Buradasınız
Ana Sayfa > Ekoloji > Asıl cevher Gediz Havzası’dır | Metin Sert

Asıl cevher Gediz Havzası’dır | Metin Sert

Bilim, coğrafya ve matematik; dolayısıyla akıl ve mantık bizlere bir tek şey söylüyor: Doğanın bizlere bir armağan diye sunduğu asıl cevher, gerçek hazine Gediz Havzası’dır…

Yaşadığımız toprakların dünyanın 7 harika bölgesinden biri olarak bilindiğini sürekli olarak özellikle vurguladık. Bir türlü kıymet bilemez tavrımız ve anlayışımız nedeniyle bu vurgulamayı yapmak gerekiyor. Çünkü şimdi birileri çıkıp da, çağlar boyunca sadece Ege’yi, Türkiye’yi değil, dünyayı bile doyuracak kadar cömert bir verimi ve bereketi olan bu toprağın altında ondan çok daha kıymetli bir cevherin bulunduğunu, nikel denilen bu cevherin de dünyada günümüzde çok önemsendiğini anlatıp halkımızın kafasını karıştırmaya, sahip olduğu asıl zenginliğin ne olduğunu gözlerden kaçırmaya çalışıyor.

Örneklemek gerekirse; Turgutlu’nun başına bu vahşi madencilik belasını saran European Nickel şirketi kendisine ait web sitesinde uygulamak istediği projeden bahsederken, Manisa bölgesinden “yangından kurtulmuş stres altında bölge” şeklinde söz ederek, çok önemli bir gerçeği dünyanın gözünden saklamaya çalışıyor. Yani, “burayı çöle çevirmek mübahtır”dercesine.

Çeşitli yollar ve baskılar yoluyla kendilerine iktidar desteğini sağladıktan sonra da, kamuoyundan kaçırarak elde ettiği ucube ÇED raporuna bir de TÜBİTAK’tan destek alarak ellerindeki ÇED raporunu “kutsal bir belge” haline de getirmek istediler. Ama yaşadığı toprakların dünya yüzünde ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu çok iyi bilen halkımız, çevrilen her türlü oyuna ve tezgaha rağmen verdiği mücadele sonucunda toprakları çöle çevirmelerine göz yummayarak İngiliz şirketini kovdu.

YENİ ŞİRKET 6 AY BOYUNCA KENDİNİ NEDEN GİZLEDİ?

Ama bu kez de yeni bir senaryo olarak ortaya konulan “İngiliz oyunu” ile Turgutlu Çaldağı’ndaki tesisler ve maden şirketi şaibeli bir ihale sonucu bir Türk şirkete devredildi. Öylesine şaibeli bir ihale söz konusuydu ki, ihaleyi kazanıp Çaldağı’ndaki tesisleri ve şirketi devralan bu Türk şirketi tam 6 ay ortaya çıkmayıp kendini kamuoyundan gizledi. Ancak bizlerin “bu Gediz vadisi cinayetine artık ‘faili meçhul’ mü diyeceğiz” sorusunun ardından ortaya çıkmak zorunda kalarak kendilerini tanıtmak zorunda kaldılar.

Haberi için tıklayınız: Yeni şirket ancak 6 ay sonra ortaya çıktı: Çaldağı projesinin taşeronu: VTG Madencilik

Tabii bu süre içinde de gizli gizli ihtiyaç duydukları izin ve ruhsat işlerini halletmişler. Sırtlarını dayadıkları AKP iktidarı ve TÜBİTAK desteği ile “kutsal bir belge” haline de getirmeye çalıştıkları ÇED raporuna güvendiklerinden, şimdi de “Türk”  kimliği ile halkı daha kolay kandırabileceklerini sandılar. Ama bilimle savaşılmaz. Bilim, bu madencilik yönteminin çevre ve insanlık dışı olduğunu, bu yöntemi uygulamak için alınan ÇED raporunun da bir yüz karası ve utanç eseri olduğunu söylüyor.

Dolayısıyla bilimin aydınlık yolunu izleyen çevreciler, bilim insanları ve hukukçularla kolkola verdikleri mücadele ile aynı projeyi bu kez bir Türk firma olarak uygulamak isteyen VTG Madencilik şirketinin elindeki European Nickel projesinin ÇED raporunu paçavraya çevirerek tarihin çöplüğüne atılmasını sağladılar.

İlgili haber için tıklayınız: Tekzip yazılarındaki yanlışlar ve çelişkiler

Böylece maden şirketinin elinde sadece sırtlarını dayadığı iktidar desteğinden başka bir şey kalmadı. Tabii bu durumda VTG Madencilik şirketi aracılığıyla yeni bir senaryonun devreye sokulması gerekiyordu. Bu kezki senaryonun adı da “ÇED tadilatı” veya “yeni ÇED süreci” oldu. Amaç halkın ezberini bozup, bilgilerini kirleterek kafaları karıştırıp, bu madencilik yöntemi hakkında kamuoyunu kandırabilecek manevralar yapabilmek çünkü.

