Buradasınız
Ana Sayfa > Ekoloji > Haydi zeytin nöbetine! | Özer Akdemir

Haydi zeytin nöbetine! | Özer Akdemir

Ülke ve dünya gündemi baş döndürücü bir hızla değişiyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali her geçen gün büyürken, savaş koşullarına ekonomik ve ekolojik krizin tam ortasında yakalanan ülkemizde de savaşın faturası büyüyor. Deyim yerindeyse Ukrayna topraklarına atılan her bombanın sarsıntısının en çok hissedildiği ülkelerin başında Türkiye geliyor.

Böylesi bir ortamda tutarlı bir iç ve dış politikadan yoksun, AKP’nin tek adam rejimi ekonomiyi batırmak ve halkı bir avuç sermaye sınıfının çıkarı için biraz daha yoksullaştırmakla meşgul! Bunu da herkesin gözünü Ukrayna’daki savaşa diktiği bir süreçte bu savaş ortamını perde olarak kullanarak yapmak istiyor.

ANA YURDUNDA ÖRSELENMEK!

Ana yurdu Maraş, Hatay ve Mardin üçgeni olan, binlerce yıldır Anadolulu’nun besin ve geçim kapısı zeytin ağaçlarını maden ve enerji şirketlerine feda etmeye dönük yönetmelik değişikliği bunun son örneği. Zeytinlikleri koruyan yasanın yönetmelik değişikliği ile yok edilmesinin hukuksal olarak mümkün olup olmadığı tartışmalarını hukukçulara bırakarak (Hiçbir şey yasa dışı değildi çünkü ortada yasa diye bir şey kalmamıştı) AKP’nin savaş çanları arasında geçirmek istediği düzenlemeye bakalım biraz.

ELEKTRİK VE ÖZELLEŞTİRMELER

Zeytin ağacı ülkemizde 500 binden fazla bir nüfusun geçim kapısı her şeyden önce. Adları AKP iktidarları döneminde ezberlenen üç-beş sermaye grubuna peşkeş çekilen ormanlar, meralar, sular, ovalar gibi zeytin ağacı da sermayenin doymak bilmez iştahına terk edilmek isteniyor.

Zeytinleri koruyan Zeytin Kanunu daha önce yedi kere yok edilmeye çalışıldı. Yedisinde de toplumsal tepki nedeniyle geri çekildi. Şimdi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ülkenin elektrik ihtiyacı gerekçesi arkasına sığınılarak yok edilmek isteniyor. Enerjide özelleştirme uygulamalarının sonucunu astronomik elektrik faturaları ile ödeyen yurttaşların bu özelleştirmeleri tartıştığı günlerde, Isparta’yı günlerce elektriksiz bırakan AKP, elektrik üretimindeki beceriksizliğinin faturasını zeytin ağaçlarına kesmek istiyor.

Sanki elektrik üretimi ve dağıtımını sermaye gruplarına kendileri peşkeş çekmemiş, sanki elektrik üretiminde dışa bağımlılığın azaltılması, özellikle Rusya’ya olan bağımlılığın riskleri ile ilgili defalarca yapılan uyarılara kulak tıkamamış gibi zeytinlikleri yok ederek elektrik üretimini garanti altına almaktan bahsediyor. Rusya’nın emperyalist yayılmacılığı, komşularını işgal boyutuna gelmişken hâlâ Akkuyu Nükleer Santrali projesinde ısrar ediyorlar. Üstelik deprem fayları üzerinde yapıldığı ortaya çıkan bu santralin yaratacağı risklere dair tüm uyarılara karşı üç maymunu oynayan AKP, ülkenin ekonomik, ekolojik ve siyasal geleceğine ipotek konulmasının zeminini hazırlıyor.

KAMU YARARI KILIFI

Yönetmelik değişikliğine uydurulan “kamu yararı” söylemi aslında AKP’nin sınıfsal özünü de apaçık ortaya koyan bir cümledir. Kamu yararı denilirken kimin yararı kastediliyor? On binlerce zeytin ağacını keserek nasıl bir kamu yararı elde ediliyor? İklim krizi gerçeği ortadayken, karbon emisyonunu artıran kömür üretimi için, tüm yıl boyunca oksijen yayan zeytin ağaçlarını kesmenin neresinde kamu yararı vardır? Sorular sorular…

GÖZ BOYAMA CÜMLELERİ

Aynı yönetmelik değişikliğinde “Zeytin sahasının madencilik faaliyeti yürütülecek kısmının taşınması” ve “Madencilik faaliyetleri bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getirilmesi”nden söz edilmesi ise sadece göz boyama cümleleri olarak nitelenebilir. Bugüne kadar rehabilite edilmiş, bırakın eski halini biraz da olsa onarılıp gidilmiş bir tane maden sahası yoktur! Zaten yok edilen doğanın eski haline getirilmesi de olanaksızdır.

