Buradasınız
Ana Sayfa > Özer Akdemir > Termiğin bacaları!

Termiğin bacaları!

Baca filtresi olmayan termik santrallere iki buçuk yıl daha filtre muafiyeti getiren yasa tasarısının TBMM’den geçmesinin yankıları sürüyor.

Yasa Meclisten biraz da muhalefet partilerinin oylamaya katılımlarındaki düşük sayı tartışmaları eşliğinde geçti. 600 milletvekili olan TBMM’deki oylamada 217 AKP-MHP’li milletvekili ‘evet’ oyu verirken, muhalefet partilerinden sadece 36 milletvekili ‘hayır’ oyu kullandı. Diğer milletvekilleri ise oylamaya katılmadı.

Kamuoyunda ve ekoloji örgütleri tarafından “Termik santrallere 2,5 yıl daha havayı kirletme hakkı veriliyor” diye tepki gösterilen yasal düzenlemeyle ilgili iktidar cephesi konuyu yatıştırmaya dönük açıklamalar yapıyor.

Baca filtrelerinin maliyetini sorduğumuz EMO İzmir Şube Başkan Yardımcısı Avni Gündüz’ün verdiği rakamlar şirketlerin neden bu masraftan kaçındığı hakkında bilgi veriyor. Baca filtresi maliyetinin kükürt oranına ve santralın yapısına göre değiştiğini söyleyen Gündüz; “Bu rakam 200-250 USD değerinden başlamaktadır. 600 Megawatt (MW) gücündeki bir santralde 120-150 milyon USD rakamına ulaşmaktadır. Bazı santrallerde ise ünite başına 25 milyon USD tutarı fizibilite raporları vardır. Bir üniteyi (büyük santraller için) 100 MW olarak düşünebilirsiniz” diyor.

DEVLET 76 MİLYON TEŞVİK VERMİŞ!

Öte yandan özelleştirilirken satış şartlarından birisi olan baca filtrelerini takmayan şirketlere hükümetin yıllardır göz yumması gizli teşvik olarak değerlendiriliyor. Son bütçe görüşmelerinde ortaya çıktı ki AKP’nin bu termik şirketlerine verdiği teşvik sadece bu ‘gizli teşvik’le de sınırlı değil. 2020 bütçe görüşmelerinde ortaya çıkan verilere göre hükümet bu termik santrallere 76 milyon lira teşvik vermiş! Yapılan hesaplamalara göre devlet bu termiklere verdiği teşvikin parasıyla filtresi olmayan tüm bacalara filtre takabilirdi!..

Peki, Türkiye’de kaç termik santral var ve bunların kaç tanesinde baca filtresi takılı? Avni Gündüz bu soruya için eylül 2018 tarihli Türkiye’deki termik santraller, bu santrallerin üretime başlama tarihi, kurulu gücü, özelleştirilme tarihi, kurucusu (kamu/özel sektör) ve baca filtresi olup olmadığı bilgilerinin yer aldığı bir liste ile yanıt verdi.

10 TERMİK SANTRALİN BACA FİLTRESİ VAR

Listeye baktığımızda 1956 yılından 2000 yılına kadar tamamı devlet tarafından yapılan termik santrallerin beşi hariç tamamı özelleştirilmiş. Bu termik santrallerden baca gazı kükürt arıtma tesisi olmayan termik santral sayısı 01.09.2018 tarihi itibarıyla 21 tane. Baca filtresi olan 10 termik santrale ise bu filtreleri EÜAŞ (kamu) taktırmış. Yani vatandaşların vergisi ile taktırılmış filtreler ve santraller bu halleriyle özel sektöre devredilmiş! Bu santrallerin takım, bakım ve çalıştırılma maliyetinin ise büyük santraller için yıllık 4 milyon USD olduğunu söylüyor Gündüz.

