Buradasınız
Ana Sayfa > Bilim > COP28’in başlıca sonuçları ve kısa sentezi | Prof. Dr. Murat Türkeş

COP28’in başlıca sonuçları ve kısa sentezi | Prof. Dr. Murat Türkeş

COP28 yeni bir hayal kırıklığı olarak tanımlanılmalı mı? Yoksa fosil yakıtlar için sonun başlangıcı mı?

pray
Prof. Dr. Murat Türkeş

İklimbilimci Prof. Dr. Murat Türkeş Dubai’de gerçekleştirilen BM İklim Zirvesi’nin sonuçlarını değerlendirdi: “İlk kez ‘fosil yakıtlara’ atıf yapılarak fosil yakıtlardan uzaklaşılmasını’ öneren, ancak ana Sözleşmenin ve Paris Antlaşması’nın ilke ve hedeflerine yaklaşmayan yeni bir BMİDÇS kararı var elimizde!..”

Başlıktaki ve aşağıdaki konuların -ve daha fazlasının- iki hafta boyunca tartışıldığı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı‘nın 28. Oturumu (TK-28 ya da COP-28), önceki gün sabah Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde tamamlandı.

‘İlk Durum Değerlendirmesi’ kararı gerçekten ‘fosil çağının sonunun başlangıcı’ olabilir mi?

İlk izlenimler

Toplantının genel bir değerlendirmesine geçmeden önce, hemen -toplantının sonlandığı karar metninin kabul edildiği ilk saatlerde sorulduğunda basınla da paylaştığım- ilk izlenimlerimi yazmak istiyorum:

TK-28’de, fosil yakıt (petrol, doğal gaz ve kömür) lobilerinin ve fosil yakıt (özellikle petrol) üreticisi ülkelerin ve bu arada başta petrol krallıklarından Suudi Arabistan temsilcilerinin ve ev sahibi BAE’li konferans başkanının fosil yakıtları öven, Dünya’ya hala fosil yakıtlı ve ‘fosil enerjili’ bir gelecek sunmaya çalışan, ciddi hatta moral bozucu girişimlerine ve bilimi dışlamayı hedefleyen kafa karıştırıcı büyük çabalarına tanıklık ettik.

TK-28’deki tüm bu olumsuz çabalara karşın, artık “fosil yakıtlardan (petrol, doğal gaz ve kömür) zaman içinde uzaklaşılmasını, yeni ve yenilenebilir enerjilerin artırılmasını, kömürlü termik santrallerin azaltılmasını (çabaların artırılmasını!), yeni ve temiz enerji teknolojilerine adil bir geçişi, fosil yakıt ve fosil yakıt temelli enerji sistemlerine olan sübvansiyonların kaldırılmasını vb.” isteyen, özendiren “ama Taraflara yasal bir yükümlülük yüklemeyen” BMİDÇS kapsamında iklim değişikliğine ilişkin ‘İlk Durum Değerlendirmesi’ (İng. global stocktake) kararı var (URL-1: FCCC/PA/CMA/2023/L.17., 2023)

Fosil yakıtların (petrol, doğal gaz ve kömür) yakılması, insan kaynaklı iklim değişikliğinin, küresel ısınmanın ve hükümetlerarası/uluslararası politik-diplomatik düzlemde iklim krizinin en önemli nedenlerinin başında geliyor.

Kuşkusuz yukarıda özetlediklerim hem ana sözleşme BMİDÇS’nin amaç, ilke ve hedefleri, hem de Paris Antlaşması’nın küresel sera gazı salımlarını 2030’a kadar en az % 45 azaltma ve küresel ısınmayı 1.5-2 ºC’de sınırlama vb. ana hedeflerine ulaşma açısından yeterli değildir. Örneğin, hem küresel ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artış devam ediyor ve 2023 yazında olduğu gibi 1.5 ºC eşiği daha sık aşılıyor, hem de fosil yakıtlardan ve endüstriden kaynaklanan küresel karbondioksit (CO2) salımlarındaki artış eğilimi sürmektedir. CO2 salımları 2022’de toplam 37.15 milyar metrik ton (GtCO2) oldu. Salımların 2023’te yüzde 1.1 artarak 37.55 GtCO2 gibi rekor bir seviyeye ulaşması bekleniyor (Şekil 1). BMİDÇS’nin kabulünün iki yıl öncesinden, yani 1990’dan bu yana küresel CO2 salımları yüzde 60’tan fazla arttı (URL-2).

