Buradasınız
Ana Sayfa > Bilim > Araştırma sonuçları ortaya koydu: Bölgesel su krizleri kapıda!

Araştırma sonuçları ortaya koydu: Bölgesel su krizleri kapıda!

Tüm dünyayı etkilemekte olan iklim krizi Türkiye için de büyük bir sorun teşkil ediyor. Konuyla ilgili yapılan anket çalışmaları sonucunda Türkiye’de nüfusun büyük bir çoğunluğunun iklim krizini dikkate aldığı ortaya çıktı.

Türkiye’de su tüketim alışkanlıklarını araştıran Adgager tarafından yapılan araştırmada, özellikle 45-55 yaş grubundaki katılımcıların su krizi konusunda daha kaygılı olduğu görülürken katılımcıların yüzde 67.1’inin Türkiye’deki baraj doluluk oranlarını yakından izlediği öğrenildi. Ankete göre beş kişiden üçü, iklim değişikliğinden korktuğunu ve bu konuda kişisel önlemler aldığını söylüyor.

Öte yandan Türkiye’de bu yıl 27.1 derece ölçülen ağustos ayı ortalama sıcaklığı, 2010’dan sonra son 53 yılın en sıcak ikinci ağustos ayı olarak kayıtlara geçti. 

Tarımsal kuraklık

Yurttaşların iklim krizinden korkmasına ilişkin konuşan Su Politikaları Derneği Başkanı ve Su Politikaları Uzmanı Dursun Yıldız, “Ağustos ayında son 53 yılın sıcaklık rekoruna yaklaşıldı. Son yıllarda art arda gelen meteorolojik kuraklıklar bazı bölgelerimizde hidrolojik kuraklığa dönüşerek baraj gölü, doğal göl ve akarsulardaki su miktarlarını düşürdü. Yaşadığımız bu kuraklıklar önümüzdeki yıllarda art arda iki üç yıl da devam edebilir. Bu da bazı bölgelerimizde su krizi ve şiddetli tarımsal kuraklığa neden olabilir” dedi.

Türkiye’de Su Krizi araştırması

Tüm dünyayı etkilemekte olan iklim krizi ülkemiz için de büyük bir sorun teşkil etmekte. Konuyla ilgili yapılan anket çalışmaları sonucunda Türkiye’de nüfusun büyük bir çoğunluğunun iklim krizini dikkatte aldığı ortaya çıktı.

Türkiye genelinde, 18-55 yaş arası, ABC1C2DE sosyo-ekonomik grubu üzerinde gerçekleştirilen araştırmada, katılımcıların %36,6’sı, “Su krizi nedir?” sorusuna “iklim değişikliği ve küresel ısınmanın neden olduğu su kıtlığıdır” yanıtını verdi.

Su krizi konusunda yüksek endişe duyan kesimin, çoğunlukla 45-55 yaş grubundaki katılımcılar olduğu görüldü. Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Adgager Pazar Araştırma Direktörü Gizem Turhan, “Katılımcıların pek çoğu iklim değişikliği ve su kaynaklarının azalmasının, su krizi algısında önemli bir rol oynadığı konusunda hemfikir olsa da su krizi kavramının tanımı sosyo-ekonomik gruba göre farklılaşabiliyor. Bu durum su krizinin karmaşıklığını vurguluyor. Öte yandan 5 kişiden üçü, iklim değişikliğinden korktuğunu ve bu konuda kişisel tedbirler aldığını söylüyor. Su ve iklim krizine ilişkin endişeler, bu problemlerin her geçen gün kritik hâle geldiğine dikkat çekiyor” dedi.

Katılımcıların %67,1’I, baraj doluluk oranlarını takip ediyor

Araştırma, Türkiye’de su krizi konusunda yüksek endişeye sahip kesimin bu konudaki gündemi de daima takip ettiğini gösterdi.

Özellikle 45-55 yaş grubundaki katılımcıların su krizi konusunda daha endişeli olduğu görülürken, katılımcıların %67,1’inin Türkiye’deki baraj doluluk oranlarını yakından izlediği öğrenildi. 3 kişiden 2’sinin, baraj doluluk oranlarıyla güncel olarak ilgilendiğine dikkat çeken Gizem Turhan, “Bu veri, baraj doluluk oranlarının katılımcılar için su krizinin boyutlarını anlamak açısından önemli bir gösterge olarak görüldüğünü vurguluyor. Buradan da su kaynaklarına yönelik farkındalığın yüksek olduğu çıkarımına ulaşıyoruz. Baraj doluluk oranlarına ilişkin bilinçli katılım, su krizinin hafifletilmesinde vatandaş desteğinin önemli bir işareti olabilir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin su tasarrufu bilinci kötü değil”

Araştırmada öne çıkan bulgulardan birinin de su tasarrufu bilincine ilişkin olduğunu kaydeden Adgager Pazar Araştırma Direktörü Gizem Turhan, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:

“Katılımcıların büyük çoğunluğu (%92,2), günlük hayatlarında su tasarrufu yaptıklarını ifade ediyor, bu grubun yaklaşık %83’ü ise suyun boşa akıtılmamasına dikkat ettiğini söylüyor. Türkiye genelinde yürütülen araştırma sonuçlarına göre vatandaşların su tasarrufu bilincinin yüksek olduğunu görüyoruz. Bu konudaki farkındalık, su krizinin hafifletilmesinde önemli rol oynuyor. Özellikle yerel yönetimlerin su tasarrufuna ilişkin mesajlarının ve medyada yer alan su krizine ilişkin haberlerin vatandaşları tasarrufa teşvik ettiğini de söyleyebiliriz. Yapay zekanın desteğiyle uçtan uca pazar araştırma çözümleri sunan yeni nesil bir araştırma platformu olan Adgager olarak, toplumsal gündemlere ilişkin içgörüler sağlamayı da görev ediniyoruz. Türkiye’de Su Krizi Araştırmamızın bu konudaki farkındalığı desteklemesini diliyoruz.”

