“Niyetim felaket tellallığı yapmak değil. Kehanette bulunmak hiç değil. Ancak doğa bize bir şeyler anlatıyor. Ve anlattığı şeyler bizim için hayati önem taşıyor. Peki biz ne yapıyoruz? Doğanın dilini öğrenmeye mi çalışıyoruz? Yoksa kader deyip, üstüne mi yatıyoruz” Bu cümleler Santorini Adası’nda son günlerde meydana gelen depremlerle ilgili bir değerlendirmede bulunan
Makale
Yürütmeyi durdurmak yerine Cengiz’in işlerini yürütmüşler! | Özer Akdemir
Kazdağı'nda, işletme izninin yürütmesini durduran mahkeme kararının mürekkebi kurumadan Cengiz Holding'e ait Halilağa Bakır Altın madenine yeni işletme izini verilmiş. Çanakkale 2. İdare Mahkemesinin Cengiz Holdinge ait Halilağa Bakır Altın madeninin işletme iznini yaklaşık 15 gün önce iptal etmesinin ardından köylüler ve doğa hakkı savunucuları günlerdir madenin faaliyetinin durdurulmasını talep ediyorlardı.
Geri çekilin, halk uyandı! | Özer Akdemir
Her ne kadar çevre davalarında çevreyi koruyan kararlar çıkması çok çok zorlaşsa da yaşam alanlarını koruma mücadelesi verenlerin adalet arayışı sürüyor. Her ne kadar çevre davalarında çevreyi koruyan kararlar çıkması çok çok zorlaşsa da yaşam alanlarını koruma mücadelesi verenlerin adalet arayışı sürüyor. Geçtiğimiz cumartesi günü Denizli Barosu konferans salonunda, hukukçuların çoğunlukta
Yalanın saltanatı | Metin Sert
Şimdiki filmi de artık sessizce izlemenin hiç bir anlamı yok. Çünkü hiç kimse bu kadar çok yanlışı da, yalanı da hak etmedi. Ve hayat, çok fazla yanlışı hiçbir zaman bağışlamaz… "Annelerin ninnilerinden, spikerin okuduğu habere kadarSokakta, kitapta ve yürekte, yenebilmek yalanı.Anlamak sevgilim, o bir müthiş bahtiyarlıkAnlamak gideni ve gelmekte olanı…" Her sabah
Bu toprağın sonu!.. | Özer Akdemir
Kirazlı mücadelesi sürecinde on binler direnişi, nöbeti sahiplenerek Kanadalı şirketi püskürtmüştü. Bu süreçte belediye nöbeti başlatan, lojistik destek sunan bir konumdaydı. Bugün, Kaz Dağı çevresindeki belediyelerin mücadeleye ellerindeki tüm olanaklarla katılmayışları bu kaygıdan olabilir mi? 30 Haziran 2008 tarihinde Kaz Dağları’nda başlatılan maden aramaları ile ilgili Evrensel’de yazdığım haberin başlığı “Gitgide yaklaşıyordu bu
Öldükten sonra dirilen yazar yaşama ebediyen veda etti | Metin Sert
Aydoğan Yavaşlı, Sivas katliamını ve tarihteki Menemen olayı benzeri bir kalkışmanın tekrarı anlamındaki bu gerici kalkışmanın içinde biriktirdiği öfkeyi de hiç unutamamıştı. Sivas katliamını kuruluşundan beri gericilerin saldırısı altında olan Türkiye Cumhuriyeti'nin bir "iç kanaması" olarak tanımlardı. Sevgili dostum, değerli yazar ve şair Aydoğan Yavaşlı'nın 17 Mayıs tarihinde hayata veda
Sorunu görmek için bütüne bakmalıyız! | Cemalettin Küçük
İliç benzeri işletmelerin gündem olduğu coğrafyamızda, yarım asrı geçen süredir kurulmak istenen ve kurulan her işletmenin yaratacağı sorunları dile getirmeye çalıştık. Benzer proseslerin sorunları her gün giderek yayılıyor. Metalurji Yüksek mühendisi Cemalettin Küçük Gündemin ana konularından olması gereken İliç doğa yıkımı, ne yazık ki gündemden düşürülmüş, sadece olayın üretim prosesinin bir parçası
Fatsa’nın ‘Amazonları’ndan İliç’e Bir siyanürlü Madenin Hikayesi | İbrahim Gündüz
2018 yılında dönemin Fatsa Kaymakamı kendisini ziyaret eden Avukat Nur Hilal Gündüz’e aynen şu cümleyi kuruyordu: “Boşuna uğraşıyorsunuz Avukat Hanım, Devlet burayı maden bölgesi ilan etti, 20-25 yıl sonra burası yaşanmaz bir yer olacak” Çevre yazarı İbrahim Gündüz Fatsa’daki siyanürlü altın madeninin hikayesi 1990’lı yılların sonuna kadar uzanıyor. Bölgeye ilk gelen Amerikalı
İkizköylülerin adalet arayışı sürüyor: Akbelen Ormanı katledildi ama mücadele bitmedi | Özer Akdemir
Milas İkizköylülerin ve ülkenin dört bir yanında gelerek çam ağaçlarının altına kurdukları çadırlarda orman nöbeti tutan yaşam savunucularının direnişlerine rağmen Akbelen Ormanı ne yazık ki katledildi. 70 binin üzerinde ağaç, altındaki kömür madeninin çıkarılabilmesi için termikçi şirkete kurban edildi. Diğer taraftan İkizköylülerin açtıkları davalar da -geçtiğimiz günlerde- mahkeme tarafından reddedildi. Peki
Yangın yeri bir ülke… | Özer Akdemir
22 Ağustos tarihinde başlayıp bazı köylerin, mahallelerin ve devlet hastanesinin boşaltılmasına neden olan, Çanakkale’nin kenar mahallelerine kadar gelen yangın, kent tarihinin en büyük yangını olarak niteleniyor. Yangın ancak üçüncü gün kontrol altına alınabildi. 4 bin 80 hektarlık bir alanı etkileyen yangın bölgesinde sayısız canlı yaşamını yitirdi. Medyanın büyük çoğunluğu için insanların