Dahası, Tarafların fosil yakıtları azaltmasına ilişkin yasal bir yükümlük vermeyen bu yeni TK kararı, özellikle fosil yakıt üreticisi (OPEC üyesi, kömür üreticisi vb. ülkeler) ve fosil yakıtlara bağımlılığı yüksek olan ülkelere (ör. ekonomileri büyük gelişmekte olan ülkeler) Paris Antlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini fosil yakıt üretimi ve/ya da tüketimi konusunda bir sınırlamaya ya da uzaklaşmaya yönelik hiçbir ciddi eylem ve önlem almadan ‘yerine getirme’ konusunda serbestlik getirmektedir. Fosil yakıtlarla ilişkili bu ayrıcalık, 1994’te yürürlüğe giren ana Sözleşme olan BMİDÇS’de de birkaç paragrafta geçer. Başka sözlerle, bana göre, aradan geçen yaklaşık 30 yıldan sonra bu kez Paris Antlaşması kapsamında söz konusu ülkelere yeni bir fosil yakıt ayrıcalığı getirilmiş oldu!..

Başka sözlerle, iklim değişikliği savaşımı, etkilerini en aza indirme ve uyum vb. can alıcı konularda zaten gevşek ve tüm ülkelerin (gelişmiş ve gelişmekte olan ayrımı yapmaksızın) gönüllü katkılarını (ulusal olarak belirlenmiş katkılar, NDCler) alarak hedefe ulaşmaya, başarılı olmaya çalışan Paris Antlaşması’na taraf olan ülkeler, “yasal yükümlülüklerini (örneğin fosil yakıt kullanımını ve sera gazı salımlarını azaltmayı) istedikleri zaman, istedikleri kapsamda ve istedikleri ya da uygun gördükleri kadar yerine getirme” konusunda daha da özgür olacaklardır.

Dubai TK-28 kararlarına bakıp bir küresel/tarihsel başarıdan ya da ilerlemeden söz etmek hiç olanaklı değil!.. Bu yüzden, tüm bu gerçekler ve yapılması gerekenler açık bir biçimde ortada dururken, önceki pek çok taraflar konferansı toplantılarında yapıldığı gibi, sonucu alkışlarla ve sevinç nidaları içinde kabul etmenin mantığını hiç anlayamadım. Bir kez daha hem de!

Dubai’de neler görüşüldü? Başlıca kararlar nelerdir?

A) Ülkelerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklılığını güçlendirmesine yardımcı olmak

İki hafta süren konferans, 154 Devlet ve Hükümet Başkanını bir araya getiren Dünya İklim Eylemi Zirvesi ile başladı. Taraflar, “Kayıp ve Zararlar Fonu” ve finansman düzenlemelerinin uygulanabilir olması konusunda önemli bir anlaşmaya vardı. Böylece ilk kez konferansın ilk gününde ağırlıklı bir karar kabul edilmiş oldu. Fona yönelik taahhütler, kararın alınmasından hemen sonra gelmeye başladı ve bugüne kadarki toplam tutar 700 milyon ABD dolarını aştı.

BM Afet Riskini Azaltma Ofisi ve BM Proje Hizmetleri Ofisi’nin Santiago Kayıp ve Zarar Ağı sekretaryasına ev sahipliği yapması konusunda da varılan anlaşmayla, kayıp ve zararlar gündeminde biraz daha ilerleme kaydedildi. Bu platform, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı özellikle etkilenebilir olan hassas gelişmekte olan ülkelere teknik yardım sağlayacak.

