptir” diyen Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin açıklaması şöyle:

DEPREM VE ÇEVRE SAĞLIĞI ÜZERİNE

30 Ekim İzmir Depremi ile bir doğa olayı olan depremin insan eliyle felakete dönüşmesi, yitirilen hayatlar ve kayıplar DEPREM gerçeğini bir kez daha çok acı biçimde yüzümüze vurdu. Sağlıklı ve güvenli kentlerde yaşam için en önemli etken olan bilim ve mühendislik doğrultusunda planlama, yönetim ve denetim sürecindeki eksiklikler bugün yaşadığımız sonuçları ortaya koymuştur. Nedenleri ve sonuçları ile ilgili kapsamlı değerlendirmelerimiz ile birlikte, bir daha yaşanmaması için felaketin sorumluları ile ilgili gereğinin yapılacağını ve sürecin takipçisi olacağımızı; unutmayacağımızı, unutturmayacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak kayıplarımızın acısını paylaşıyor, Depremi yaşadığımız ilk andan itibaren TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu olarak TMMOB’a bağlı Odalarımız ile birlikte sahada teknik ihtiyaçlar ve yardım desteği ile yaraları sarmaya çalışıyoruz. Önceliğimiz arama kurtarma çalışmalarının sağlıklı yürütülebilmesi ve depremden zarar görenlere yönelik destek çalışmalarının doğru ve etkin yürütülebilmesi içim tüm kurumlar ile işbirliği ve dayanışma içerisinde olmaktır.

‘Sağlıklı içme, kullanma suyu temin edilmeli’

Deprem alanında geçici barınma alanlarının oluşturulması, hasar tespit çalışmaları, hasarlı binaların boşaltılması, yıkım işlemleri ve enkaz kaldırma çalışmaları halen devam etmektedir. Tüm bu çalışmalar bütününde yurttaşlarımızın yaşam hakkı, barınma, güvenlik, sağlıklı güvenli gıda ve suya erişim gibi insani ihtiyaçların yönetilmesi süreci yaşamsal öneme sahiptir.

Deprem sırasında yaşanan  can ve mal kayıplarının yanı sıra , tahrip olan bina ve altyapılar, afet atıkları yarattıkları çevresel riskler nedeni ile çevre ve halk sağlığı açısından  olumsuzluklar taşımaktadır. Bu kapsamda acil durum ve afet sonrası müdahale çalışmalarında, çevre ve insan sağlığına yönelik sağlık risklerini azaltmak adına atık yönetimi ele alınması gereken en temel konulardan birisidir. Geçici barınma alanlarında sağlıklı içme kullanma suyu temininin sağlanması, atıksuların bertarafı ve atık yönetimi afet yönetiminin en önemli unsurlardır. İçerisinde bulunduğumuz pandemi koşullarında bu atıklara eklenen maske ve eldiven atıkları da büyük sağlık riski oluşturmaktadır. İçinde bulunduğumuz pandemi koşullarında Afet Atık Yönetiminin uzman personel tarafından çok daha etkin ve hassas  yönetimi ile sağlık risklerinin azaltılması hayati önem taşımaktadır.

Alanda yaşanan çevresel risklerden bir diğeri de yürütülen enkaz kaldırma ve yıkım çalışmalarıdır. Deprem sonucu yıkılan, hasar gören binaların yapıların yaşı, yapımında ve varsa yalıtımında kullanılan malzemeler, kullanıcıları tarafından yapı içinde/üzerinde kullanılan kimyasallar (üretim, temizlik, bakım vb) aydınlatma armatürlerinin tipi gibi unsurlar yapıların yıkılması ile atmosfere yayılarak hava kirliliğine neden olabilmektedir. Yapılan araştırmalar, yapı çökmelerinin ve yıkımlarının yaşandığı bölgelerde yüksek konsantrasyonda radon, asbest, cıva, sülfür, klor gibi solunması sakıncalı gazların varlığını ortaya koymuştur. Bu nedenle sarsıntı sonrası oluşacak toz ve gaz kirliliğine karşı arama-kurtarma ekipleri dışındaki kişilerin yıkılan yapılara yaklaştırılmaması, ekiplerin arama-kurtarma sürecinde tam donanımlı ekipmanla çalışmaları, yıkıntıların temizlenmesi aşamasında ise yeniden toz ve gaz yayılımının olacağı hesaba katılarak etkilenim bölgesi hesaplanarak görevliler dışındaki kişilerin alandan uzak tutulması ve kirli havayı solumalarına engel olunması gerekmektedir. 

‘Yıkımda çalışanların asbeste maruz kalma olasılığı yüksek’

Asbest, dünyada özellikle 1980`li yıllardan önce yapılmış binalarda; yer ve tavan kaplamaları, yalıtım amaçlı püskürtme kaplamalar, ara duvarlar, yangına dayanıklı yalıtım panelleri, kazanlar, kaloriferler, yalıtım ceketleri, asbestli çimentodan imal edilmiş ürünler, conta elemanları, kağıt ürünler, yangın battaniyeleri, pis su boruları, eternit levhalar, derzler vb. alanlarda yalıtım malzemesi olarak kullanılmıştır.

Enkaz kaldırma ve yıkım çalışmaları ile bu binalarda yapılacak her türlü bakım, onarım, restorasyon ve yıkım işlerinde çalışanların asbeste maruz kalma olasılığı yüksektir. Arama kurtarma çalışmaları, enkaz kaldırma çalışmaları kapsamında alanda görevli uzman personel dışında yurttaşlarımızın bulunması diğer etkenlerin yanı sıra sağlık sorunlarına da neden olabilecektir.

‘Örgütlenmelerin koordineli desteğine ihtiyaç var’

Her faaliyetin olduğu gibi, depremlerin ve deprem sonrası yürütülen çalışmaların da çevresel riskleri bulunmaktadır. Yürütülen çalışmalarda; planlama ve bütünsel yaklaşım ile çevre boyutunun değerlendirilmesi ve yaşamın korunması önemlidir. Alanda yürütülen çalışmalar kapsamında yurttaşlarımızın alanda bulunmasının yaratacağı çevresel ve sağlık riskleri konusunda bir kez daha uyarıyor, alanda gerekli koruyucu ekipmanlar ile yalnızca görevli uzman personelin, çalışmaların yaratacağı çevresel risklerin en aza indirileceği bir yönetim süreci yürütülmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.

Ülkemizdeki ve dünyadaki depremlerden elde edilen deneyimler deprem sonrası su ve çevre sağlığı hizmetlerinin sadece belirlenmiş kamu görevlileri tarafından verilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle bu konuda meslek odalarının, hizmet verebilecek olan sivil toplum kuruluşlarının, mahalle ölçeğindeki örgütlenmelerin  koordineli bir şekilde verecekleri desteğe ihtiyaç bulunmaktadır.

Arama kurtarma çalışmalarında görev alan ve destek veren tüm profesyonel ve gönüllü ekiplere, sağlık çalışanlarına teşekkürlerimizi sunuyor, Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak; afet ve çevre yönetimi çalışmalarında toplumsal ve mesleki sorumluluğumuz ile meslektaşlarımız ile birlikte desteğimizi sunmaya hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Kamuoyuna saygı ile duyurulur..

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi

Kaynak: TMMOB CMO İzmir

Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top