Ama kamuoyu 7 yıldan beri hep aynı insanların şimdi vazgeçtikleri ÇED raporunu nasıl da “çok bilimsel, çevre dostu, zararsız” diye savunduklarını unutacak mı? “Dün sanki kutsal bir belge gibi savunduğunuz ÇED raporundan bugün neden vaz geçtiniz” diye sormayacak mı? “Bugüne kadar girmediğiniz kılık, söylemediğiniz yalan kalmadı, sizin artık hiçbir inandırıcılığınız ve güvenirliğiniz kalmadı” demeyecek mi?

İşte bu yüzden VTG Madencilik şirketi, tıpkı daha önce European Nickel şirketinin yaptığı gibi, her şeyi seçim sürecine göre ayarladı. Öyle ki, tüm Türkiye kamuoyu 25 Mart’a “yeni bir tape mi çıkacak, sex kasedi mi yayınlanacak” diye odaklanırken, Gediz vadisinin idam fermanı anlamına gelecek ÇED raporu ile ilgili Çevre Bakanlığı’ndaki değerlendirme toplantısı tam da 25 Mart tarihine denk getirildi!

TOPRAĞIN ÜSTÜ ALTINDAN ÇOK DAHA DEĞERLİ

Peki Turgutlu Çaldağı’ndaki nikel işletmesi memleketimize ve halkımıza dünyanın en bereketli topraklarından vaz geçecekleri kadar büyük bir gelir mi vadediyor? Çıkarılacak nikel bu toprakların varlığından ve halkın sağlığından daha mı önemli? 

Hesap ortada: Şirketin ÇED raporundak, açıklamasına göre; madenin 15 yıl sonunda bir defaya mahsus llarak bırakacağı gelir 1 milyar dolar. Kesintilerden sonra kalacak olan ise sadece 168 milyon. 

2010 yılının Borsa ve hal verilerine göre; Manisa bölgesinin sadece 1 yılda sadece tarımdan sağladığı gelir 3 milyarın üzerinde. Sadece Turgutlu’nun maden işletme süresi olan bu 15 yıldaki tarımsal geliri ise 5.1 milyar.

Peki hangi akıl insana Manisa’da her yıl alınan 3 milyardan veya sadece Turgutlu’nun 15 yılda getirdiği 5 milyardan madenin sadece bir defaya mahsus 15 yıl sonunda getireceği 168 milyon için vaz geçmesini söyleyebilir? Bu durumda Turgutlu Çaldağı’nda konuşlandırılan bu vahşi madencilik projesinin onaylanması, ulusal çıkarlarımızın değil, sadece şirketin çıkarına hizmet ettiğini göstermektedir.

Matematik de bir bilim olduğuna, akıl ve mantık işi olduğuna göre, hesap bu kadar ortadayken, Turgutlu’daki nikel rezervinin dünyanın en harika 7 tarım vadisinden olan Gediz Vadisi’nden daha değerli olduğunu kim söyleyebilir?

Dolayısıyla, bizler için asıl hazinenin, dünyanın en cennet 7 tarım harikasından Gediz Vadisi olduğunu artık anlamalıyız. Sonuç olarak, böylesi bir cennet vadinin vahşi madencilik anlayışına kurban edilerek, “maden çöplüğü” gibi kullanılıp çöle çevrilmesine her şekilde karşı durmak, Çaldağı’ndaki bu maden işletmesine de her yönüyle karşı çıkmak, bu maden işletmesinin kapatılmasını istemekten başka bir seçeneğimiz olmadığı da ortada.

Asıl gerçek şu: Doğanın bizlere bir armağan diye sunduğu asıl cevher, gerçek hazine Gediz Vadisi’dir…

Efsaneden gerçeğe: “Belkıs’ın gerdanlığı efsanesi” ve efsanenin yorumu


Metin Sert
1959 yılında Manisa’nın Turgutlu ilçesinde dünyaya geldi. Çevre sorunları ve ekoloji mücadelesi ile ilgisi 1997 yılında Leylek Çayı‘nın akibeti ve bazı çocuk ölümlerini araştırarak başladı. Bugün başta Turgutlu Çaldağı’ndaki nikel madenciliği ve diğer çevresel tehditlere karşı mücadele yürüten TURÇEP YK üyeliği görevini sürdürmektedir. Ayrıca EGEÇEP ve Ekoloji Birliği'nde de YK üyeliği görevlerinde bulundu.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top