Taraflar, değişen iklimin etkilerine karşı direngen olmak ve ülkelerin çabalarını değerlendirmek için Dünya’nın nereye ulaşması gerektiğini belirleyen Küresel Uyum Hedefi (GGA) ve çerçevesine ilişkin hedefler üzerinde uzlaştı. Kısaca, GGA çerçevesi, uyum hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme desteği gereksinimi konusunda küresel bir fikir birliğini yansıtıyor.

B) Küresel Durum Değerlendirmesi

Dubai’de, iklim diplomatları ve müzakereciler (görüşmeci), BMİDÇS Paris Anlaşması kapsamında ilk Küresel Durum Değerlendirmesi’nin tamamlanması, kayıp ve zararlara yönelik finansman düzenlemelerinin uygulanabilir duruma getirilmesi, iklim finansmanı (örneğin, Yeşil İklim Fonu, Uyum Fonu, vb.) konusunda yeni bir kolektif sayısal hedef ve uyum (adaptasyon) konusunda küresel hedeflerin belirlenmesi ve iklim değişikliği savaşımının güçlendirilmesi vb gibi konuları görüşüp tartıştılar.

Taraflar, 1.5-2.0°C küresel ısınma hedeflerine (küresel ısınmayı sanayi dönemine kıyasla 2.0°C’nin oldukça altında tutmak, olanaklıysa 1.5°C’yle sınırlandırmak) uygun olarak sera gazı salımlarında derin, hızlı ve sürekli azaltım gereksinimi kabul eden Paris Antlaşması kapsamındaki ilk Küresel Durum Değerlendirmesine ilişkin bir kararı kabul etti. Bu karar, Tarafları, tüm sera gazlarını, sektörleri ve kategorileri kapsayan ve küresel ısınmanın 1.5°C ile sınırlandırılmasıyla uyumlu, iddialı (azimkar), ekonomi ölçekli salım azaltma hedeflerini içeren bir sonraki ulusal olarak belirlenmiş katkılarında (NDCler) öne çıkmaya teşvik ediyor. Ancak bu konularda Taraflara yeni ve ek yasal bir yükümlülük vermiyor!..

Uluslararası basın ve yorumcuların önemli bir bölümü, Dubai’de yapılan çeşitli resmi ve ülke temsilcilerinin yaptığı açıklamalardan etkilenmiş olmalılar ki, yaklaşık olarak buna benzer açıklamaların yapıldığı görüldü: “BMİDÇS TK-28, hızlı, adil ve hakkaniyetli bir geçişin zeminini hazırlayarak fosil yakıt çağının “sonunun başlangıcını” işaret eden -derin salım kesintileri ve artan finansmanla desteklenmesi beklenen- bir anlaşmayla kapandı.”

Ancak bana göre en doğru açıklamayı, tümüyle katıldığım bir yaklaşımla, BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell kapanış konuşmasında, “Dubai’de fosil yakıt çağına yeni bir sayfa açmamış olsak da bu sonuç sonun başlangıcıdır” diyerek yaptı. Ona göre, “Artık tüm hükümetlerin ve işletmelerin bu yükümlükleri gecikmeden reel ekonomi sonuçlarına dönüştürmesi gerekiyor.”

“Küresel Durum Değerlendirmesi”, görüşülen hemen her öğeyi içerdiğinden ve artık ülkeler tarafından 2025 yılına kadar daha güçlü iklim eylem planları geliştirmek (NDClerin ikinci gözden geçirilmesi, yeni ve ek yükümlülüklerle güçlendirilmesi?) için kullanılabildiğinden, TK-28’in ana sonucu olarak kabul ediliyor.

BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell.

“Küresel Durum Değerlendirmesi”, küresel ısınmayı 1.5°C ile sınırlandırmak için küresel sera gazı salımlarının 2019 düzeylerine oranla 2030 yılına kadar % 43 (2016’da % 45 idi) ve 2035 yılına kadar % 60 oranında azaltılmasının yanı sıra, 2050 yılına kadar net sıfır karbondioksit salımı düzeyine ulaşılmasının gerekli olduğunu gösteren bilimi kabul ediyor. Ancak, konu Paris Anlaşması hedeflerine ulaşma konusuna gelince Tarafların doğru yolda olmadıklarını belirtiyor.

