Buradasınız
Ana Sayfa > Özer Akdemir > “Su ve Vicdan Nöbeti” 1 yılını doldurdu: Madenciler gidene kadar Kazdağları’ndayız

“Su ve Vicdan Nöbeti” 1 yılını doldurdu: Madenciler gidene kadar Kazdağları’ndayız

Kazdağları’nda altın işletmeciliğine karşı devam eden “Su ve Vicdan Nöbeti” birinci yılını dolduruyor. Bir yıldır nöbet tutan yaşam savunucuları ve nöbeti başlatan koordinasyon üyeleri ile konuştuk.

Kazdağı‘nda yapılmak istenen altın işletmeciliğine karşı devam eden “Su ve Vicdan Nöbeti” birinci yılını dolduruyor. Kirazlı Balaban tepesindeki çadırlarda bir yıldır nöbet tutan yaşam savunucuları ve nöbeti başlatan koordinasyon üyeleri ile bu bir yılı konuştuk.

Alamos Gold adlı Kanada sermayeli altın madeni şirketinin Çanakkale’nin içme suyunu sağlayan Atikhisar Barajı yakınlarında, Kirazlı Köyü Balaban Tepe mevkiindeki orman katliamı sonrası başlayan tepkiler bir yıl önce bölgede “Su ve Vicdan Nöbeti”ni başlattı. Orman mühendisleri odasının rakamlarına göre yaklaşık 350 bin ağaç katledilmiş, yüzbinlerce canlının yaşadığı bir ekosistem yok edilmişti. Drone çekimleri ile elde edilen fotoğrafların ortaya koyduğu katliam görüntüleri Çanakkale başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında tepkiyle karşılandı. Çanakkale Belediyesi, kent konseyi ve yaşam savunucuları tarafından katliamın olduğu yerde yapılan basın açıklamasının ardından 26 Temmuz 2019 tarihinde altın madencilerinin doğa katliamının durdurulması için “Su ve Vicdan Nöbeti” başlatıldı.

Su ve Vicdan Nöbetinin dört talebi vardı;

  1. Kirazlı’da bir an önce ağaç kesiminin durması
  2. Kirazlı’daki çalışmaların sonlandırılması
  3. Hukuki süreç bitmeden 2017 yılında sahada çalışma yapılmasına, ağaç kesimine müsade edilmemesi, GSMH’nin onaylanmasına izin veren tüm yetkililerin yargılanması
  4. Kirazlı başta olmak üzere Kazdağları ekosistemi içinde yer alan tüm metalik madencilik ruhsat ve projelerinin iptal edilmesi

Kazdağı’ndaki katliam görüntülerinin yayılmasının ardından tüm ülkeden yükselen tepkiler sonrası yurdun dört bir yanından yurttaşlar binler halinde Kazdağı’na geldi. On binlerce insanın katıldığı mitingler yapıldı, ünlü sanatçı Fazıl Say doğa katliamına karşı Kazdağı’nda konser verdi. Günlerce, haftalarca devam eden bu hareketlilik sonrası madenci şirketin 13 Ekim 2019 tarihinde dolan izni yenilenmedi. İzni yenilemeyen şirketin bölgeyi terk etmesi gerekirken her an çalışacakmış gibi alanda beklemesi “Su ve Vicdan Nöbeti”nin de kış koşulları dahil bölgede devam etmesine neden oldu.

DÖRT MEVSİM, GECE GÜNDÜZ SÜREN NÖBET

Aylardır Kirazlı Balaban Çeşmesi mevkiinde çadırlarda nöbet tutan yaşam savunucularından Ferzan Aktaş nöbet ve mücadelenin geleceğine dair sorularımıza şu yanıtları verdi.

Çadırlarda sürdürdüğünüz nöbetin bir yılı nasıl geçti?

Kar kışta, yağmurda, fırtınada, sıcak güneşin altında Kazdağları’nın kucağında geçirildi. Yamacında çadırların kurulduğu Balaban Tepesi, Kazdağları’nı savunmak için gelenlere göz kulak oldu, nöbettekiler de ona. Kim olursa olsun, hangi şehirden gelirse gelsin ayrım gözetmeden dayanışma ile dostluklar çoğaltıldı. Yaşam hakkı için farklılıklarını, çeşitliliği zenginlik olarak görenler, birbirlerine ve Kazdağları’na kenetlendi.

Bu süre içerinde nöbetin bitirilmesine dönük ne tür girişimler yaşandı?

Nöbeti bitirmek için her türlü baskıya, hâlâ süren idari para cezalarına karşı kimse vazgeçmedi. Anayasal hakkımız olan doğamızı, yaşam alanlarımızı koruduğumuz için toplamda 350 bin lirayı geçen para cezası kesildi. Ama para puldur orman candır dedik ve adaletin de bir gün yerine geleceği umuduyla mücadeleye devam ediyoruz. Tüm Türkiye’nin aklının ve vicdanının Kazdağları’nda olmasından güç alan mücadele büyüyerek sürüyor.

“MADENCİLER GİDENE KADAR KAZDAĞI’NDAYIZ”

Nöbeti ne zamana kadar devam ettirmeyi düşünüyorsunuz?

Bir yıldır süren direniş, maden işletmesi kapanana ve tahrip ettikleri alan onarılana kadar devam edecek, yerli, yabancı hiçbir maden şirketinin Kazdağları’nı yok etmesine izin vermeyecek. Her ağacı tek tek savunanlar ne paranın ne de altının yaşamdan daha değerli olduğunu, mücadele ettikçe kazanıldığını gösterdiler.

“KAZDAĞLARI’NDAN YÜKSELEN SES, HASANKEYF’İN ÇIĞLIĞIDIR”

Kazdağı direnişi ülkedeki ekoloji mücadelesinde ne gibi bir etki yarattı?

