Buradasınız
Ana Sayfa > Bildiriler > Akbelen Ormanı Direnişinin İkinci Yılı Forumu: “Akbelen Ormanı Direnişi Yaşama Saygı Duruşudur” | Video / Haber

Akbelen Ormanı Direnişinin İkinci Yılı Forumu: “Akbelen Ormanı Direnişi Yaşama Saygı Duruşudur” | Video / Haber

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Akbelen Ormanı’nı Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi’ne (YK Enerji) karşı korumak için iki yıl önce başlayan çadırlı nöbetin 2nci yıldönümünde yaşam savunucuları ve ekoloji örgütleri ile aktivistler bir araya geldi. İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nı korumak adına sürdürülen çadır nöbetinin ikinci yılında çadırlı nöbet alanında basın açıklaması ile birlikte ayrıca bir de forum düzenlendi.

Muğla‘nın Milas ilçesi İkizköy mevkiinde, kömür sahasını genişletmek isteyen YK Enerji’ye karşı Akbelen Ormanı‘nı korumak için tutulan direniş nöbetinde iki yıl geride kaldı.

Milas’a bağlı İkizköy’de bulunan Akbelen Ormanı’nda Limak Holding ve IC Holding ortak iştiraki YK Enerji’nin kömür maden sahasını genişletmek için ağaç kesimine karşı bölge halkının mücadelesi sürüyor. Akbelen Ormanı’nda açılmak istenen kömür madenine karşı köylüler, 2019’dan beri mücadele ediyor. Kesilmek istenen ağaçların, bölge için akciğer önemi taşıdığına dikkat çeken köylüler, 2021 Nisan ayında şantiye kurulması haberi üzerine ormanlık alanda “doğa nöbetine” başladılar.

Muğla ili Milas‘ta köylerini ve topraklarına nefes veren Akbelen Ormanı‘nı kömür madenine vermek istemeyen İkizköylülerin başlattığı nöbette üçüncü yıla girildi. Civar köylerden Karacahisar ve Çamköy de nöbete katıldı. Türkiye’nin dört bir yanından aktivistler, köylülerle dayanışma göstermek üzere Akbelen’e geldi.

İkizköy Çevre Komitesi’nin ve Muğla Çevre Platformu’nun (MUÇEP) yaptığı çağrıya yanıt veren yurttaşlar, sabah saatlerinde itibaren Akbelen ormanı çadırlı nöbet alanına gelmeye başladı. İklim Adaleti Koalisyonu (İAK), Ekoloji Birliği (EB), Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Burhaniye Çevre Platformu (BURÇEP), Deştin Çevre Platformu gibi birçok ekoloji platformundan aktivistler nöbetin ikinci yılını kutlayarak dayanışma göstermek üzere Akbelen Ormanı’na geldi.

Nöbetin ikinci yılında tüm yaşam savunucuları bugün bölgede bir araya geldi. Yaşam savunucuları, “Akbelen Ormanı’nı vermeyeceğiz”, “Deştin çayı özgür akacak”, “Dinamitçi şirket Marmaris’i terk et”, “Akbelen nefessiz kalmayacak” sloganları attı.

İlgili haber için ayrıca tıklayınız: Akbelen Ormanı Nöbetinin İkinci Yılı Geride Kaldı: Mücadelemizi Sürdüreceğiz

Akbelen çadırlı nöbet alanında gerçekleştirilen etkinlikte bir forum düzenlendi. Forumda; bölgede yaşayan yurttaşlar, milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, ekoloji örgütleri temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri söz aldı.

“BU MÜCADELE ÇOK ONURLU BİR MÜCADELEDİR”

İkizköy Çevre Komitesi ve Karadam Karacahisar Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği (KARDOK) Başkanı Nejla Işık

Forumun açılış konuşmasını yapan İkizköy Çevre Komitesi ve Karadam Karacahisar Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği (KARDOK) Başkanı Nejla Işık, iki yıldır çadırlı nöbetin devam ettiğini hatırlatarak, “Kolay değil, 730 gün yağmuruyla, karıyla, kışıyla sıcağıyla. Jandarma müdahalesini gördük burada. Şirketin her türlü psikolojik baskısını gördük burada” dedi.

Yaklaşık dört yıldır mücadeleyi sürdürdüklerini belirten Işık, “’İkizköy’ü haritadan sildirmeyeceğiz’ diyen önde yiğit kadınlar ve yanımızda yiğit erkekler, ‘Trilyon da verseler bu köyü satmayacağız’ diyenler burada. Bu mücadele çok onurlu bir mücadeledir” diye konuştu.