“Küresel Durum Değerlendirmesi”, Paris Antlaşması’nın 1.5 °C’lik hedefiyle uyumlu olmak üzere, Taraflara, 2030 yılına kadar küresel ölçekte yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması ve enerji verimliliği iyileştirmelerinin iki katına çıkarılması yönünde harekete geçmeleri yönünde çağrıda bulunuyor. Liste aynı zamanda, verimsiz fosil yakıt sübvansiyonlarının aşamalı olarak ortadan kaldırılmasını, kömür santrallerinin azaltılmasına yönelik çabaların hızlandırılmasını, gelişmiş ülkelerin liderliğinde enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan uzaklaşmayı adil, düzenli ve hakkaniyetli (denkser) bir şekilde yönlendirecek diğer önlemleri de içeriyor.

Karar, diğer konuların yanı sıra, Taraflara ulusal düzeyde kararlaştırılmış şekilde aşağıdaki konulardaki küresel çabalara katkıda bulunma çağrısında da bulunuyor:

  • 2030 yılına kadar küresel olarak yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına ve küresel ortalama yıllık enerji verimliliği iyileştirme oranının iki katına çıkarılması;
  • Kömürlü termik santrallerin azaltılmasına yönelik çabaların hızlandırılması;
  • Yüzyılın çok öncesinde ya da ortalarında sıfır ve düşük karbonlu yakıtların kullanıldığı net sıfır salımlı enerji sistemlerine yönelik çabaların küresel olarak hızlandırılması;
  • Enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan adil, düzenli ve hakkaniyetli bir şekilde geçiş yapılması, bilime uygun olarak 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmak için bu kritik on yılda eylemlerin hızlandırılması;
  • Diğerlerinin yanı sıra yenilenebilir enerji kaynakları, nükleer enerji, özellikle azaltılması zor sektörlerde karbon yakalama, kullanma ve depolama gibi azaltma ve uzaklaştırma teknolojileri ve düşük karbonlu hidrojen üretimi de dahil olmak üzere sıfır ve düşük salım teknolojilerinin hızlandırılması;
  • 2030 yılına kadar, başta metan salımları olmak üzere, küresel düzeyde karbondioksit dışı salımların hızlı ve önemli ölçüde azaltılması;
  • Altyapının geliştirilmesi, sıfır ve düşük salımlı araçların hızla devreye alınması da dahil olmak üzere, karayolu taşımacılığından kaynaklanan salımların azaltılmasının çeşitli yollarla hızlandırılması;
  • Enerji yoksulluğuna ya da adil geçişlere çözüm getirmeyen verimsiz fosil yakıt sübvansiyonlarının mümkün olan en kısa sürede aşamalı olarak kaldırılması.

Kısa vadede Tarafların, tüm sera gazlarını, sektörleri ve kategorileri kapsayan ve iklim eylem planlarının bir sonraki turunda (NDCler olarak bilinen) 1.5°C sınırına uyumlu, iddialı, ekonomi ölçekli salım azaltım hedeflerini 2025 yılına kadar ortaya koymaları teşvik edilmektedir.

C) İklim finansmanının artırılması

İklim finansmanı konferansın odak noktasında yer aldı ve Stiell bunu defalarca “iklim eyleminin büyük kolaylaştırıcısı” olarak nitelendirdi. Gerçekte yılda 100 milyar ABD doları toplanması gereken Yeşil İklim Fonu, altı ülkenin TK-28’de yeni fon sözü vermesiyle ikinci takviyesini almış oldu. Şu anda 31 ülkeden gelen toplam taahhüt yalnızca 12.8 milyar ABD doları tutarında ve daha fazla katkı bekleniyor.

