Buradasınız
Ana Sayfa > Özer Akdemir > Öksürüklü söyleşi!

Öksürüklü söyleşi!

.

On altı yıldır silikozis hastası olan maden işçisi Ahmet Toygar‘la Çine’de görüştük. Bir saat kadar süren görüşmemiz sık sık Toygar’ın öksürük nöbetleriyle kesildi. Öksürük arası söyleşi yapmaya çalıştık bir bakıma!.

45 yaşında iki küçük kız babası Toygar on yıl Kaltun Madencilik adlı şirketin hemen her biriminde çalışmış. İşyerine 6 ayda bir periyodik kontrol için gelen doktorun “çıkın bu işletmeden, başka işe bakın” telkinleri bir süre sonra Toygar üzerinde etkili olmuş. On altı yıl önce maden işletmesinden istifa etmiş ama kendi deyimiyle “iş işten geçtikten sonra”!…

Ahmet Toygar, sık sık öksürüklerle kesilen, ara sıra hava spreyi kullanarak devam edebildiği söyleşimizde silikozis hastası bir işçinin yaşadıklarını anlattı.

“DOKTOR ‘AYRILIN, BU İŞTE DURMAYIN’ DEDİ”

Çine Eğitim Sen ve Genel Maden İşçileri Sendikası’nın ortaklaşa kullandığı büroda görüştük Ahmet Toygar’la. Yıllardır devam eden öksürüklerin bazen kesilmeyen nöbetler halinde devam ettiğini anlatıyor.

İki küçük kızı var Ahmet’in. Melike altı, Elanur dört yaşında henüz. Henüz çok küçükler ve babalarının tedavisi olmayan bir hastalığın pençesinde her geçen gün daha da bozulan sağlığı ile yaşamak zorunda olduğunu bilmiyorlar…   

 1975 Çine Karakollar köyünde doğan Ahmet Toygar’ın öyküsü bir yönüyle diğer silikozis hastası işçilerden ayrılıyor. Toygar, periyodik kontrollerin ardından doktorun kendilerine “ayrılın bu işten” telkinleri sonrası kendi isteğiyle madenden ayrılmış. “Bu işte çalışmayın” diyen doktor kendilerine ciğerlerindeki sorunla ilgili bunun dışında hiçbir bilgi vermemiş. Anlaşılan o ki doktorun vicdanı sadece gördüğü sorunu dolaylı yollarla işçilere aktarmaya elvermiş.

Toygar çalışma koşullarından bahsederken tozlu ortamda, ucuz bez maskelerle çalıştırıldıklarını anlatıyor. Gerçek koruyucu maske ve malzemeleri ise işyerine resmi kurumlardan denetim geleceği zaman görüyorlarmış. “Bazen eğitimler de veriliyordu ancak genelde “eğitim yapılmıştır, dersler gösterilmiştir” diye imza alındığını söylüyor Toygar.

“ÖKSÜRÜYORUM DİYE BENDEN EKMEK ALMAK İSTEMEDİLER”

Hasta olduğunu ise madenden çıktıktan birkaç yıl sonra girdiği ekmek fabrikasında çalışırken başına gelen bir olayın ardından öğrenebilmiş. O süreci şöyle anlatıyor Toygar, “2004 yılının mart ayında Kaltun’dan istifa ettim. Kaltun’da çalışırken öksürükler başlamıştı zaten. 2005 yılında Bodrum’da özel sektörde çalıştım. Orada da böyle öksürükler olunca İzmir’e gittim. İzmir’de muayenem sonucunda ‘ciğerlerde leke var’ denildi. 2009-2013 yılında Çine’de bir fırında başladım çalışmaya. Öksürük burada da devam ediyordu. Ekmek dağıtırken bazı marketler benden ekmek almak istemediler, öksürüyorum diye. Patrona bunu söyledim, ‘benden ekmek almak istemiyorlar’ dedim. Patron beni verem taramaya gönderdi. Burada ‘ciğerde leke var yapacak bir şeyimiz yok’ dediler. Aydın Göğüs Hastalıkları Hastanesine gönderdiler. ‘Nerede kömürde mi madende mi çalıştınız?’ deyince, ben de ‘Kaltun’da çalıştım 10 yıl’ dedim. Beni Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesine gönderdiler. Ankara’ya gittiğimde madende çalışmamdan kaynaklı ciğerde yara oluşmuş’ diyerek silikozis tanısı koydular”.