“İYİ Kİ VARSINIZ”

Direniş sürecinde desteği olan tüm yaşam savunucularına teşekkür ettiğini belirten Işık, ne zaman yardım isteseler; Türkiye’nin her yerinden desteğe gelenler olduğunu vurgulayarak, “Siz orada bizim için de direniyorsunuz deyip koşup gelen yüreklere. O koca yüreklere kocaman teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız” ifadelerini kullandı.

“VATANIMIZI BU AÇGÖZLÜ ŞİRKETLERE VERMEYECEĞİZ”

Işık, “Akbelen’i de, Deştin’i de, Muğla’yı da, vatanımızı da bu açgözlü şirketlere vermeyeceğiz” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

İkizköylü Aytaç Yakar

Nejla Işık’tan sonra söz alan İkizköylü Aytaç Yakar ise, direne direne kazanacaklarını ifade ederek, “Biz doğamızı, havamızı, suyumuzu, vatanımızı, toprağımızı asla ve asla bu beşli çetelere yedirmeyeceğiz. Bu Limak’a yedirmeyeceğiz” dedi.

“BİZ BU DEVLETİN ÇOCUKLARI DEĞİL MİYİZ”

“Biz bu devletin çocukları değil miyiz, biz bu devletin vatanseverleri değil miyiz?” diye soran Yakar, “Üzerimden ellerini, ayaklarını çeksinler. Gitsinler buradan istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

“BİR TEK BEN KALACAĞIM BU MEMLEKETTE, YİNE DE TERK ETMİYORUM BURAYI”

Maden şirketi nedeniyle köyünden taşınmak zorunda kaldığını ancak şu an oturduğu yerden de taşınmasını istediklerini söyleyen Yakar, “Yerinden kalkan taş yosun tutar mı? Asla tutmaz. Tutmadığı için ben vatanımı, köyümü, toprağıma asla terk etmiyorum. Bir tek ben kalacağım bu memlekette yine de terk etmiyorum burayı” ifadelerini kullandı.

“AKBELEN ORMANI DİRENİŞİ, YAŞAMA BİR SAYGI DURUŞUDUR”

Marmaris Kent Konseyi Çevreden Sorumlu Yürütme Kurulu Üyesi, Ekoloji Birliği eski eşsözcüsü Halime Şaman

Forumda, 170’in üzerinde sivil toplum örgütünün imzacısı olduğu “Akbelen Ormanı’na dokunmayın” bildirisi, Marmaris Kent Konseyi Çevreden Sorumlu Yürütme Kurulu Üyesi Halime Şaman tarafından okundu.

Akbelen Ormanı’nın maden genişletme çalışmalarının hedefinde olduğunu ancak Akbelen’i savunanların da kamuoyunun gündeminde olduğu hatırlatılan bildiride, “Ama aslında yüzyıllardır burada. Ulu kızılçamları, nesli tükenmekte olan karabaşlı ötleğeni ve kandil kökü, Kocaman Çayı, çıntarı, kekiği, koca yemişi, belki bin yıllar öncesine giden tarihi ve kültürü ile… Ve hala kuşaktan kuşağa tarım ve zeytincilik yaparak kendi kendine yeten, hatta kentlileri de besleyen İkizköylüler ile birlikte” denildi.

Yürütmeyi durdurma kararının iptalinden bahsedilen bildiride, “Şirket, üçüncü kez yapılan bilirkişi keşfi sonucu ortaya çıkarılan, bilimsellikten uzak bilirkişi raporuna dayanarak Akbelen Ormanı’nı hukuken koruyan yürütmeyi durdurma kararını kaldırtmayı başardı. Ancak ormanı kesmeye yönelik hazırlıklar yapan şirket, bu girişiminde başarılı olamayacak” ifadeleri kullanıldı.

“ATMOSFER, YÜZ MİLYARLARCA TON KARBONDİOKSİTE DOYDU”

Akbelen Ormanı’nın ekosistemine herkesin ihtiyacı olduğuna vurgu yapılan bildiride, “Enerji ihtiyacını gerekçe göstererek Akbelen Ormanını yok etmeye çalışan şirket ve şirketin yolunu açan kamu kurumları da çok iyi biliyor ki, ne Muğla’nın, ne Ege Bölgesi’nin, ne de Türkiye’nin bu iki eski ve kirli santralde kömür yakılarak üretilecek elektriğe ihtiyacı yok ama kuşu, tilkisi, oklu kirpisi, otları, çalıları ve mantarları ile 780 dönümlük doğal bir orman ekosistemi olan Akbelen’e, ormanın bize sunduğu oksijene, Akbelen Ormanı’nın altından süzülüp gelen suya, ormanı çevreleyen 45 bin zeytin ağacına, binlerce dönüm verimli tarım arazisine sadece İkizköylülerin değil, hepimizin ihtiyacı var” ifadelerine yer verildi.

