Buradasınız
Ana Sayfa > Haberler > Mihalıççık’ta asbeste göz yumuluyor: Rüzgar, 50 yıldır ölümü taşıyor!

Mihalıççık’ta asbeste göz yumuluyor: Rüzgar, 50 yıldır ölümü taşıyor!

Eskişehir’e bağlı Mihalıççık ilçe merkezi ve Tatarcık Mahallesi’nde bulunan asbest atıkları 50 yıldır yöre halkının sağlığını olumsuz bir biçimde etkiliyor.

Eskişehir’e bağlı Mihalıççık ilçe merkezi ve Tatarcık Mahallesi’nde bulunan asbest atıkları yıllardır yöre halkının sağlığını olumsuz bir biçimde etkiliyor. Açık havada, hiçbir önlem alınmadan bekletilen asbest yığınlarının yanı sıra, yörenin jeolojik yapısından kaynaklı olarak asbest yaşamın her alanına girmiş durumda. 1970’li yıllarda Prof. Dr. Yusuf İzzettin Barış, 2000’li yıllardan sonra da Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey tarafından bilimsel makalelerle bölgedeki asbest varlığı ve sağlık etkileri ortaya konmuşken, aradan geçen yaklaşık 50 yıldan bu yana gerekli hiçbir önlem alınmamış durumda.

Kanserojen bir madde olan asbestin tozu uzun süre solunduğunda mezotelyoma denen akciğer zarı kanserine neden oluyor. Tedavisi bulunmayan mezotelyoma Türkiye’deki en yaygın kanser türleri arasında gösteriliyor. Mihalıççık ilçe merkezi ile Tatarcık ve başka bazı mahallelerin asbest lifleri ve tozlarının etkisi altında bulunduğu aslında yıllardır bilinmekte. Yöredeki 1978 – 1982 yıllarında çıkarılan asbest Mihalıççık girişinde bulunan asbest işleme fabrikasında işlenmiş. En büyük asbest ocağının bulunduğu Tatarcık Mahallesi’ndeki ocak da yine o yıllarda işletildikten sonra kapatılmış. Bölgede tıbbi jeolojik araştırmalar yapan Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Tıbbi Jeoloji Uzmanı Dr. Eşref Atabey Mihalıççık yöresinde bazı mahallelerin tarla toprağının da asbest içerdiğini belirtirken; “Yol kenarları asbestli kayaçlardır. Asbestli malzeme bazı evlerin damlarında izolasyon maddesi olarak, sıva ve badanada kullanılmıştır” bilgisini veriyor. Atabey, Tatarcık Mahallesi’nin şu anda terk edilmiş asbest ocağı pasaları üzerinde bulunduğuna dikkat çekiyor.

BEŞİKTEN MEZARA KADAR ASBEST!

Aslında bu bölgede asbestle ilgili çalışmaların geçmişi 1973’lü yıllara kadar gidiyor. 2013 yılında yaşamını yitiren Prof. Dr. Yusuf İzzettin Barış, ülkenin değişik yerlerinde olduğu gibi bu bölgede de asbestle ilgili tıbbi araştırmalar yapmış. Prof. Dr. İzzettin Barış ve içinde jeoloji mühendisinin de bulunduğu bir grup 1973 yılında Mihalıççık’ta yaptıkları incelemelerde çok ilginç bulgu ve gözlemlerde bulunmuş. Ekip, ilçe girişinde asbest ocaklarından çıkarılan asbest yığınları üzerinde güreşen çocuklar olduğunu görmüşler. Bölgede yirmiye yakın köyde çalışan asbest ocaklarında işçilerin maskesiz bir şekilde çalıştıkları, köylerde asbestli topraktan çömlek yapıldığı, tandırların, odaların duvarlarının asbestle sıvandığına tanıklık etmişler. Kadınlar da asbestli toprağı bebeklerinin altlarına pudra gibi sürüyorlarmış. Camide ölenlerin cenazelerinin konulduğu musalla taşının yanı sıra mezarların başına dikilen taşların bile asbestli kayalar olduğu görülmüş. Prof. Dr. Barış bu durumu; “Buradaki köylüler, asbestle doğuyorlar, onunla iç içe yaşıyorlar, ölünce namazları asbestten yapılmış musalla taşının üstünde iken kılınıyor ve nihayet mezarlarının başına da asbestli taş dikiyorlar” diye tanımlamış. Ekibin bölgede topladıkları bütün numuneler MTA’da analiz ettirilmiş ve hepsinde asbest çıkmış!

ACIYA DAYANAMAYIP İNTİHAR EDEN KÖYLÜNÜN NOTU

Prof. Dr. Barış 1994 yılında yayımladığı “Bu doktoru rehin alalım” kitabında asbest madeni ocaklarında çalışan işçilerde 20-40 yıl sonra mezotelyoma geliştiğine işaret etmiş. Yapılan araştırmalar, Anadolu’nun farklı yerlerinde asbestten kaynaklanan mezotelyomanın en öldürücü hastalıklardan olduğunu göstermiş.

“GÖRDÜĞÜM MANZARA DEHŞET VERİCİ”

Aradan yıllar sonra, nisan 2019 yılında bir TV programı çekimi için bölgeye tekrar giden Dr. Eşref Atabey gördüğü manzarayı “Dehşet verici” olarak niteliyor; “Eski asbest işleme fabrikası yerinde gördüğümüz manzara dehşet vericiydi. Yıllarca bir ara tozlanmasın diye, üzeri kırmızı toprakla örtülü kalan asbest yığını tesviye edilmiş, asbest yüzeye çıkartılmış ve üzerine bir ticari yer kurulduğunu görmüştük. Rüzgarla taşınan asbest tozu tüm Mihalıççık halkını tehdit etmekteydi” Durumla ilgili temmuz 2019 yılında CİMER aracılığıyla yaptığı başvuruya “Gerekli rehabilitasyon çalışmalarının yapılması hususunda Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğüne” resmi yazı gönderildiği yanıtı verilmiş. Atabey bu yazıya rağmen Tatarcık Mahallesi’nde ve eski asbest fabrikası asbest yığını hakkında bir önlem alınmadığını söyledi.

Konuya dair görüşlerini aldığımız Atabey, Mihalıççcık ve özellikle en fazla etkilenmenin olduğu Tatarcık Mahallesi’ndeki asbestten kaynaklı sağlık sorununun bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini belirterek şu önerileri sıraladı; “Tatarcık Mahallesi başka bir yere taşınmalıdır. Mihalıççık girişinde bulunan asbest atığı kaldırılmalıdır. Mihalıççık’taki diğer yerlerdeki asbest etkisi giderilmelidir. Doğumdan itibaren yaşamımızın her anında etkili olan, bir doğa tehlikesi asbestle ilgili alınacak önlemlerle, insanların asbestten hasta olmaları ve ölmeleri önlenecektir”

Özer Akdemir
Özer Akdemir
1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top