Buradasınız
Ana Sayfa > Bilim > İnsan eliyle çıkan en büyük felaketlerden biri: Çernobil Felaketi

İnsan eliyle çıkan en büyük felaketlerden biri: Çernobil Felaketi

26 Nisan 1986 tarihinde Çernobil Nükleer Santrali‘ndeki patlama nedeniyle yaşanan Çernobil felaketi, dünya tarihinde bugüne dek insan eliyle çıkarılan yaşanmış en büyük felaketlerden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Kazanın etkileri aradan geçen bunca yıla rağmen doğaya salınan radyasyon nedeniyle bugün bile etkisini halen göstermektedir.

HİROŞİMA ve NAGAZAKİ’DEN 200 KAT FAZLA

Bilim çevrelerinin raporlarına göre; nükleer kazaya yol açan patlama, Hiroşima ve Nagazaki‘ye atılan atom bombalarını tam 200 kat aşan bir etki yarattı. Dolayısıyla bu korkunç olay, kimsenin hayal edemeyeceği kadar geniş kapsamlı oldu. Reaktör patlamasından kaynaklanan radyoaktif bulut, bir çok Avrupa ülkesinde de büyük hasara neden oldu. Türkiye’nin de dahil olduğu yakın coğrafya on yıllar boyu sürecek ölümcül bir felaketin pençesine düştü. Özellikle Karadeniz bölgesi Rusya’ya olan yakınlığı nedeniyle Çernobil faciasının etkilerini bugün bile hala taşıyacak kadar kazadan en fazla etkilenen bölge özelliğindedir.

Bilim çevrelerinin raporlarına göre; Çernobil, 20.000 yıl boyunca yaşanılamaz halde kalacak. Olay sırasında sadece 31 ölüm bildirilmiş olmasına rağmen, ölümlerin çoğu radyasyondan sonra gerçekleşti. Felaketi takip eden yılda, genetik ve botanik uzmanları, bölgedeki bitkilerin dev hastalığı mağdurları haline geldiklerini belirtti. Radyasyona maruz kalma nedeniyle ölü bulunan balıklar bile anormal derecede büyük ve değişkendi.

Radyasyona maruz kalan kadınların yaptıkları doğumlar sonrası doğan bebeklerdeki genomik etkiler ise Çernobil faciasının bıraktığı bir miras olarak bir diğer korkunç yönünü daha göstermesi bakımından da ürkütücüdür. (*)

KANSER VAKALARINDAKİ PATLAMA

Kazadan 25 yıl sonra 2011’de yapılan bir araştırmada bile incelenen sütlerin yüzde 93’ünde kabul edilebilir düzeyin çok üzerinde uzun ömürlü izotop sezyum-137 belirlendi. Ukrayna, Rusya ve Belarus‘ta 2004’e kadar 18 yaş altı 4 bin çocukta tiroit kanseri vakası görüldü. Resmi raporlara göre 9 bin, bağımsız bilim insanlarına göre ise 30 bin ile 60 bin arasında insan Çernobil‘in neden olduğu ölümcül kanser türlerine yakalandı. Radyasyona maruz kalma sonucu 6.000’den fazla tiroit kanseri vakası rapor edildi. Belirsiz radyasyon zehirlenmesi korkusu nedeniyle pek çok doktor hamile kadınlara, engelli bir çocuk sahibi olmaktan kaçınmaları için kürtaj yaptırmalarını tavsiye etti.

KAZANIN ETKİSİ ANCAK 48 BİN YILDA TEMİZLENEBİLİR

Bilim insanları, yaklaşık 190 ton uranyum ve 1 ton plütonyumun hâlâ santralin altında bulunduğuna işaret ediyor ve bölgenin radyasyondan tamamen temizlenmesi için öngördükleri süreye ise, insanlığın ömrünün yetip yetmeyeceği bir soru işareti. Bilimsel raporlara göre; bölgedeki tüm radyoaktif kalıntıların temizlenmesi için 48 bin yıla ihtiyaç var.

YETKİLİLERİN DUYARSIZLIĞI

O dönemde Türkiye’de yetkililer bu felaketi ciddiye almadılar. Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, Karadeniz’de yetişen çayların radyasyondan etkilenmediğini ispat etmek için kameraların karşısında çay içti. Bedeli sonraki yıllarda çok ağır olacak bu felakete ilişkin dönemin bakanı, “Karadeniz’e bir damla mürekkep düştü diye Karadeniz kirlenir mi?’ Radyoaktif çay daha lezzetlidir” derken, dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren de “Rasyasyon kemiklere yararlıdır” gibi akıl dışı açıklamaları ile kendi duyarsızlıklarını tüm topluma aşılamaya çalıştılar.

Bu arada radyasyon ölçümleri de gizlendi. Türkiye’de Çernobil felaketi sırasında radyasyon seviyesini gösteren sayısal değerler açıklanmadı, halktan gizlendi. Türk Tabipleri Birliği‘nin “Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye’de Kanser” başlıklı raporuna göre, “Dünyada yaşanan en büyük nükleer kaza olan Çernobil Nükleer Santral kazası sonrası Türkiye’ye de radyoaktif bulaş olmuştur. Ancak bu bulaşın insan sağlığına olan zararı konusunda yeterli veri bulunmamaktadır” denilmektedir. Çünkü kanser hastalığına ilişkin veriler düzenli bir şekilde kayıt altına alınmamış ve yetkililer bu yöndeki sorular karşısında da suskunluğu tercih etmiştir.

Gizlenen radyasyon ölçümleri ve kanser raporlarının kurbanlarından biri de sevilen sanatçı Kazım Koyuncu olmuştu.

KAZADAN HALA DERS ALINMIYOR!

Ancak dünya tarihinde bugüne dek yaşanmış en büyük felaketlerden biri olarak kayıtlara geçen bu felaketten ders alınmadığı görülüyor ne yazık ki. Ülkedeki yetkililerin o dönemki kayıtsızlıkları ve duyarsızlıkları bugün ise daha vahim düzeyde bir aymazlığa da dönüşmüş bir hale geldi. Çünkü bugün ülkemizde Mersin ve Sinop illerimizde nükleer santral yapımı için ısrar devam ediyor. Oysa 34 yıl önce yaşanan felaketin zararlarını yaşadık. Geçtiğimiz günlerde Çernobil yakınlarında yaşanan orman yangını nedeniyle radyasyonun 16 kat artması da gösterdi ki, yaşanan bir felaketin zararlarını önleme olanağı yok. Kaza sonrası alınan önlemlerin de geçerli olmadığı bir kez daha kanıtlandı.

NÜKLEER SANTRALE HAYIR!

Bilim çevresine göre nükleer santrallerden ve nükleer santral yapımından vaz geçilmeli ve tüm dünya genelinde mutlak şekilde sona erdirilmeli. Ancak öte yandan dünyaya bir taraftan savaş politikaları dayatan emperyalist devletler, bu nedenle silahlanma yarışı yüzünden nükleer macerasından da vaz geçemiyor. Bu durum da nükleer silahlanmayı ve dolayısıyla nükleerden vaz geçmemeyi getirirken, uydurulan ve dayatılan yalan politikalarla ifade edilen enerji ihtiyacı bahanesi ile nükleer enerji santralleri gündeme getirilmektedir. Oysa Çernobil faciasının da uyardığı gibi; nükleer santraller en küçük bir kazada bile “ölüm ve felaket makinası” oluyorlar.

(*) İndirmek için tıklayınız: Çernobil’in insan sağlığına etkileri

Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top