“Dünyamızın da nefes almaya ihtiyacı var” denilen bildiride, iklim krizine dikkat çekilerek, “Atmosfer, kömürlü santrallerden bugüne kadar salınan yüz milyarlarca ton karbondioksite doydu. Gezegenin iklim krizine bağlı orman yangınlarına, sellere, dolulara, hortumlara, kuraklığa, susuzluk ve açlığa, salgın hastalıklara, büyük göçlere topyekun teslim olmasına ramak kaldı. Bu nedenle Akbelen Ormanı’nı kömüre vermeyeceğiz” denildi.

AKBELEN ORMANI’NI SAVUNANLARIN TALEPLERİ

Bildiride talepler şu şekilde sıralandı:

  • Akbelen Ormanı’nda kömür madenciliği için verilen izin iptal edilsin.
  • Kömür madeni genişletmesi durdurulsun.
  • Şirket tarafından köylüye toprağını satması için yapılan baskı engellensin.
  • Bu toprakların kadim varlığı ölmez ağaç zeytine yönelik, sökmek, taşımak dahil her tür müdahale durdurulsun.
  • Bilime ve hukuka aykırı bilirkişi raporları ile bağımsız olması gereken mahkemelerin baskı altına alınması engellensin.
  • Akbelen Ormanı’nı ve yaşamı savunanlara yönelik haksız suçlama ve davalar düşürülsün.”

“KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRALLERE İHTİYACIMIZ YOK”

Enerji, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda üretilirse termik santrallere ihtiyaç duyulmayacağı belirtilen bildiride, “Artık yeter! Enerjiyi ticari bir mal olarak şirketlerin kârı için değil, toplumun gerçek ihtiyacı için, doğaya saygıyla ve hep birlikte planlayarak üretmeyi başarırsak kömürlü termik santrallere ihtiyacımız yok! Ürettiklerimizi adil paylaşırsak, bugüne kadar kömür işçisi olan emekçilerin de İkizköylünün de, hepimizin de karnı doyar” ifadelerine yer verildi.

“AKBELEN ORMANI’NA DOKUNMAYIN!”

Akbelen Ormanı’nın yaşama saygı duruşu olduğu vurgulanan bildiri, şu ifadeler ile sonlandı: “Akbelen Ormanı; doğası, yaşam alanı ve yaşam hakkı için ayağa kalkan Anadolu köylüsüdür. Yaşamı kendinden ibaret saymayanların ortak kırmızı çizgisidir. Akbelen Ormanı yaşama saygı duruşudur. Gözümüz, kulağımız, kalbimiz, desteğimiz Akbelen Ormanı ve onu savunanlarla! Akbelen Ormanı’na dokunmayın! İzin vermeyeceğiz! Akbelen Ormanı’nı vermeyeceğiz.”

“ANAYASA DİYOR Kİ; DEVLET ORMANLARI HİÇBİR ŞEKİLDE EKSİLTİLEMEZ”

Avukat İsmail Hakkı Atal

2021 yılının Nisan ayında orman kesim iznine karşı iptal davası açıktılarını söyleyen Avukat İsmail Hakkı Atal ise, “O sırada cahil bir Tarım ve Orman Bakanı vardı, Bekir Pakdemirli isimli. 760 dönümlük Akbelen Ormanı’nı Limak Termik Santal şirketine satmıştı. Ben buna satma diyorum. Parayı yatırıyor orman kesim izin alıyor. Halbuki eski cahil Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin ve Limak’ın yaptığı iş Anayasa’nın 169. maddesine göre anayasal suç oluşturuyor. Çünkü Anayasa diyor ki; devlet ormanları hiçbir şekilde eksiltilemez. Yanan yok olan ormanın yerine yenisi dikilir. Dolayısıyla cahil Tarım Bakanı’nın bu ormanı Limak şirketine satma hakkı yoktu” dedi.

