Türkiye’nin bütün dağları, ormanları, vadileri talan ediliyor!BilimDünyaEkolojiHaberlerHukukÖne ÇıkanlarRaporlarSağlık by Ekoloji Birliği - 26 Ocak 202631 Ocak 20260 2023’te 9 işçiye mezar olan İliç Çöpler maden faciası kitaolaştı. Türkiye’nin ve dünyanın en büyük maden kazasılarından biri. Çöpler maden faciasının ve kazanın perde arkasını araştıran gazeteci İbrahim Gündüz, kitabında facianın perde arkasını Türkiye’nin başına dayatılan vahşi madenciliğin nedenleri ile birlikte anlatıyor.“Çöpler Maden Faciası” adlı kitabında; facia öncesinde yaşanan ihmaller zinciri, olay günü yaşananlar ve sonrasında yürütülen adli süreçler belgeler ve tanıklarla birlikte anlatılıyor. Bir yanda şirketler milyarlarca dolarlık kazanlar sağlarken, diğer yanda emekçilerin yaşamlarının nasıl hiçe sayıldığı, Türkiye’nin yaraltı kaynaklarının nasıl soyulduğu, yaşam alanlarının nasıl yok edildiği çarpıcı bir şekilde anlatılıyor.Kitapta ayrıca fotoğraflar ve karekodlarla erişilen videolar da yer alıyor. Bu videolarda facia sırasında siyanürlü liç yığınlarının altında kalan araçların görüntüleri de izlenebiliyor.Gazeteci-yazar İbrahim Gündüz, Erzincan‘ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni‘nde 13 Şubat 2024 tarihinde yaşanan ve 9 işçinin hayatını kaybettiği büyük facianın perde arkasını kaleme aldı. “Çöpler Faciası” adlı kitap, ihmaller zincirinden facia gününe kadar yaşananları belgeleri ve tanıklarıyla gözler önüne seriyor.Galeati Yayınevi tarafından yayımlanan 464 sayfalık kitap, alışılmış kitap formatlarının dışına çıkarak görseller ve videolarla da desteklendi. Yaklaşık iki yıllık araştırmanın ürünü olan kitapta, binlerce sayfalık kaynak taraması yapılırken TBMM Araştırma Komisyonu ve mahkeme süreçleri de yakından takip edildi.Araştırmacı gazeteci İbrahim Gündüz ile kitabı hakkında OdaTv‘de yer alan röportajda, vahşi madencilik ve yeraltı kaynaklarının soyulması ile yaratılan acımasız doğa katliamlarının da çarpıcı bir tahlili yer alıyor:— “Çöpler Faciası” kitabı neden yazıldı?İbrahim Gündüz: “Uzun bir süredir Türkiye’yi kıskacına alan sömürge madenciliği, bir başka deyişle vahşi madencilik, yağma-talan madenciliği konularında çalışmalar yürütmekteyim. İlk olarak “Altın Ölüm” kitabım yayınlandı, ardından ‘Altın Girdap’ geldi. Bu kitaplarda madencilik adı altında yaşananları ve yaşanması muhtemel olayları bilimsel kaynaklara dayanarak, gözlemler yaparak, uzmanlarıyla konuşarak anlatmaya çalıştık. 2020 yılı Eylül ayında yayınlanan ‘Altın Ölüm’ kitabımızda, Çöpler Altın Madeni’yle ilgili geniş bir bölüm var. O madenin çökebileceğini ve büyük riskler içerdiğini 4 yıl öncesinden yazdık. Sonrasında 2022 yılında da ‘Altın Girdap’ kitabımla bu yağma-talan kararlarının nasıl alındığını örneklere ve yaşanan olaylara dayanarak anlatmaya çalıştık.Bizler uyardık, ‘Yalan söylüyorsunuz’ dedik, ‘Milleti kandırıyorsunuz’ dedik ama maalesef yeterince etkili olamadık. Yalanlarıyla birlikte sömürge madenciliğine devam ettiler. Sonuçta çok acı bir şekilde 13 Şubat 2024 tarihinde Çöpler Faciası yaşandı. 9 işçimiz diri diri çöken İliç dağının altında can verdi. Çok daha fazla insanımız ölebilirdi. Çöpler Faciası bize gösterdi ki, onların ‘Kanada-ABD standartları’ dedikleri şeyin safsata, ‘denetim’ dedikleri şeyin aldatmaca, ‘her şey kontrol altında’ dedikleri şey kandırmacaymış. Siyanürlü altın madenlerinin denetlenmediğini TBMM Araştırma Komisyonunda bizzat bakanlıkların en üst düzey yetkilileri itiraf etti. Yani özetle 13 Şubat 2024 tarihinde saat 14.28’te yaşanan bu olay Türkiye’deki sömürge madenciliği için bir dönüm noktasıydı.”— Kitap, Çöpler Faciasından yola çıkarak Türkiye’deki sömürge madenciliği uygulamalarına dikkat çeken bir uyarı kitabı niteliğinde?İbrahim Gündüz: “Evet Çöpler Faciası kitabı, 13 Şubat 2024’te meydana gelen Çöpler faciasından yola çıkıyor, faciayı bütün detaylarıyla anlatıyor ama kitap kesinlikle sadece Çöpler’in hikâyesi değil, bugün Türkiye’de madencilik adı altında milletin dağlarının, ormanlarının ve köylerinin yağmalanmasının kitabıdır. Bu nedenle bu kitap bir ‘baş kaldırı’ kitabı. Bu kitap Murat Dağı’na, Simav’ın kestane ormanlarına, Ordu’nun Perşembe Yaylasına, Artvin’in Arhavi’sine, Çorum’un meralarına-yaylalarına, İzmir’in ve Balıkesir’in can damarı olan Madra’ya, Bolu’nun dillere destan ormanlarına göz dikmiş talancılara karşı bir başkaldırı kitabı.”