Sekiz donör hükümet, En Az Gelişmiş Ülkeler Fonu ve Özel İklim Değişikliği Fonu için bugüne kadar toplam 174 milyon ABD dolarını aşan yeni taahhütler açıklarken, TK-28’de Uyum Fonu’na şu ana kadar yaklaşık 188 milyon ABD doları tutarında yeni taahhütlerde bulunuldu.

Ancak küresel değerlendirmede de vurgulandığı gibi, bu mali yükümlülükler, gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji geçişleri, ulusal iklim planlarının uygulanması ve uyum çabalarıyla desteklenmesi için nihai olarak ihtiyaç duyulan trilyonların çok altında. Küresel durum değerlendirmesi, bu tür bir finansmanı sağlamak için, çok taraflı finansal mimaride reform yapılmasının yanı sıra, yeni ve yenilikçi finans kaynaklarının süregelen oluşumunun hızlandırılmasının önemini vurgulamaktadır.

TK-28’de, gelişmekte olan ülkelerin gereksinim ve öncelikleri dikkate alınarak 2024’te ‘iklim finansmanına ilişkin yeni bir kolektif sayısal hedefin‘ belirlenmesine ilişkin tartışmalar devam etti. Yıllık 100 milyar ABD doları temelinden başlayacak olan yeni hedefin, 2025 yılına kadar teslim edilmesi gereken ulusal iklim planlarının tasarımı ve sonrasında uygulanması için bir yapı taşı olacağı düşünülmekte.

D) Hükümetler ve kilit paydaşlar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, katılım ve kapsayıcılık

TK-28’de dünya liderlerine, sivil toplum, iş dünyası, yerli halklar, gençlik, yardım ve uluslararası kuruluşlar, 2030’a kadar olan boşlukları kapatmak için ortak bir kararlılık ruhuyla katıldı. Düşünce, öneri ve çözümleri paylaşmak ve ortaklıklar kurmak için TK-28’e yaklaşık 85,000 kişi katıldı. TK-28’de alınan kararlar, özellikle İklimi Güçlendirme Eylem Planı ve Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı aracılığıyla, aynı zamanda tüm paydaşların iklim eylemine katılmaları için yetkilendirilmesinin kritik önemini bir kez daha vurguluyor.

Resmi görüşmelere paralel olarak, TK-28’deki Küresel İklim Eylemi alanı hükümetlerin, işletmelerin ve sivil toplumun işbirliği yapması ve gerçek dünyadaki iklim çözümlerini sergilemesi için bir platform sağladı.

Marakeş Küresel İklim Eylemi Ortaklığı kapsamındaki Üst Düzey Şampiyonlar, 2030 İklim Çözümlerinin uygulama yol haritasını başlattı. Bunlar, küresel salımları yarıya indirmek, uyum boşluklarını gidermek ve 2030 yılına kadar direngenliği artırmak için ölçeği büyütülmesi ve tekrarlanması gereken etkili önlemlere ilişkin çok çeşitli Taraflar dışı paydaşların görüşlerini içeren bir dizi çözümdür.

Taraflar ayrıca Küresel Uyum Hedefi‘nin çerçevesini kabul etti, adil geçiş yollarına ilişkin çalışma programının uygulanmasını başlattı ve bir dizi başka karar aldı.

Konferansta ayrıca gıda ve halk sağlığı sistemlerinin direngenliğini artırmaya, tarım ve metanla ilgili salımları azaltmaya yönelik çeşitli duyurulara da tanık olundu.

E) İleriye bakmak

TK-28’deki ‘Geliştirilmiş Şeffaflık Çerçevesi‘ne ilişkin görüşmelerin, Paris Antlaşması’nın uygulanmasında -çok güçlü olmamakla birlikte- yeni bir dönemin temelini attığı da söylenebilir. BM İklim Değişikliği, Tarafların kullanımına yönelik, TK-28’de sergilenen ve sınanan şeffaflık, raporlama ve inceleme araçlarını geliştiriyor. Raporlama araçlarının son sürümlerinin Haziran 2024’e kadar Tarafların kullanımına sunulması gerekiyor.