“BİZ ANAYASA’YA DAYANIYORUZ”

Muğla 1. İdare Mahkemesi hakimlerinin uzun süre yürütmenin durdurulması kararını vermemekte direndiklerini ifade eden Atal, “Deştin’de de bunu diyoruz, Akbelen’de de bunu diyoruz. AKP’li hakimlerin yürütmenin durdurulması kararı verip vermemesi. Limak’ı koruyup kollamaması bizim için hiç fark etmez çünkü bizim anayasal haklarımız var. Biz Anayasa’ya dayanıyoruz” diye konuştu.

Anayasa’ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olan yasa, yönetmelik hükümleri ve mahkeme kararlarının geçersiz olduğunu ve ormanları korumanın anayasal bir görev olduğunu söyleyen Atal, “Eğer biz bu ormanı korumazsak suç işleriz. Bizim ormanı korumak görevimiz sadece hakkımız değil. Direnişimiz meşru, hukuki ve anayasaldır. Bizi gerekirse buradan zorla çıkartırsınız. Zorla çıkartan, suç işleyecektir, ormanı koruyan bizler değil” ifadelerini kullandı.

“TERMİK SANTRALLERİN YAPTIKLARI TERÖRİZE BİR FAALİYETTİR”

Termik santrallerin doğaya zarar veren faaliyetlerini ‘terörize faaliyet’ olarak değerlendiren Atal, şunları söyledi: “Bugün suyumuzu bitiren, salgın hastalıklara neden olan, sıcak hava dalgalarına neden olan bu akıl tutulmasına sahip termik santrallerin yaptıkları Anayasa’nın 3. maddesindeki ‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü’nü bozmaya yönelik terörize bir faaliyettir.”

“HER TÜRLÜ SALDIRIYA KARŞI DİRENİŞ HAKKINIZ VARDIR”

Metalurji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük ise, yaşam alanları savunanlarla yaşam alanlarını emtia olarak görenler arasında bir savaş olduğunu belirterek, “Şimdi bu mücadelede, bu yaşam alanları bizlerin yuvası. Nasıl ki ‘İkizköy yuvamız, vermeyeceğiz’ diyorsanız, bu yuvaya yönelik yapılacak olan her türlü saldırıya karşı direniş hakkınız vardır. Bunu Anayasa’da, yasada, kanunda bir yerde aramaya gerek yok. Bu doğal bir haktır” dedi.

Metalurji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük

“KONUYU KAPİTALİZMİN ENERJİ SORUNUNU ÇÖZMEK ÜZERE TARTIŞAMAZSINIZ”

Fransız Devrimi’nin temelini oluşturan, 26 Ağustos 1789’da demokrasi ve özgürlük sebep gösterilerek yayımlanan Yurttaşlık ve İnsan Hakları Bildirisi’ne değinen Küçük, “Madde 35 der ki: Hükümet halkın bir kısmı veya tamamı aleyhine karar alırsa, halkın buna isyan etme hakkı, temel haktır. Demek ki; sizler burada, Deştinliler orada, Bodrumlular orada eğer direniyorsa bu temel haktır. Bu konuyu kapitalizmin enerji sorununu çözmek üzere tartışamazsınız” diye konuştu.

“BİZE ENERJİ İHTİYACIMIZ VAR DİYE YUTTURMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin enerji kaynağı ve koridoru olmasını öngören bir programın işletildiğini söyleyen Küçük, “Yani enerjiyi buradan oraya direkt vermeleri gerekmiyor. Ama onların enerji yoğun bütün işlemlerine bizim coğrafyamızda yapmak üzere bize enerji ihtiyacımız var diye yutturmaya çalışıyorlar” ifadelerine yer verdi.

Etkinlikteki kabak çiçeği dolması ikramına değinen Küçük, şu ifadelerle sözlerini tamamladı: “En değerli enerjiyi biraz önce kabak çiçeğinde dolmadan yedik. Ellerinize sağlık. teşekkür ediyoruz. Mesele budur. Bu kabak çiçeğini onlara kaptırmamak üzere vermiş olduğunuz bu mücadelenin önünde saygıyla eğiliyorum.”

“BU REJİM VE BU SİSTEM BİZİ NEREDEYSE ÖLDÜRMEK İSTİYOR”

Akbelen direnişinin Türkiye’deki ekoloji mücadelesinin bir simgesi olduğunu söyleyen Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “Bu simgeleri çoğaltmaya çok büyük ihtiyacımız var. Nefes almaya, yaşamaya ve yaşamı korumaya çok büyük ihtiyacımız var. Çünkü yaşadığımız bu rejim ve bu sistem bizi neredeyse öldürmek istiyor” dedi.