Dünya’da 25 ülke su kriziyle karşı karşıya

Dünya Kaynakları Enstitüsü‘nün son araştırmasında, iklim değişikliği ve çeşitli nedenlerden dolayı dünya nüfusunun dörtte birine ev sahipliği yapan yirmi beş ülkenin su kriziyle karşı karşıya olduğu belirtilerek, acil tedbir çağrısında bulunuldu.

Araştırmaya göre, dünya nüfusunun dörtte birine ev sahipliği yapan yirmi beş ülke aşırı su stresiyle karşı karşıya. Dünya Kaynakları Enstitüsü‘nün (WRI) verileri, bu ülkelerin her yıl düzenli olarak su kaynaklarının % 80’ini kullandığını gösteriyor. WRI’nin Aqueduct su risk haritası, su talebinin dünya genelinde arttığını ve 1960’tan bu yana iki kattan fazla arttığını ortaya koyuyor.

Türkiye ayrıntısı

Dünya Kaynakları Enstitüsü verilerine göre, 2050 yılına kadar dünya GSYH’sinin yaklaşık yüzde 31’i (70 trilyon dolar) önemli ölçüde su kaynakları için kullanılacak. Bu oran 2010 yılında kaydedilen yüzde 24’lük orandan (15 trilyon dolar) daha yüksek. Özellikle Hindistan, Meksika, Mısır ve Türkiye, 2050 yılında bu miktarın yüzde 50’den fazlasına katkıda bulunacak.

En yüksek su talebi

Avrupa ve ABD’de suya olan talep durağanlaşırken, Afrika’da talep artıyor. 2050 yılına kadar dünya genelinde su talebinin yüzde 20 ila yüzde 25 arasında artacağı öngörülüyor..

En fazla su sıkıntısı çeken 25 ülke arasında Suudi Arabistan Şili, San Marino, Belçika ve Yunanistan bulunuyor. En yüksek su talebiyle karşı karşıya olan beş ülke ise Bahreyn, Kıbrıs, Kuveyt, Lübnan ve Umman.

Aqueduct analizine göre, dünya nüfusunun yarısı, yılda en az bir ay aşırı yüksek su stresine maruz kalıyor. Bu rakam 2050 yılına kadar yüzde 60’a yaklaşabilir.

Su sıkıntısı yaşayan 25 ülke

En fazla su sıkıntısı çeken 25 ülke şu şekilde listelendi:

Bahreyn, Kıbrıs, Kuveyt, Lübnan, Umman, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, İsrail, Mısır, Libya, Yemen, Botsvana, İran, Ürdün, Şili, San Marino, Belçika, Yunanistan, Tunus, Namibya, Güney Afrika, Irak, Hindistan ve Suriye.

Analizde, “Bu düzeyde bir su stresiyle yaşamak insanların yaşamlarını, işlerini, gıda ve enerji güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Su, ürün yetiştirme ve hayvancılık, elektrik üretimi, insan sağlığının korunması, eşitlikçi toplumların geliştirilmesi ve dünyanın iklim hedeflerinin karşılanması için merkezi bir öneme sahiptir. Daha iyi bir su yönetimi olmadan, nüfus artışı, ekonomik kalkınma ve iklim değişikliği su stresini daha da kötüleştirmeye hazırlanıyor” denildi.

Ekonomik büyüme gıda üretimini de etkiliyor

Artan su stresinin ülkelerin ekonomik büyümesini tehdit ettiğini ve gıda üretimini de etkilediğini belirten rapor, özellikle de şeker kamışı, buğday, pirinç ve mısırın aşırı yüksek su stresiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor.

Raporda, 2050 yılına kadar dünyanın 10 milyar insanı beslemek için 2010 yılına göre %56 daha fazla gıda kalorisi üretmesi gerekeceği ifade edildi.

Gerçekleştirilecek müdahalelerin, su krizlerine yol açan su stresini durdurabileceğini belirten raporda, Singapur ve Las Vegas‘ta alınan tedbirler hatırlatıldı. Söz konusu iki bölgede tuzdan arındırma, atık su arıtma ve yeniden kullanım gibi diğer teknikler kullanılarak su tasarrufu sağlandığı belirtildi.

Raporun yazarları, su verimliliğinin sağlanması ve su stresinin azaltılması için siyasi iradeye ihtiyaç olduğunu savunuyor.


Dünya Haberleri
Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur. Amacı; birlik ve dayanışma temelinde ekoloji mücadelesini yükselterek, daha güçlü şekilde doğayı ve yaşamı savunmaktır.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top