Buradasınız
Ana Sayfa > Dünya > Şirketlerin madencilik tutkusu yeryüzünde ne tür izler bıraktı?

Şirketlerin madencilik tutkusu yeryüzünde ne tür izler bıraktı?

Sermaye şirketlerinin define avcılığı yapar gibi ucuz ve ilkel yöntemlerle maliyeti ucuza getirip büyük kârlar edebilmek için uyguladıkları madencilik anlayışı, yeryüzünde silinemeyecek derin ve çarpıcı izler bıraktı, madencilik tutkusunun doğaya bedeli ağır oldu.

Değerli metal, karbon içeren yakıt veya maden çıkarmak için yeri kazdığımızda aslında yeryüzünün çok eski bir zaman dilimine geçiş yapıyoruz. Yazar Astra Taylor’ın deyişiyle “yoğunlaşmış geçmişi” ifade eden bu maddeler, yanardağlardan coşkun akan magma, tropik ormanlar va hidrotermal buharlar döneminin kalıntıları. Oluşması milyonlarca yıl süren bu maddeler, makineler veya patlayıcılarla kısa sürede yeryüzüne çıkarılıyor, siyanür ve sülfürik asit gibi ölümcül tehlikesi ve zehirli olan kimyasallar uygulanarak cevher elde ediliyor.

Binlerce yıldır yer altında veya kayalar içinde gömülü kalmış metaller saklı. Bu kaynaklara ulaşmak daha da derinlere inmeyi, daha da geniş alanlara yayılmayı gerektiriyor. Bir anlamda, bu tür bir faaliyeti yeryüzüne bir alt üst oluş yaşatma, yerin altını üstüne çıkarma gibi de tanımlamak da mümkün.

Sermaye şirketleri define avcısı gibi maden peşine düşünce…

Sermaye şirketleri, yeraltındaki bu zenginliklerin varlığını fark eder etmez, define avcıları gibi yerin altındaki bu zenginliği yağmalayabilmek için hemen onları kazıp çıkarmaya başladı. “Modern yaşantımızı birçok yönüyle madenciliğe borçluyuz” savunmasında bulunulsa da, durumu hafifletmek yerine ekosistem ve doğada yaratılan büyük tahribata bakıldığında, doğaya bedelinin ağır olduğunu da gösteren örnekler dolu.

Şirketlerin büyük kârlar edebilme yolunda az yatırımla bu faaliyetlerini ucuza mal edebilme tutkusu ve bu yüzden madencilik faaliyetlerinde bir türlü vaz geçemedikleri tehlikeli ve zehirli kimyasallar olan siyanür ve sülfürik asit kullanımlarıyla yapılan bu faaliyetler doğada büyük etkiler yarattı, silinemeyecek derin izler bıraktı. Bu nedenle şirketlerin siyanür ve sülfürik asitle madencilik tutkusu, ekolojik tahribat ve doğa talanının baş mimarı da oldu.

Siyanür ve sülfürik asit kullanımına dayalı olarak liç yöntemiyle yapılmakta olan kimyasal madencilik, gerçekte dünyada
ilkel yöntemlerle yapılan “vahşi madencilik”, “sömürge tipi madencilik” ya da “Afrika tipi madencilik” olarak da biliniyor.

Gelecek kuşaklar açısından hiç de masum kabul edilebilecek bir manzara yok

Gelecek kuşaklar, sermaye şirketlerinin madencilik tutkusuyla bırakılan bu miraslara dair neler düşünecek? Sermaye şirketlerince yeraltı zenginliğinin define avcılığı gibi yağmalanmasına dayanan bu madencilik tutkusu nedeniyle yaratılan bunca ekolojik tahribat ve doğanın talan edilişinden dolayı, gelecek kuşaklar karşısında hiç de masum kabul edilebilecek bir manzara görünmüyor ortada…

İşte şirketlerin madencilik tutkusu ve bir türlü vazgeçemedikleri siyanür, sülfürik asit gibi öldürücü ve tehlikeli zehirli kimyasallarla uygulanan madencilik projeleri sonucunda yaratılan doğa tahribatıyla yeryüzünde bıraktığı, silinebilmesi mümkün olmayan derin izlere dair bazı örnekler, araştırmacılar Richard Fisher ve Javier Hirdchfield‘in BBC’de yer alan incelemeleri ile tarihe de ışık da tutuyor…

İşte Dünyada en çok bilinen, doğada büyük etkiler ve derin izler bırakan bazı örnekler:

— Çin’in Şincan eyaletindeki 84 farklı tür mineral içeren bu granit (pegmatit) madeni dünyanın en büyük madenlerinden biri.

— Çin’in Çinghay eyaletindeki Zümrüt Göl terk edilmiş bir madenden oluşuyor.

Buradaki eski maden, tuz ve diğer mineraller içeren yeşil renk almış dev bir göl haline gelmiş. Kenardaki beyaz tortular tuz.

— İspanya’nın Huelva bölgesinde Rio Tinto maden alanında oksizide olmuş (paslanmış) demir mineralleri bu göle kızılımsı bir renk veriyor.

Mineraller havayla temas edince oksidize olup (paslanıp) kızıl renge bürünüyor ve derin sularda biriktikçe daha da koyulaşıyor. Suyla karışan demir mineralleri suluboya resimlerdeki renkleri andırıyor.

— Brezilya’daki Carajas Madeni dünyanın en büyük demir madenlerinden biri.

— ABD’nin Utah eyaletindeki Bingham Kanyon Madeni adıyla da bilinen Kennecott Bakır Madeni dev bir parmak izini andırıyor.

— Meksika’nın Guerrero eyaletindeki Los Filos altın madeni.

— Brezilya Amazonları’nda Menkragnoti yerlilerinin topraklarında Esperanca IV adıyla açılmış “kaçak” altın madeni.

— Peru sınırlarındaki Amazon ormanlarında ormandan arındırılmış bu bölgedeki “kaçak” altın madeni Madre de Dios nehir kıyısında bulunuyor.

— Şili’nin Rancagua bölgesinde bakır madeni işletmesinin atıkları için bu göl kullanılıyor.

Bakır, Şili’nin en büyük ihraç ürünlerinden birini oluşturuyor.

— Rusya’nın Ural bölgesindeki Lyovika köyü yakınlarında artık kullanılmayan bir bakır-sülfür madeni yakınlarındaki su birikintisi turuncuya bürünmüş.

— Rusya’nın Kavalerovo bölgesindeki Khrustalny madeni başka bir gezegen görünümünde. Sovyetler Birliği döneminde bu maden ülkenin kalay ihtiyacının yüzde 30’unu karşılıyordu.

— Almanya’nın Juechen bölgesindeki Garzweiler açık linyit kömürü madeni. Bataklık kömürü olarak da bilinen linyit, yumuşak bir fosil yakıt ve doğal yollardan sıkıştırılmış fosilleşmiş bitki örtüsünden oluşuyor.

— Namibya Çölü’nde dünyanın en büyük açık uranyum madenlerinden biri olan Rossing Uranyum Maden işletmesi yer alıyor.

— Rusya’da dünyanın en büyük elmas madeni olan Mir elmas madeni sanki karlar altında kalmış gibi…

Sonuç olarak: Yeraltı zenginliğinin sermaye grupları tarafından yağmalanmasına dayanan bir madencilik tutkusu nedeniyle yaratılan bunca ekolojik tahribat ve doğanın talan edilişinden dolayı, gelecek kuşaklar karşısında hiç de masum kabul edilecek bir manzara görünmüyor ortada…

Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top