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın

“BU YAŞADIĞIMIZ SÜREÇ BİR SİSTEM MESELESİDİR”

Yüksek sıcaklıkların, depremlerin ve sellerin kader olmadığını söyleyen Akın, “Bunlar tamamen rantçı, talancı, yalancı siyasetin ve sistemin sonuçları. Biz ısrarla, inatla söylüyoruz. Bu yaşadığımız süreç bir sistem meselesidir. ‘İklimi değil, sistemi değiştir’ diye ısrarla söylüyoruz” ifadelerine yer verdi.

İklim krizi nedeniyle yaşamın tehlikede olduğunu söyleyen Akın, “O nedenle dayanışmayı büyütmeye, mücadeleyi yükseltmeye, ekolojik mücadelenin temel mücadelelerden birisi olduğuna inanmaya ve bunun için gerekeni yapmaya varız” dedi.

Yeşil Sol Parti olarak ekoloji mücadelesinin yanında olmaya çalıştıklarını söyleyen Akın, “Gücümüz yettiğince burada olmaya çalıştık. Ben Akbelen Ormanı direnişini sürdüren dostlarımızla birlikte olmak için yürüten bütün çalışmaları çok değerli buluyorum” ifadelerini kullandı.

“HALA ‘ORMANLARIMIZ YOK OLMASIN, AKBELEN ÖLDÜRÜLMESİN’ DİYEBİLİYORSAK; BU DİRENİŞİN SONUCU”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla Milletvekili Cumhur Uzun ise, neyin doğru neyin yanlış olduğunun yaşandıkça anlaşıldığını ifade etti ve fiili direnişin önemine vurgu yaptı: “Mücadelenin bir hukuki ayağı var, iki ayağı eylemsel ayağı var, üçüncüsü siyasi ayağı var. Bugün hala burada bu meydanda toplanabiliyor ve hala ‘Ormanlarımız yok olmasın, Akbelen öldürülmesin’ diyebiliyorsak bu buradaki fiili mücadelenin ve direnişin sonucu.”

CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun

Mücadelenin siyasi ayağının önemine dikkat çeken Uzun, “Keşke bizim düşüncelerimiz bugün iktidarda olabilseydi. Bu talana bu düzene son verebilseydik. Bugün burada bu mücadelenizin taçlandırıldığı günlerin halayını çekiyor olsaydık. Onun için toplanabilmiş olsaydık. Fakat bizden yana yürümeyen bir siyasi iktidarla birlikte sürdürmemiz gereken, kutsal değerlerimiz uğruna mücadele etmemiz gereken günlerden geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

“ENERJİYİ SAĞLIKLI OLARAK ÜRETEBİLMENİN YOLLARININ ARANMASI GEREKİYOR”

Enerjinin günlük yaşamda bir ihtiyaç olduğunu söyleyen Uzun, “Fakat biz ölmüşsek enerjiye ihtiyacımız var mı?” diye sorarak, “Meselenin böyle bakılabildiği bir ulviyet içinde ele alınması gerekiyor. O nedenle insanın yaşadığı ortamda ihtiyacı olan enerji kadar enerjiyi, bunu da sağlıklı olarak üretebilmenin yollarının aranması gerekiyor. Ülkemizin yapması gerekiyor” dedi.

Fosil yakıtlarından bir gün bile gecikmeden vazgeçilmesi gerektiğine dikkat çeken Uzun, “Devlet, bunu yapmak mecburiyetindedir. Bu direnişlerin sadece bölgesel anlamlarının ötesinde, ülkenin enerji politikasına yönelik bu değerli katkıları olacaktır” diye konuştu.

“BU MÜCADELE SÜRÜYORSA SİZLERİN EMEKLERİ SAYESİNDEDİR”

Ormana giriş yasakları olduğu dönemde dahi Akbelen Ormanı’nda nöbet tutan yurttaşlar olduğunu hatırlatan Uzun, “Bu meydanda sabahlayan herkesin emeğine, yüreğine sağlık. Bugün bu mücadele sürüyorsa sizlerin emeklerinin sayesinde” ifadelerine yer verdi.


Kaynak: Gündem Fethiye

Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur. Amacı; birlik ve dayanışma temelinde ekoloji mücadelesini yükselterek, daha güçlü şekilde doğayı ve yaşamı savunmaktır.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top