EMO olarak bu termik santrallere bakış açıları ile ilgili soruyu “Şebekenin güvenilirliği için gerekliler” şeklinde yanıtlayan Gündüz’ün diğer sözleri ise çekincelerini ortaya koyuyor; “Ancak parasal kaygılarla çevresel ve insan sağlığını tehdit ederek çalıştırılmalarına karşıyız”. Gündüz, termik kömür santrallerinin sayısının azaltılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmesi gerektiğini ileri sürerken, ülkenin enerji planlamasının tek elden yapılarak (Üretim-İletim ve Dağıtım) verimlilik ilkelerine dayalı kamusal yarar çerçevesinde yatırım ve işletme koşulları oluşturulmasının sağlanması gerektiği görüşünde.

Adeta her geçen gün daha da yakıcı bir biçimde hissettiren iklim krizine kömürlü termik santrallerin etkisinin yanı sıra bu santrallerin doğa, sağlık ve kültür varlıkları üzerindeki etkilerini de göz önüne alarak bu santralleri tekrardan bir değerlendirmesini istediğimizde ise Gündüz; “Projelerin parasal kaygılardan uzak ve çevresel etkileri en az olacak şekilde yapılıp işletilmesini gerekli görüyoruz” şeklinde yanıt verdi.

Görüldüğü gibi bir meslek örgütü olarak EMO, termik santralleri “çevresel ve insan sağlığını tehdit” etmemesi koşulu ile “Şebeke güvenilirliği için gerekli” buluyor. Öte yandan bu santrallerin ülkeye, canlı yaşamına gerçek maliyeti ile ilgili 2015 yılında yapılmış bir çalışma var elimizde. Sağlık ve Çevre Birliği HEAL (Health and Environment Alliance) tarafından açıklanan “Ödenmeyen Sağlık Faturası – Türkiye’de Kömürlü Termik Santraller Bizi Nasıl Hasta Ediyor?” başlıklı raporda Türkiye’deki kentlerde hava kirliliğinin AB standardı olan 50 Partikül Maddeden (PM) çok yüksek (ortalama 97 PM) olduğu belirtiliyor. Raporda bu yüksek PM değerinden kaynaklanan hastalıkların yüzde 20’sinin termik santrallerden kaynaklandığı dile getiriliyor. TÜİK’in 2014 ölüm nedeni istatistiklerine baktığımızda ise o yıl gerçekleşen ölümlerin yüzde 40,4’ünün kalp ve damar sorunlarını içeren dolaşım sistemi hastalıklarından, yüzde 20,7’sinin kanserden ve yüzde 10,7’sinin ise solunum sistemi hastalıklarından kaynaklandığı görülmekte. HEAL’in raporunda kömürle çalışan termik santrallerin neden olduğu akciğer hastalıkları, kalp rahatsızlıkları ve erken ölümler gibi sağlık sorunlarının yaklaşık olarak yıllık maliyeti 3,6 milyar avro!..

Özellikle termik santrallerin bulunduğu yörelerdeki halkın tepkileri, havuza girmemiş medya organlarının konuyu gündemde tutması ve TBMM’deki muhalefetin ısrarlı tepkileri nedeniyle hükümet bu konuda sıkışmış görünüyor. Öyle ki havuz medyası, bir termik santrale filtre takmak için verilecek 10 günlük aranın maliyetini hesaplayarak hükümeti savunmaya çabalıyor. Oysa termik santrallere 2,5 yıl daha filtre muafiyeti getiren yasa tasarısı ile çevremiz ve sağlığımız bu şirketlerin kârı için 2,5 yıl daha feda ediliyor. Bu santrallerin sağlık ve çevresel maliyetleri katlanarak artarken, eğer daha çok sesimizi çıkarıp bu kararı geri aldıramazsak ve hatta filtreli bile olsa termik santralleri kapattırmazsak bütün külfet yine vatandaşın yani hepimizin üzerinde kalacak.

Özer Akdemir
Evrensel Gazetesi yazarı. 1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor. EGEÇEP Yürütme Kurulu ve çeşitli komisyonlar ile Ekoloji Birliği'nde Koordinasyon Kurulu ve Yürütme Kurulu'nda da görev yapmıştır.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top