TK-28’de ayrıca Tarafların, Azerbaycan’ın 11-22 Kasım 2024 tarihleri ​​arasında TK-29’a ev sahipliği yapması ve 10-21 Kasım 2025 tarihleri ​​arasında Brezilya’nın TK-30’a ev sahibi olması konusunda anlaştıkları da gözlendi. Önümüzdeki iki yıl kritik olacak. TK-29’da hükümetlerin iklim sorununun ölçeğini ve aciliyetini yansıtan yeni bir iklim finansmanı hedefi oluşturması gerekiyor. Ayrıca Tarafların, TK-30’a ekonomi ölçekli, tüm sera gazlarını kapsayan ve 1.5 °C sıcaklık sınırına tümüyle uygun, yeni NDC katkılarıyla hazırlıklı ve daha azimkar gelmeleri gerekiyor.

Son sözler, itiraf ve uyarılar

Stiell, kapanışta, “Paris Anlaşması’nı tamamen uygulamaya koyma işini sürdürmeliyiz” dedi. “2025’in başlarında ülkelerin ulusal olarak belirlenmiş yeni katkılar (NDCler) sunması gerekiyor. Finans, uyum ve azaltım konusundaki her bir yükümlülük bizi 1.5 °C’lik (çvr. küresel ısınma hedefinin aşılmadığı) bir dünyayla aynı çizgiye getirmelidir.” Stiell, “Son mesajım, her yerdeki değişim için seslerini yükseltmekte olan sıradan insanlaradır” diye ekledi. “Her biriniz gerçek bir fark yaratıyorsunuz. Önümüzdeki kritik yıllarda sesiniz ve kararlılığınız her zamankinden daha önemli olacak. Asla pes etmemenizi rica ediyorum. Biz hâlâ bu yarışın içindeyiz. Her adımda yanınızda olacağız” dedi.

TK-28 Başkanı Dr. Sultan Al Jaber kapanış konuşmasında, “Dünyanın yeni bir yol bulması gerekiyordu. Kuzey Yıldızımızı takip ederek o yolu bulduk” dedi. “Halkımız ve gezegenimiz için daha iyi bir gelecek sağlamak için çok çalıştık. Tarihi başarımızdan gurur duymalıyız” dedi.

Açıkça görüldüğü gibi, kapanış açıklamaları bir uzlaşmaya ulaşmanın ne kadar zor olduğunu gösterdi. Birçok katılımcı ve temsilci, fosil yakıtların ve kömürlü termik santrallerin aşamalı olarak kullanımdan kaldırılmasına ilişkin net bir atıf yapılmamasını, kömür ve metanın zayıf bir şekilde dile getirilmesini ve kararda “enerji güvenliğini sağlarken enerji geçişini kolaylaştırmada rol oynayabileceğini” söyleyen geçiş yakıtlarıyla ilgili riskleri kınadı. Diğerleri ise, bu özel küresel çabalara yapılan atıfları fazla kuralcı buldular ve Paris Antlaşması’nın aşağıdan yukarıya ve ulusal olarak belirlenmiş “yükümlülük almayan gönüllü” doğasının altını çizdiler.

BMİDÇS TK-28 Başkanı Al Jaber, sonucu buraya kadar özetle de olsa açıklamaya çalıştığımız eksikleri, göz ardı edilen gerçekleri ve yaşanan/sürmekte olan zayıflıkları görmezden gelerek, “çok taraflılığın zaferi” ve “dayanışma ve işbirliğinin bir işareti” olarak memnuniyetle karşıladığını dile getirdi. Toplantıyı, bana göre, sanırım iklimin kedi değişkenliğine, yani örneğin gelecek yıllarda görece soğuk bir iklim dönemine girilmesi olasılığına güvenerek 1.5°C’yi tekrar ulaşılabilir hale getiren “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi!..

Referanslar


Kaynak: Prof. Dr. Murat Türkeş’in Yeşil Gazete için yazdığı yazıdan alınmıştır.


Dünya Haberleri

Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top