Yönetmelik değişikliğinin Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından ülkenin dört bir yanından yükselen sesler giderek çoğalıyor. Bugünlerde, özellikle Ege’nin dört bir yanında zeytinliklerin katli anlamına gelecek bu yönetmelik değişikliğinin iptali için basın açıklamaları, eylem ve etkinlikler gerçekleştiriliyor. Onlarca kurum, dernek, meslek örgütü, belediye, platform, sendika ve parti bu yönetmeliğin iptali ile ilgili açıklamalar yapıyor, birçoğu dava açmaya hazırlanıyor.

Ana yurdunda yok edilmek istenen zeytine sahip çıkmak gerekiyor bir kez daha. O binlerce yıldır bizim karnımızı doyurdu, şifa oldu. Sıra bizde bugün.

“Yaşadım demek için” haydi zeytin nöbetine…
“Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak yanı ağır bastığından.”

TARİHİN EN KÖTÜ TARIM VE ORMAN BAKANI!

Tam bu süreçte, “Gelmiş geçmiş en kötü tarım ve orman bakanı” olmakla itham edilen Bekir Pakdemirli bir gece yarısı görevinden “affedildi”! Kendisi tarımı katletmenin yanı sıra görev yaptığı üç yıl içinde ülke tarihinde en çok orman alanının yanmasına seyirci kalan orman bakanı olarak da anımsanacak. Pakdemirli’nin görevde bulunduğu üç yılda 2020’de 21 bin hektar, 2022’de 140 bin hektar ormanımız yandı. Yine kendisi ormanların amaç dışı kullanımı ve özellikle enerji-madencilik yatırımlarına tahsisi konusunda da “çığır açan(!)” bir siyasetçi olarak tarihe geçti. 32 milyon metreküplük odun üretimi ile ormanlardaki aşırı odun üretimi rekoruna da sahip oldu giderayak!

BİZ AFFETMEYECEĞİZ!

Pakdemirli’nin her ne kadar kendisinin bile haberinin olmadığı izlenimi bırakan “görevden af talebi” (Görevden alındığının ertesi günü Erzincan’da Binali Yıldırım’la katılacakları etkinlik ilanı apar topar kaldırıldı) ve bu talebin Cumhurbaşkanı tarafından kabulüne gelecek olursak; ülke tarımını batırmakla suçlanan bir kişiyi tek adam affedebilir ancak, halk ve demokratik bir ülkede hukuk affetmez!

DEVRİK BAKANIN SUÇ DOSYALARI

Yazıyı Devrik Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin ileride yargılanacağı suçlamalardan birkaç tanesini yazarak noktalayalım;

  • Kanadalı altın madeni şirketi Alamos Gold’un Kaz Dağlarında 350-400 bin ağacı katletmesine göz yummak!
  • Eğrigöz Dağı’nda yine Kanadalı El Dorado Gold TÜPRAG şirketinin ortak olduğu Zenit Maden firması tarafından yüzlerce ağacın kesilerek sondaj çalışmaları başlanmasına seyirci kalmak!
  • Geçtiğimiz yaz orman yangınlarının günlerce sürmesine seyirci kalmak!
  • Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazilerini metrekaresi ortalama 1.5 liradan satmak!
  • Ülkede çiftçiler girdi maliyetleri nedeniyle ürünlerini ekemez haline gelmişken çiftçiden almadığı ürünün katbekat fazlası fiyatla dışarıdan ürün satın almak, tarım ürünlerinin gümrüklerini sıfırlamak.
  • Kendisine bağlı Türkiye Tarım ve Kredi Kooperatifleri genel müdürü ve genel müdür yardımcısının birden fazla maaş almasına göz yummak,
  • 49 danışmana sahip olmak ve bu danışmanlardan ikisinin (hırsızlık, zimmet, yaralama vs.) gibi suçlamalardan suç kaydının bulunmasına sessiz kalmak…

Evrensel

Özer Akdemir
Evrensel Gazetesi yazarı. 1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor. EGEÇEP Yürütme Kurulu ve çeşitli komisyonlar ile Ekoloji Birliği'nde Koordinasyon Kurulu ve Yürütme Kurulu'nda da görev yapmıştır.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top