Buradasınız
Ana Sayfa > Özer Akdemir > Üçüncü yılında Büyüknohutçu cinayeti

Üçüncü yılında Büyüknohutçu cinayeti

Ali-Aysin Büyüknohutçu cinayetinin kapatılması ekoloji hareketine ve yaşam savunucularına yönelik saldırıların cezasız kalacağı düşüncesini güçlendirecek; sermayeye cesaret kaynağı olacaktır.

Bugün, 9 Mayıs 2017’de Antalya Finike’de Kızılcık yaylasındaki evlerinde kiralık bir katil tarafından vahşice katledilen Ali Ulvi – Aysin Büyüknohutçu çiftinin ölüm yıldönümü. Ekoloji Birliği’nin Covid-19 pandemisi nedeniyle internet üzerinden gerçekleştireceği anmaya birçok ekoloji örgütü ve yaşam savunucunun katılması bekleniyor.  

Kimdi Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’lar? Kendilerini “yaşam savunucusu” olarak tanımlıyorlardı. Alacadağ’da, Gökçeyaka’da, Adala ve Kızılcık’ta, mermer ocağı için asırlık sedirlere kıyılırken, bu vahşete, katliama sessiz kalmamışlardı. Dava açtılar, medyaya doğa katliamını anlattılar, eylemler etkinlikler yaptılar. Doğayı bir avuç para için talan edenlerin ipliğini pazara çıkardılar. Bu nedenle birçok riski göğüsleyerek yaşamak durumunda kaldılar hep.

YAŞAMI SAVUNMANIN BEDELİ

Yaşamı savunmanın bedelini bazen polisin, jandarmanın, şirketlerin şiddetine maruz kalarak, bazen mahkeme salonlarında yargılanarak, bazen de yaşamınızla ödeyebiliyorsunuz. İşte Ali Ulvi-Aysin Büyüknohutçu çiftinin katli bu hoyratlığın son yıllardaki en acı örneğidir.

Türkiye’de yaşamı savunurken sık sık şiddete maruz kalan yaşam savunucularına yönelik ilk planlı cinayet olarak geçmiştir kayıtlara. Yaşam savunucularının belleğine de bu şekilde işlendiler.

Gerek cinayet sonrası açılan davanın geldiği durum, gerek kiralık katilin itirafları bu katliamın ardında büyük sermaye gruplarının, mermer şirketlerinin olduğu tezlerini haklı çıkaran şeylerdi. Cinayetin hemen ardından yakalanan Ali Yamuç adlı “kiralık katil” gelişen süreçte cinayeti mermer şirketlerinin azmettirmesiyle işlediğini itiraf etti. Cezaevinden eşine yazıp ulaştıramadan yakalanan mektubunda kendisini “Çirkin” lakaplı, taş ocağı adına hareket eden birinin 50 bin TL’ye kiraladığını ve 3.000 TL dışında ödeme yapmadıklarını yazıyordu.

Velhasıl, kiralık katil Ali Yamuç, Elmalı Cezaevinden “güvenlik” gerekçesiyle Alanya L Tipi Cezaevine sevk edilmesinden bir süre sonra “şort ipi” ile kendini asarak “intihar etti”! Yardım yataklıktan tutuklanan eşi de birkaç ay sonra tahliye edildi.

EKOLOJİ HAREKETİ DAVAYA NEDEN MÜDAHİL OLAMADI?

Davalarda gelinen noktaya geçmeden önce dava açılması sürecinde Büyüknohutçu’nun kızı Emine Büyüknohutçu ile yaptığımız bir sohbetten bahsetmek istiyorum. Cinayetten bir yıl sonra Antalya Muratpaşa’da Büyüknohutçu çifti anısına yapılan bir parkın açılışında görüştüğümüz Emine Büyüknohutçu’ya, EGEÇEP’in cinayeti kendilerine karşı yapılmış bir eylem olarak niteleyerek davaya müdahil olmak istediğini ilettim. Başkaca davaya müdahil olmak isteyen ekoloji örgütlerinin de olduğunu söyledim. Kendisi ise anne-babası katledilmiş bir genç kadın olarak son derece tedirgin bir şekilde ailesinin ve avukatlarının bunu istemediklerini söyledi. Kitlesel bir sahiplenme olmazsa davanın unutturulacağını ve çoğu zaman olduğu gibi cinayetin üstünün kapatılabileceği endişemi aktarıp bu kararlarını gözden geçirmelerini rica etmem de bir işe yaramadı o süreçte. Dava sessiz sedasız bir şekilde Finike’de ailenin tanıdığı bir hukukçu tarafından yürütüldü. Antalya Barosu’nun müdahillik talebi de mahkemece reddedildi.

“TEHDİT EDİLDİK, YALANLARA İNANDIRILDIK”

Geldiğimiz noktada delillerin tam toplanmadan, yer gösterme ve ifade tutanaklarının örtüşmediği, cep telefonu incelemesinin bile yapılmadığı, otopsi raporu ile de uyuşmayan “ciddiyetsiz” bir savcılık mütalası ile açılan dava katil zanlısının “intiharı” sonrası düştü. Antalya Barosundan Avukat Tuncay Koç’un “dörtnala kapatılmaya gidiyor” dediği davanın sonucu o zamandan belli olmuştu zaten.

Geçtiğimiz yıl Emine Büyüknohutçu gerek anne-babasının mezarlarında yapılan anmada gerekse sosyal medya hesabında davanın üstünün kapatılmak istendiğinden yakınarak, “iki sene boyunca biz de kandırıldık ve birçok yalana inandırıldık, korkutulduk, tehditler aldık. Dünya kadar şey yaşadık ve hiçbirini açıklayamadık. Çünkü her açıklamak istediğimizde yeni sıkıntılar yaşatıldı bize” diyordu.

FİNİKE DAĞLARINDA SEDİRLERİN AĞIDI VAR

Ali-Aysin Büyüknohutçu cinayetinin üstünün kapatılması kuşkusuz ekoloji hareketlerine ve yaşam savunucularına yönelik saldırıların cezasız kalacağı düşüncesini güçlendirecektir. Sermayeye, şirketlere cesaret kaynağı olacaktır. Yine de her şeye rağmen ekoloji hareketindeki ortak kanı bu cinayetleri takip etmekten ve adalet istemekten asla vazgeçmemek gerektiği yönünde.

“Her 9 Mayıs’ta sedirlerin ağıdı yükselir Finike dağlarından.
İki canımızı, dalımızı kırdılar o gün, hoyratça, alçakça!..
Ağaçlar da ağlar dalları kırılınca…”

Özer Akdemir
Özer Akdemir
1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top