Buradasınız
Ana Sayfa > Ekoloji > Ekoloji mücadeleleri için bir uyarı! | Özer Akdemir

Ekoloji mücadeleleri için bir uyarı! | Özer Akdemir

Dünya kültür miraslarından birisi olan Kapadokya’da Özkonak kasabası yakınlarında bir süredir altın madeni arama çalışmalarını sürdüren Kanadalı Centerra Gold adlı şirket geçtiğimiz günlerde bölgeden çekildi. Şirketin sondaj çalışması yaptığı alanda rezervi yetersiz bularak ruhsatı terk ettiği (Teknik olarak böyle ifade ediliyor) ilk olarak Avanos Belediyesinin “Kapadokya’ya müjde” başlıklı kısa bir açıklaması ile duyuruldu.

Avanos Belediyesinin açıklamasını gördüğümde aynı zamanda hemşehrilerim olan (doğup büyüdüğüm köyüm Özkonak’a 20 kilometre uzaklıkta) Özkonaklıların sosyal medya hesaplarına girdim. Belediyenin duyurusu sevinçle karşılanıyordu. Centerra Gold şirketinin sayfasında ise herhangi bir açıklama yoktu.

Yöredeki mücadele içinde olan kişilerle birkaç görüşme yaptım. Madenin bölgeyi terk ettiği bilgisinin Avanos Kaymakamlığına davet edilen Avanos ve Özkonak Belediye başkanları, siyasi partilerin ilçe yöneticileri ile jandarma komutanının olduğu heyete kaymakam bey tarafından iletildiğini öğrendim. Avanos Belediyesinin kaymakamlıktaki bu bilgilendirmenin hemen ardından yaptığı kısa açıklamayı eldeki bilgilerle haberleştirdim ve gazete merkezi de bu önemli haberi bekletmeden internete girdi. Görebildiğim kadarıyla haber de ilk olarak Evrensel’de çıktı.

BELEDİYEYE VE GAZETEMİZE SUÇLAMA

Haberin çıktığı günün gecesi adlarının içinde “Kapadokya”, “Bozkır”, “Yaşam” ifadeleri geçen bazı sosyal medya hesaplarından ne şirketten ne de devlet kurumlarından madenin bölgeden çekildiğine dair resmi bir yazı olmadığını ileri süren, Avanos Belediyesini de yaptığı duyuru ile şirketin oyununa gelmekle suçlayan paylaşımlar yapıldı. İletilerin devamında Evrensel haberi teyit etmeden yapmakla eleştiriliyor, üstüne üstlük “Oyuna gelmiş belediyenin” açıklamasını haberleştirdiği için, halkı kandırmak isteyen şirketin yaratmak istediği algıya destek olmakla suçlanıyordu.

Kaymakamın belediye başkanları ve ilçe parti yöneticilerine verdiği bilgi bu sosyal medya gruplarını kesmemişti. Resmi bilgi, belge istiyorlardı. Şirkete ve devlet kurumlarına güvensizlik anlaşılabilirdi kuşkusuz. Devlet kurumları ve şirketler bu tür faaliyetlerde genelde birlikte hareket ederler hamdolsun!

Öte yandan bu maden şirketinin ve başka şirketlerin bölgede 10’dan fazla altın arama ruhsatlarının olduğu ve mücadelenin de bu ruhsatlar iptal edilene, bölge sit alanı korumasına alınana kadar da sürmesi gerektiği zaten yöredeki ekoloji mücadelesi verenlerin hemen hepsinin üzerinde anlaştığı bir gerçeklikti. Ancak, şirketin Özkonak’ı terk ediyoruz açıklamasını paylaşan belediyenin şirketin sözcülüğünü yapması gibi bir eleştirinin de kabul edilebilir yanı olamaz.

Tüm bunların ötesinde, her gazete ve gazetecinin yapacağı üzere, ilçe belediyesinin bu açıklamasını, herhangi bir yorum katmadan kısaca haberleştirdiğimiz için bizlere de gazetecilik dersi veriliyor(!), haberin madenin istediği algı oluşumuna katkı yaptığı haksızlığı (Ya da hadsizliği mi demeliyiz!) ileri sürülüyordu.

ŞİRKETTEN ‘TERK ETTİK’ AÇIKLAMASI

Haberin basılı gazetede çıktığı gün şirketin belediyeye “Ruhsatı terk ettik” diye gönderdiği yazı ortaya çıktı. Nevşehir Orman İdaresi de sahanın şirketten alındığına dair yazılı bir açıklama yaptı. Şirketin bölgeden çekilmediğini, belediyeyi kullanarak algı oyunu yaptığını, gazetemizin de belediye açıklamasını haberleştirerek algı oyununa zemin hazırladığını ileri süren hesaplar ortaya çıkan bu “resmi” belgelerin ardından bu belgeleri de teyit ettirme uğraşına giriştiler! Sanırım gazetemizden özür dilemeyi de bu yüzden unuttular ya da arada kaynamıştır diye umdular!..

