Buradasınız
Ana Sayfa > Haberler > Muğla İkizköy’de su vanası termik santralin elinde, halk susuzluktan kırılıyor

Muğla İkizköy’de su vanası termik santralin elinde, halk susuzluktan kırılıyor

Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy’de termik santral için istenen arsaları vermeyen köylüler susuzlukla cezalandırılıyor. Kovid-19 hastalarının bulunduğu köyde halk isyan ediyor.

Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy’de halkın su çilesi bitmek bilmiyor. Termik santrale kömür temini için istimlak edilmek istenen köy, bu yaz sıcağında yine günlerdir susuz. Köylerinde Kovid-19‘a yakalananlar olduğunu ve susuzluk yüzünden çok sıkıntı çektiklerini söyleyen köyüler ise köyün istimlakine direndikleri için termik santral tarafından bilinçli olarak susuz bırakıldıklarını dile getiriyorlar.

YEDİ KÖYÜN SU KUYUSUNUN VANASI TERMİKÇİNİN ELİNDE

Kamuya ait olan Yeniköy/Kemerköy Termik Santrali, kırk yılı aşkın bir zamandır bölgede elektrik üretimine devam ediyor. 2014 yılında işletme hakkı İÇDAŞ ve Limak ortaklığına satılarak özelleştirilen termik santral, bu tarihten itibaren Yeniköy/Kemerköy Elektrik Üretim AŞ tarafından işletiliyor. Havayı, toprağı kirleten, tarımı ve zeytinciliği bitme noktasına getiren termik santral, bölgede köylülerin içme sularını da tekeline almış durumda. Yedi köye su sağlayan kuyuların vanasını elinde bulunduran termikçi şirket, bu kuyuların işletme hakkını Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Dairesine (MUSKİ) devretmeye de yanaşmıyor.

KÖMÜR İÇİN KÖYLER İSTİMLAK EDİLMEK İSTENİYOR

Kırk yıldır Yeniköy/Kemerköy Termik Santralinin çevre, tarım, hava ve su üzerindeki olumsuz etkilerine karşı yaşamaya çalışan yöre halkı, termik santralin kömür temini için yüzyıllardır yaşadıkları köylerinin ellerinden alınmak istenmesine karşı ise direniyorlar. Termik santral, kömür elde etmek için üç köyden toplam 304 parsel araziyi satın almaya çalışırken arsalarını satmak istemeyen köylüler kamulaştırma ile tehdit ediliyor.

Termik santrale arazilerini satmayan köylerden birisi ise İkizköy. İkizköy, diğer köylerden farklı olarak termik santral nedeniyle dönem dönem susuzluk yaşamak durumunda kalıyor. Geçen seneden bu yana günlerce süren susuzlukluk yaşayan İkizköy’ün su sorununa ise çözüm üretilemiyor.

DSİ, SUYUN KULLANIM HAKKINI HALKA DEĞİL TERMİK SANTRALE VERDİ

Köyün içme suyunun termik santralin kontrolünde olan kuyudan geldiğini belirten Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Eş Sözcüsü Avukat Güngör Erçin, kuyu suyunun doluluk oranının yüzde 90’ın altında bulunduğu durumlarda santralin köyün suyunun vanasını kapattığını dile getirdi. Termik santralin öncelikli olarak kendi ihtiyacını düşündüğünü ve kuyudaki suyu soğutma suyunun temini için kullandığını belirten Erçin, “Onlar için köylülerin yaşam hakkı, su hakkı, tüm canlıların suya erişim hakkı termik santralden sonra geliyor. MUSKİ 2017 yılında EÜAŞ’den pompa istasyonunun devrini talep etmesine ve EÜAŞ bir kamu kurumu olmasına rağmen başka bir kamu kurumu olan MUSKİ’ye pompa istasyonunun işletmesini devretmedi. MUSKİ, iki kamu kurumu arasında cebri yolla kamulaştırma olamayacağı için konuyu 2017 yılında Danıştaya taşıdı. Danıştay’ın bilirkişi olarak atadığı DSİ ise raporunda, su kullanım önceliğinin halktan, köylüden yana değil elektrik üretimi yapan termik santralde olduğu yönünde görüş verince MUSKİ’nin talebi geri çevrildi” dedi.

LİNYİT ÜRETİMİ İÇİN KÖYÜ ALMAYA ÇALIŞIYORLAR

Termik santralin köylerde linyit üretimi için arazi almaya çalıştığını, İkizköylülerin de buna karşı çıktığını belirten Güngör Erçin, “Şirket geçen yıl mayıs ayında köylülere ihtarname gönderdi. Oysa buna hakkı yok, şirket en fazla bilgi vermek için ihbarname gönderebilir. Köylüler yazın bu en sıcak günlerinde yine günlerce yine susuz kaldılar. Sorunlarının çözümü için kendilerine en yakın kurum olan MUSKİ ve diğer kurumlara çağrıda bulunuyorlar” dedi.

Erçin, MUÇEP’in sorumlusu olmadığı ve çözmeye çalıştığı bir sorunu kucağında bulduğunu belirtirken “Yine de bu soruna çözümü MUÇEP bulmalı. Köylüler de haklı olarak kendilerine en yakın kamu kurumu olarak gördükleri Büyükşehir Belediyesine sitem ediyorlar” dedi.

KÖYLÜLER: HANGİ DEVİRDE YAŞIYORUZ!

Köylüler ise çektikleri video ile sosyal medyadan seslerini duyurmaya çalıyorlar. Videoda üç gündür susuz olduklarını belirten köylüler, “Köyümüzde Kovid-19 hastası çıktı, hepimiz karantinadayız. Komşu kapısına bile çıkamıyoruz. bu durumda susuz kaldık. Çok mağduruz. Bulaşık yıkayamıyoruz, tuvaletlerimiz berbat. Köy muhtarı bizi savunmuyor, savunsaydı bu halde olmazdık. Eski bir köy çeşmesine mahkum edildik. Hangi devirde yaşıyoruz!” dediler.

92 yaşında olduğunu söyleyen bir köylü kadın da “Bu yaşa kadar böyle bir rezillik çekmedik. Biz su istiyoruz” dedi.

Sağlık Bakanı’na seslenen başka bir köylü kadın ise “Sayın Bakan hastalık diyorsun, temizlik diyorsun, gel de köyümüze bir bak! Biz temiz değiliz, banyo yapamıyoruz, ellerimizi yıkayamıyoruz. Hayvanlarımız susuz. Siyasi oyunlar dönüyor köyde. İstimlak istemiyoruz diye suyumuzu vermiyorlar, belediye hizmeti alamıyoruz” diye konuştu. 

Özer Akdemir
Özer Akdemir
1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top