Buradasınız
Ana Sayfa > Haberler > Silikozis hastası Saliha İnce: “Hastaneden çıktığım gün çıkışımı vermişler”

Silikozis hastası Saliha İnce: “Hastaneden çıktığım gün çıkışımı vermişler”

Aydın Çine’de maden işletmesinde çalışan Saliha İnce silikozis hastası olduğu için işten çıkarıldı.

Saliha İnce, Aydın Çine’de maden işletmelerinde çalışırken silikozis hastalığına yakalanan ve bu nedenle işten çıkarılan işçilerden birisi. Hastaneden çıktığı gün çıkışının verildiğini belirten 45 yaşındaki İnce’nin anlattıkları maden işletmelerinde kadın olmanın zorluklarını da ortaya koyuyor. İnce, “Bize her işi yaptırırlar, itiraz ettiğimizde ise ‘kapı orada’ derlerdi” diyor.

“HER İŞİ YAPTIRIRLARDI KADINLARA”

1974 doğumlu Saliha İnce maden işletmelerinde çalışmaya, 2007 yılında Eczacıbaşı şirketine taşeron olarak iş yapan HCC Madencilikte başlamış. “Çok eziyet çektim. Burada çalışırken çektiğim eziyeti hayatımın hiçbir döneminde çekmedim” diyen İnce çalışma koşullarını şöyle anlatıyor: “Kuars madeniydi, pudra mal yapıyordu. 12 kadındık biz. Sekiz sene çalıştım burada. Triyajda çalışıyorduk, taş seçiyorduk yani. Ancak her işi yaptırırlardı bize. Triyajda arıza olduğu zaman başka yerlere gönderirlerdi. Yirmişer kilo torbalar yapar, hem ağzını diker hem de kaldırırdık. 1200 tonluk malı torba yapardık her gün. Günde en az 20 kamyon doldururduk. Bazen portifin önüne boru taktırırlardı mal çabuk gelsin diye. O torbayı gücüm yettiği yere kadar kaldırır olmayınca iki kişi yapardık.”

“TOZDAN YÜZÜMÜZ GÖZÜMÜZ BELLİ OLMAZDI”

HCC Madende kendilerini değirmenin içine de soktuklarını anlatan İnce, taş öğüten değirmenin içini şöyle anlatıyor: “Değirmenin içinde bilye temizledik. Yüzümüz, gözümüz kirpiklerimize kadar pudra gibi toz oluyordu. Kıyafetlerimizi yıkamakla tozdan arıtamazdık. Kulede kazanların içlerini de temizlettirirlerdi biz kadınlara. Merdivenleri, rögarı bile temizlerdik. Bir kez kırıcının içine bile girdik. Büyük taşlar sıkışınca kadınları gönderirlerdi. Bazı erkek işçiler yapmazlardı benim işim değil diye. Hep kadınlara yaptırırlardı. Biz de işten çıkarırlar diye sesimizi çıkarmaz çalışırdık. Hepimizin maddi sıkıntıları, bankalara ödememiz gereken krediler vardı.”

“MASKEMİZİ ON BEŞ GÜNDE BİR DEĞİŞTİRDİLER”

HCC’den çalıştığı yerdeki aşırı toz nedeniyle dayanamayarak çıktığını belirten İnce, kendisini ve diğer kadınları tozlu ortamda çalışmaya zorladıklarını, karşı geldiklerinde ise “Ya çalışırsın bu şartlarda ya da kapı orada” diye işten çıkarılmakla tehdit edildiklerini anlattı. İnce; “HCC’de aşırı toz nedeniyle tesisin içine girmek istemedim. Mecbursun ya da kapı orada dediler. Bunun üzerine çıkışımı istedim ben de” diye konuştu. İnce çalıştıkları ortamı şöyle tarif etti: “Çalıştığımız bölüm kırma tesisine yakın olduğu için çalıştırdıkları zaman karşımızdaki insanı bile göremezdik. O derece toz olurdu. Maskenin içinde bile ağzımız çatır çutur ederdi. Biz maske isterdik, 15 günde bir maske verirlerdi. Lastikleri gevşerdi, yüzümüzü örtmezdi. Biz uzatırdık iyice sıkışsın diye. Yine öyle iken bir fayda etmezdi.”

İnce, işletmede müdür ve şeflerin ise iyi maske ile çalıştıklarını söylerken, kendilerine verilen maskenin hiçbir işe yaramadığını, maskenin içinin tozdan görünmediğini belirterek, “Nefes bile alamazdık” diyor.

“SOLUNUM TESTİM KÖTÜ ÇIKINCA HASTANEYE GÖNDERDİLER”

HCC’den çıktıktan sonra Polat Maden’e girdiğini, burada da 15 gün boyunca alelade bir bez maske ile çalıştığını söyleyen İnce, iş koşulları nedeniyle buradan da çıktığını dile getirdi. Daha sonra Esan şirketinde 8 ay kadar çalıştığını, en son olarak Kormat şirketinde çalışırken hastalığının ortaya çıktığını aktardı. İnce, “Buraya girerken hiçbir sağlık sorunumun olmadığına dair rapor alarak girdim. Burada da ocaktan mal geliyor, biz de taş seçiyorduk. Tesisin içini temizlettiriyorlardı bize orada da. 15 günde bir bez maske verirlerdi burada da” dedi.