Tüm Türkiye’den tek bir ses çıkıyor artık: Kazdağları yalnız değildir ve her yer Kazdağları’dır. Artvin Cerattepe’den Alakır Nehri’ne, Munzur’dan Amanos Ormanları’na, Hasankeyf’ten Murat Dağı’na, Kaz Dağları’ndan Erzincan’a kadar neredeyse her dağın başında, her dere kenarında bir doğa katliamı ve o katliama direnen, suyunu doğasını koruyan yaşam savunucuları var. Derdimiz büyük ama bir o kadar da ortak. Bunun için Kazdağları direnişi sadece Kazdağları için değildir artık, baskı altında tutulmaya çalışılan tüm ekoloji mücadeleleri için de bir umuttur. Kazdağları’ndan yükselen ses, sular altında bırakılan Hasankeyf’in çığlığıdır da. Tüm yeryüzü evimizdir.

YIL PROGRAMI

Nöbetin birinci yılı ile ilgili bir program var mı?

“Kazdağları yalnız değildir” demek için herkesi 26 Temmuz’da birinci yılını dolduran nöbete ses olmaya, “9 aydır ruhsatsız olan Alamos’u tahliye et” demeye davet ediyoruz. 25 Temmuz Cumartesi günü Çanakkale Golf Çay Bahçesi önünde, saat 21.00’da el ele eylemimizde; 26 Temmuz saat 16.00’da ise Çanakkale Kirazlı Köyü Balaban Çeşmesi’nde buluşmak üzere tüm yaşam savunucularını bekliyoruz.

PINAR BİLİR: ‘MADEN SAHASINA UMUDUMUZUN FİDANLARINI DİKTİK’

Kazdağı Su ve Vicdan Nöbeti Koordinasyonu adına görüştüğümüz Pınar Bilir, geride kalan bir yıl için verilen emeğin tüm ülkede yaratmış olduğu mücadele azmine katkı sunmuş olmasından onur duyduğunu söyledi. Nöbet kararı verdiklerinde tüm eylemlilikleri tükettiklerini düşündüklerini belirten Bilir şunları söyledi: “Başlattığımız nöbet öncesinde yerelde aktif sivil toplum örgütleri ile toplantılar yaptık, nihayetinde ön bir çalışma ile nöbet sahası, ihtiyaçlar belirlendi ve belediyenin sağladığı lojistik destekle de yola çıkıldı. 5 Ağustos 2019 Su ve Vicdan Nöbeti Büyük Yürüyüşü gerçekleştirildi. Desteğe gelenler coşkumuzu, azmimizi ve kararlılığımızı her geçen gün artırdı. Birleştikçe yol alabileceğimiz, başarı sağlayacağımız belliydi. Maden sahasına umudumuzun fidanlarını diktik.”

Çanakkale Çan Kumarlar Köyü’ne inşa edilen göletin teknik açıdan uygun olmadığını, inşaata başlayan yapı firması tarafından da belirtildiğini söyleyen Bilir, nöbet öncesinde ‘gölet çökebilir’ diye haberlerin dahi çıktığını söyledi. İnşa edilen gölete Altınzeybek 2 Barajı adı verilerek algı yaratıldığını belirten Bilir şöyle devam etti: “Çünkü yine ÇED raporlarında Altınzeybek Barajı vardı ancak Kumarlar Köyü’nde değil, Zeybekçayırı Köyü’ndeydi. Kumarlar Köyü’nde yakılan çoban ateşi köyü harekete geçirmiş ve “Madene verecek suyumuz yok, bu köyden aldığınız suyla Çanakkale halkını zehirleyemezsiniz diyerek kadınların çığlığı yükseldi. Sonrasında devlet erkanı 2. bir Kirazlı olmasın diye toplanarak köye geldi ve talepleri dinledi, en kısa zamanda çözüm üretileceği söylendi, biz de sürecin takipçisi olmaya devam ediyoruz.”

Verilen emeğin onurlandırılmasının büyük gurur olduğunu belirten Bilir nöbetlerinin, Eskişehir Tepebaşı Belediyesi ve Birleşik Metal İş Sendikası tarafından ödüllendirildiğini hatırlattı.  Covid-19 nedeniyle toplumsal sağlığını korumak için “Evde Kal” çağrılarına riayet ettiklerini fakat orman kesimlerinin hiç durmadığını söyleyen Bilir şöyle devam etti: “Gençleştirme adı altında kesim yapılan her orman arazisinden maden ruhsatı çıktı. Orman Genel Müdürlüğü gelir kalemleri incelendiğinde de en önemli kaleminin maden gelirleri olduğu görülecektir. Süreç içinde Cengiz Muratlar Köyü’nde, Koza Madencilik Terziler Köyü’nde, Esan Eczacıbaşı Şahinli’de sondajlar, orman katliamları yapmaya devam etti.” Bilir, nöbete başlarken “Kazdağları ekosistemi içinde yer alan tüm metalik madencilik ruhsatlarının iptal edilmesi” talepleri gerçekleşene kadar mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

26 TEMMUZ PAZAR GÜNÜ İÇİN TÜM TÜRKİYE’YE ÇAĞRI

Fotoğraflar: Ferzan Aktaş arşivi

Su ve Vicdan Nöbeti Koordinasyonu tüm Türkiye’yi 26 Temmuz 2020’de saat:15.00’te “Kazdağları Hepimizin” sloganıyla ortak basın açıklaması okumaya davet etti. Koordinasyon 81 ili temsilen 26 Temmuz günü katliamın yaşandığı Kirazlı şantiyesi önünde olacağını açıkladı.

Özer Akdemir
Özer Akdemir
1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top