— Bu çerçevede termik santrallere kömür sağlayacağız diyerek, Milas-İkizköy’de zeytin ağaçlarının katledilmesini ve “acele kamulaştırma” adı altında köylülerin-çiftçilerin topraklarına el konulmasını nasıl değerlendirmeliyiz?İbrahim Gündüz: “Muğla-Milas İkizköy’de uzun bir süredir devam eden doğa katliamı, köylülerin tapulu arazilerinin ‘acele kamulaştırma’ adı altında gasp edilmesiyle yeni bir boyut kazandı. Bugün köylülerin, çiftçilerin ve üreticilerin evlerinin dibinde dinamitler patlatılıyor… Umurlarında değil: Ölürlerse ölsünler, giderlerse gitsinler…Türkiye ‘madencilik yapıyoruz’ adı altında çok sancılı ve yıkıcı bir döneme girdi. Türkiye’yi bir sömürge madenciliği üssü haline getirme çalışmaları uzun bir süredir devam ediyordu. Özellikle AKP hükümetleri döneminde yapılan yasal değişiklikler ve verilen ruhsatlarla birlikte bu yolda önemli mesafeler alındı. Temmuz 2025’te AKP ve MHP oylarıyla TBMM’de kabul edilen ‘süper talan’ yasasıyla da köylülerin ve çiftçilerin tabutlarına son çivi çakılmış oldu. Şimdi ülkenin dört bir yanında artık yaşayamaz, dayanamaz hale gelen üreticileri, köylüleri ve çiftçileri diri diri gömmek istiyorlar. Kelimenin tam anlamıyla…Bugün Milas-İkizköy’de yaşanan ve daha dün Erzincan-İliç’te yaşanan tam da budur.13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan-İliç’te yaşanan Çöpler Faciası bu anlattıklarımızın çok çarpıcı bir örneğidir. Üretim üssü olan, yaşam veren, devasa bir ülkeyi besleyen çiftçiler yok edilip yerine dünyanın en tehlikeli ve zehirli madenciliğini koydular. Üstelik Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun can damarlarından birisi olan Fırat Irmağı’nın hemen kıyısında. Siyanürlü-sülfürik asitli Çöpler Altın Madeni tulum peyniri, tereyağı, hayvancılığı ve tarımıyla ünlü Çöpler Köyünün tam üstüne kuruldu. Kurulan esasen ‘maden’ adı altında bir ekokırım merkeziydi.”— Çöpler Faciası yaşanmak zorunda mıydı?İbrahim Gündüz: “Önce lokal çökmeler, patlamalar ve üstü kapatılan olaylarla ilk sinyaller geldi. 23 kat dediler 33’üncü kata kadar yükseldiler… Munzur Dağları’nın eteklerinde, engebeli arazinin üzerine 264 metre yüksekliğinde bir liç gökdeleni inşa ettiler. Daha fazla üretim ve daha fazla kâr hırsı gözlerini kör etti. Uyarıları dinlemediler, eksiklikleri görmezden geldiler ve çöküşe giden yolu sonuna kadar açtılar. Tarihler 13 Şubat 2024’ü gösterdiğinde yarattıkları bu ucube devasa sistem, çökeceğini haykırmaya başladı. Gözle görülen insan yutacak büyüklükteki çatlaklar ve radar verileri devasa liç dağının çökeceğini söylüyordu. O gün bile sabah saatlerinde gerekenleri yapsalardı, yani erkenden ‘tam kapatma’ kararı verselerdi belki yine liç sahası çökecek ama kimsenin burnu kanamayacaktı. Yapmadılar, son ana kadar Amerika’dan talimat beklediler ve o talimat gelemeden milyonlarca tonluk zehirli liç yığını adeta infilak etti. 9 insanımız diri diri toprağın altında kaldı. On milyonlarca tonluk siyanürlü zehirli liç yığını açık alanda taşın toprağın üzerine aktı”— Facia günü Amerikalı iki mühendisin yanlış kararıyla üç işçi yaşamını yitirmiş görülüyor… Kitabınızda bu konuya özel bir vurgunuz dikkat çekiyor?İbrahim Gündüz: “Evet James Jonathan Holden ve Allen Robert Morris adındaki iki Amerikalı mühendis ne yazık ki o gün hayatını kaybeden üç işçinin ölümünden doğrudan sorumlu. Son dakikada çökmekte olan liç yığınına çıkmak istediler. İnanılması çok güç bir hikâye, tanıkların anlatımıyla ve canlı görüntüleriyle kitapta anlatılıyor”OdaTVErzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni’nde toprak kayması Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold şirketine ait Çöpler Altın Madeni’nin bulunduğu geniş bir alanda, 13 Şubat saat 14.28’te toprak kayması meydana geldi. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan hızla aşağı doğru aktı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, söz konusu toprağın 800 metre hareket ettiğini belirtti. En az 9 işçi bu kayan toprağın altında kaldı. İhbarı üzerine bölgeye Erzincan Jandarma, AFAD ve sağlık ekipleri yönlendirildi. Fırat Nehri’ne doğru kayan devasa toprak yığınının, siyanür ve sülfürik asit ile yıkanmış malzemelerden oluştuğuna yönelik açıklamalar yapıldı. Şirketin, tüm itirazlara rağmen Murat Kurum’un Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olduğu dönemde kapasite artırımına gittiği ve maden hakkında “ÇED raporuna gerek yok” kararı verildiği ortaya çıktı. Share on Facebook Share Share on TwitterTweet Share on Pinterest Share Send email Mail Print Print