EMEKLİ EDİLMEDİM, VERGİ İNDİRİMİNDEN YARARLANIYORUM

Ahmet Toygar’ın elinde iki tane rapor var. Adli Tıp Kurumu’ndan 2016 yılından verilen raporda hastalığı için silikozis tanısı konurken yüzde 69 oranında meslek hastası olduğu belirtiliyor. Aydın Devlet Hastanesi’nden verilen Engelli Sağlık Kurulu Raporu’nda ise yüzde 83 oranında engelli olduğu belirtiliyor. Bu raporlara rağmen malulen emekli edilmemiş Toygar. Ankara’daki doktorların “malulen emekliliğini iste” telkinleri sonrası gittiği SGK’dan malulen emekli etmek yerine vergi indiriminden yararlandıralım seni demişler. Bir süre sonra da maaş bağlamışlar. Vergi indirimi ve özürlü maaşıyla birlikte 2.100 lira kadar eline bir maaş geçtiğini söylüyor Toygar.

HAVA KULLANMADAN DURAMIYORUM

İki küçük çocuğu ve eşi ile birlikte eline geçen bu maaşla geçinmeye çalıştıklarını anlatıyor Toygar ki haliyle bu hayat pahalılığında yetmiyor bu para. Üstüne üstlük Toygar’ın sağlık sorunları her geçen gün daha da artıyor. Bu nedenle ek bir işte de çalışamıyor çoğu zaman. Silikozis hastalığı yakasına yapıştığı işçiyi bırakmıyor. Toygar da diğer silikozis hastaları gibi öksürük nöbetleri, halsizlik, nefes darlığı, hemen yorulma gibi onlarca sağlık sorunu ile yaşamak durumunda. “Tam olarak çalışamıyorum. Öksürük sıkıştırıyor, tuttu muydu da sürekli devam ediyor. Hava kullanmadığımda da rahat edemiyorum. Yine de elime geçen para yetmediği için geçici işlerde çalışıyorum” diyen Toygar 65-70 kilodan 50 kiloya kadar düşmüş. Toygar’a geçenlerde doktor açık açık, “bir süre sonra oksijen tüpüne bağlı yaşamak zorunda kalacaksın” demiş ve buna karşı yapabileceği hiçbir şey de yok!..

ÇİNE’DE YÜZLERCE SİLİKOZİS HASTASI OLDUĞU TAHMİN EDİLİYOR

Çine’de bulunan maden işletmelerindeki sağlıksız koşullar nedeniyle silikozis hastalığına yakalanan, bu nedenle işten çıkarılan yüzlerce işçi olduğu tahmin ediyor. Tedavisi olmayan silikosiz hastalığı nedeniyle kaç işçinin yaşamını yitirdiği ise tam olarak bilinmiyor. Çünkü maden patronları bu işçileri istisna bir iki örnek dışında, ki onların hastalığı da artık saklanamayacak derecede ilerlemiş oluyor, silikosiz oldukları için işten çıkarmıyorlar. Genelde “ekonomik kriz, iş yerinde huzursuzluk çıkarma” vs gibi bahanelerle işten çıkarılan işçilerin birçoğu hasta olduklarını da başka işe girmek için almak istedikleri sağlık raporu sürecinde öğreniyorlar. İşçilere bu muayenelerinde “ciğerlerinizde leke, toz var” deniliyor ve işçinin yaşamı bu süreçten sonra çok daha zor bir hale geliyor. Hastalıkları nedeniyle iş bulamıyorlar, buldukları işlerde silikozisin olumsuz etkileri nedeniyle çalışamıyorlar, bir süre sonra ise dışarıdan oksijen desteği olmadan yaşayamaz hale geliyorlar.

Toygar’la söyleşi yaptığımız Çine Eğitim Sen temsilciliğine akşamüzeri başka silikozis hastası işçiler ve aileleri de geldi. Toygar’ın iki küçük kızı da annelerinin dizinin dibine sokularak ürkek gözlerle izlediler olan biteni. Babası silikozis hastası olan başka çocuklar da vardı. Ailesini geçindirebilmek için maden işletmelerinin göz gözü görmez tozlu ortamlarında çalışan, koruyucu önlemler alınmadığından hasta olup bir anda bütün yaşamı değişen işçiler kadar eşleri ve çocukları da ödüyorlar bu vicdansızlığın bedelini…

O akşam silikozis hastalığının pençesinde kıvranan işçiler kadar halen maden işletmelerinde aynı koşullarda çalışan geleceğin silikozis hastası olmaya aday işçiler de katıldı toplantıya. Yanı başlarında öksürük nöbetine tutulan silikozis hastası arkadaşlarına endişeli gözlerle bakarken kendi geleceklerini gördüler sanki…

Özer Akdemir
Evrensel Gazetesi yazarı. 1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor. EGEÇEP Yürütme Kurulu ve çeşitli komisyonlar ile Ekoloji Birliği'nde Koordinasyon Kurulu ve Yürütme Kurulu'nda da görev yapmıştır.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top