 Bu hesapları bölgede mücadele eden çevre/ekoloji örgütlerine ve parti temsilcilerine sordum. Aylardır maden direnişini yürütenler içerisinde bunları tanıyan bir kişi bile çıkmadı! Kimse bu sosyal medya hesaplarını kimlerin yönettiğini bilmiyordu. Nihayet, birçok telefon görüşmesi ve yazışmanın ardından, bu sosyal medya hesaplarını yöneten ve o tweetleri atanı tanıyan yöreden bir kişiye ulaşabildim! Tam da tahmin ettiğim gibi Kapadokya’yla hiç alakası olmayan birisinin adını verdi bu arkadaş. “Haa, bizim…. atıyor bu tweetleri” dedi. Kapadokya’daki ekoloji mücadelesiyle bir alakası yoktu ama onlar adına herkese ayar veriyor, gazetelere suçlamalar yöneltiyor, yöre halkının nasıl hareket edeceğini bildiren direktifler yağdırıyordu. Bu kişi-kişiler kendilerinde bu hakkı hangi sıfatla görüyorlardı ayrı mesele ama bir ekolojik hareketin dışarıdan birilerine kendileri adına böylesi konularda söz söyleme, görüş bildirme, kurumları, kişileri, gazeteleri karalama yolunu açması ayrı bir fecaatti bana göre.

ANKARA’DAN EKOLOJİ MÜCADELESİNE YÖN VERMEK!

Ankara’dan oturduğu yerden ülkeyi yönetmeye çalışan bürokratlar gibi olmuşlardı bu kişi /kişiler. Ülkedeki bütün ekoloji mücadelelerini kendilerince yönlendirme, yöneltme sevdası (belki de işi) sadece Kapadokya ile de sınırlı değildi üstelik. Ülkenin neresinde bir ekolojik hareket gelişse hemen o hareketin-yörenin adının da içinde geçtiği bir sosyal medya hesabı açılıyor, harekete destek olma adı altında akıl verme, yön tayin etme, ayar çekme, meseleyi kendi belirledikleri şekilde “politikleştirme”ye çalışıyorlardı. 

 Sözü fazla uzatmadan; yirmi yıldır çevre-ekoloji gazeteciliği yapıyorum. Bu süre içerisinde birçok ekoloji örgütü içerisinde emek verdim. Ülkenin hemen her yöresindeki ekolojik mücadelelerle mesleğim gereği temasım oldu. Kiminin haberini yaptım, kiminin TV programının çekimlerini. Gelinen noktada, Kapadokya’daki örnekten yola çıkarak ekoloji mücadelelerini, örgütlerini ve hareketlerini bu “dışarıdan” müdahaleler konusunda uyarmak istiyorum.

MÜCADELE VEKALETLE YÜRÜTÜLEMEZ

“Dışarıdan” hiçbir göz, dil, taktik sizlerin direnişinizi sizler kadar anlayamaz, anlatamaz, yönlendiremez. Sizlerin mücadelesi bu ülkedeki en politik mücadelelerden birisidir ve kimsenin politika öğretmesine, dayatmasına ihtiyacı yoktur. Siz politikacılardan değil politikacılar sizlerden öğrenmeliler. Yaşam, emek, doğa ve özgürlükler için direnmenin, çevresi korunmuş bir ülke için mücadele etmenin ne demek olduğunu, hem de en güzel şekilde sizler gösteriyorsunuz, dosta, düşmana…

Kendi taleplerinizi kendi dilinizle ve kendi bildiğiniz yöntemle anlatmayı tercih etmenizi öneririm naçizane. Sizlere “Sosyal medya konusunda teknik destek oluruz, mücadeleyi tüm ülkeye duyururuz” diyenleri tanıyın önce. Sizlere güvenilir gelirlerse desteklerini kabul edin ama kendi mücadelelerinizi asla hiçbir kişi/grup/örgüt/partiye havale etmeyin. Vekaletle ekolojik mücadele yürütülemez. Siz içinde olmazsanız, siz taşın altına elinizi sokmazsanız, size benzer diğer mücadelelerle dayanışmayı ve hep birlikte mücadeleyi başaramazsanız sermayenin saldırılarına direnemezsiniz.

Ekolojik mücadeleler, örgütler, hareketler direnişin her türlü işini herkesten önce kendileri sırtlamalıdırlar. Yoksa onlar adına iş yaptıklarını ileri süren birileri mücadelelerin sırtından geçinmeye devam ederler…

Evrensel

Özer Akdemir
Evrensel Gazetesi yazarı. 1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor. EGEÇEP Yürütme Kurulu ve çeşitli komisyonlar ile Ekoloji Birliği'nde Koordinasyon Kurulu ve Yürütme Kurulu'nda da görev yapmıştır.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top