İnce hastalığının ortaya çıkışı ve sonrasında yaşadıklarını ise şöyle anlattı: “İşletmeye doktorlar geldi, bizi solunum testine soktular. Düşük çıktı test. 6-7 defa girdim hep düşük çıktı. Oradaki doktor ‘Abla sen Çine Hastanesine gideceksin orada tomografi çektireceksin’ dedi. Buradaki doktor da ‘Abla senin ciğerinde toz var. Ben seni hemen Aydın Üniversitesine gönderiyorum’ dedi. Orada da solunum testi, filmler hepsi yapıldı. Solunum testi yüzde 50 çıktı.”

Aydın’daki doktorların kendisini Ankara’ya yönlendirdiğini, Ankara’da bir ay yattığını belirten İnce, bir ayın sonunda ise kendisini bekleyen acı sürprizi şöyle anlattı: “Kormat benim hastaneden çıkışımı beklemiş. Raporumun bittiği gün kadınların şefi Aysun hanım aradı, ‘Senin çıkışın verildi, imzaladık’ dedi. ‘Sana her türlü yardım edeceğiz’ dediler. Sonra da hiç arayan soran olmadı bir daha.”

“MERDİVEN, YOKUŞ ÇIKAMIYORUM”

İnce yaşadığı sağlık sorunlarını ise şöyle sıraladı: “Merdiven, yokuş çıkamıyorum, halsiz düşüyorum, kalp çarpıntım oluyor. Gıcık tutuyor. Boğazım hep kuru. Yorulduğum, halsiz düştüğüm için çalışamıyorum da. Ailem bakıyor bize. Bir kızım var, üniversiteden yeni mezun oldu.

Kendisi gibi birçok işçinin hastalandıktan sonra işten çıkarıldığını belirten İnce, “Eysim’de çalışırken hastalanan Sedat Kara bu hastalıktan öldü. Şenol’da da çıktı. Mehmet Korkmaz’da çıktı Esan’da çalışıyordu. Bazı arkadaşlar işten çıkarırlar diye seslerini çıkaramıyor. Ben girdiğim zaman bir çocuk vardı tozdan rahatsızlandı diye çıkışını vermişler. Ayten Telci vardı, toz çıktı ondan da. Emekli oldu ama hasta şu anda. Gülyar var, onda da toz çıktı. Necmiye’de çıktı, Cahide’de. Daha yeni bir arkadaşta çıktı, ‘Abla ben de çıktım işten.  Ankara’da yattım geldim’ dedi. Çok rezillikler çektik çok” diye konuştu.

“MADENE GİRMEK İSTEYENLERE TAVSİYE ETMİYORUM”

Yeni madene girecek olan kadınların kendisine ‘Gireyim mi’ diye sorduklarında tavsiye etmediğini söyleyen İnce, “Durumumu anlatıp, önemli olan sağlığınız diyorum. Madende çalışanlara da yol yakınken çıkın diyorum. Hep işsizlik tehditleriyle çalıştırdılar bizi” dedi.

Çine’deki dört ayrı maden işletmesinde toplam 10 yıl kadar çalıştığını ve hastalandıktan sonra işten çıkarıldığını anlatan İnce, “Sağlık sorunlarım devam ediyor, kimse arayıp sormuyor. Maddi durumumuz çok kötü. Zeytine yevmiyeye gitmek istedim, yokuşu çıkamadığım için gidemedim. Nefes alamıyorum…” dedi.

“PATRONLAR HASTA ETTİKLERİ İŞÇİYİ KAPI ÖNÜNE KOYUYOR”

Çine’deki kuars ve felspat maden işletmelerinde çalışırken işyerlerindeki toz nedeniyle tedavisi olmayan silikozis hastalığına yakalanan işçilerin dramı devam ediyor. Çine’nin dağlarından çıkarılan madenler ilçe yakınlarındaki işletmelerde ürün haline getirilip paketleniyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliğini hiçe sayan şirket patronları nedeniyle buralarda çalışan işçiler silikozis hastalığına yakalanıyorlar ve ciğer filmlerinde toz tespit edilen işçiler kendilerini bir anda kapı önünde buluyor. Maden işletmelerinin patronları kendileri açısından çeşitli yasal zorluk ve yaptırımları nedeniyle bu işçilere “meslek hastalığı” tanısı konulmasını istemiyorlar. Bu nedenle “ekonomik kriz, işlerinde uyumsuzluk, verimsizlik” gibi çok çeşitli gerekçelerle işten çıkarılan işçilerin çoğuna hastalıkları dahi söylenmiyor. İşçiler, silikozis hastası olduklarını ancak başka bir işe girmek için sağlık raporu almak istediklerinde öğreniyorlar.

Özer Akdemir
Özer Akdemir
1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehliken/ Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor. Ekoloji Birliği ve EGEÇEP Yürütme Kurulu üyeliği görevlerini yapmaktadır.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top