Buradasınız
Ana Sayfa > Bilim > İklim değişikliği etkilerinin arttığı 2011-2020 dönemi kayıtlara ‘en sıcak 10 yıl’, 2023 ise ‘tarihteki en sıcak yıl’ olarak geçti

İklim değişikliği etkilerinin arttığı 2011-2020 dönemi kayıtlara ‘en sıcak 10 yıl’, 2023 ise ‘tarihteki en sıcak yıl’ olarak geçti

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2011-2020 yılları arasında iklim değişikliğinin etkilerinin hızlı şekilde arttığını ve bu sürecin kayıtlara “en sıcak 10 yıl” olarak geçtiğini bildirdi. 2023 ise tarihteki en sıcak yıl.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından 2011-2020 arasında yaşanan iklim değişikliği ve bunun etkisiyle meydana gelen aşırı doğa olaylarına ilişkin verilerin yer aldığı rapor yayımlandı.

Dubai’de devam eden Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 28. Taraflar Konferansı (COP28) kapsamında yayımlanan raporda, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme (1850-1900) göre 1,5 santigrat dereceden fazla olmayacak şekilde sınırlamaya çalışmak için çok daha etkili iklim eylemlerine ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Raporda, iklim değişikliğinin etkilerinin 2011-2020 yılları arasında endişe verici oranda arttığı, bu tarihlerde “en sıcak 10 yılın” yaşandığının kayıtlara geçtiği belirtildi.

2011-2020 dönemi için küresel ortalama sıcaklığın 1850-1900 ortalamasının 1,10 santigrat derece üzerinde olduğu kaydedilen raporda, dünya genelinde kaydedilen en sıcak altı yılın 2015 ile 2020 yılları arasında yaşandığı aktarıldı.

Bu süreçte en sıcak iki yılın, El Nino hava olayının etkisiyle 2016 ve 2020 yılları olduğu ifade edildi.

Sera gazı konsantrasyonlarının sürekli artmasının kara ve okyanus sıcaklıklarının rekor seviyeye yükselmesinin yanı sıra, buzların erimesi ile deniz seviyesinin yükselmesinde keskin bir artışa neden olduğu vurgulandı.

2011’den 2020’ye kadar deniz seviyesi yıllık 4,5 milimetre yükselirken, bu oranın 2001-2010 döneminde 2,9 milimetre olarak kayıtlara geçtiği bildirildi.

Raporda, deniz ısı dalgalarının daha sık ve yoğun hale geldiği, 2011 ile 2020 arasındaki herhangi bir yılda okyanus yüzeyinin yaklaşık yüzde 60’ının bir sıcak hava dalgasına maruz kaldığının altı çizildi.

“Buzullar yılda yaklaşık 1 metre inceliyor”

Raporda, özellikle kutup bölgelerinde ve yüksek dağlarda meydana gelen büyük dönüşüm konusunda uyarı yapılırken, “Buzullar yılda yaklaşık 1 metre inceliyor. Bu benzeri görülmemiş bir kayıp ve milyonlarca insanın su kaynakları üzerinde uzun vadeli etki oluşturuyor.” ifadelerine yer verildi.

Antarktika’daki kıtasal buz tabakasının 2011-2020 yılları arasında 2001-2010 dönemine kıyasla neredeyse yüzde 75 daha fazla buz kaybettiğinin altı çizilen raporda, bu durumun, alçakta bulunan kıyı bölgelerin varlığını tehlikeye atacak olan gelecekteki deniz seviyesi yükselişi açısından kaygı verici bir gelişme olduğuna işaret edildi.

Raporda, Grönland ve Antarktika’nın, 2011-2020 yılları arasında 2001-2010 dönemine kıyasla yüzde 38 daha fazla buz kaybettiği vurgulandı.

“Erken uyarı sistemleriyle bağlantılı olarak aşırı olaylardan kaynaklanan ölümlerin sayısı azaldı”

Raporda, son 10 yılda yaşanan aşırı doğa olaylarının, özellikle gıda güvenliği, yerinden edilme ve göç üzerinde tahrip edici etkiler oluşturduğunu ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine yönelik ulusal kalkınmayı ve ilerlemeyi engellediği belgelendi.

“Tahminler, erken uyarılar ve koordineli afet yönetimi, müdahale konularındaki iyileşmede etkili oldu. Ekonomik kayıpların artmasına rağmen, gelişmiş erken uyarı sistemleriyle bağlantılı olarak aşırı olaylardan kaynaklanan ölümlerin sayısı azaldı.” ifadelerinin yer aldığı raporda, kamu ve özel iklim finansmanının 2011-2020 arasında 2 katına çıktığı ancak iklim hedeflerine ulaşmak için 2030’un sonuna kadar en az 7 kat artması gerektiği vurgulandı.

Aşırı hava ve iklim olaylarından kaynaklanan ekonomik kayıpların artmaya devam ettiği aktarılan raporda, 2005’de ABD’deki Katrina Kasırgası dünyanın en maliyetli hava durumu felaketi olduğu hatırlatıldı.

Raporda, Antarktika’daki ozon deliğinin genişliğinin 2011-2020’de önceki 20 yıla göre daha küçük olması olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi.

“1990’lardan bu yana her 10 yıl bir öncekinden daha sıcak oldu”

Raporda görüşlerine yer verilen WMO Genel Sekreteri Petteri Taalas, “1990’lardan bu yana her 10 yıl bir öncekinden daha sıcak oldu. Bu eğilimin hemen tersine döneceğine dair bir işaret görmüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Daha fazla ülkenin, diğer on yıllara kıyasla rekor düzeyde yüksek sıcaklıklar bildirdiğini anımsatan Taalas, okyanusların giderek daha hızlı ısındığını ve deniz seviyesinin yükselme oranının bir nesilden kısa bir sürede neredeyse iki katına çıktığını belirtti.

Eriyen buzulları ve buz tabakalarını kurtarmada başarısız olunduğunu ifade eden Taalas, “Bu durum, açıkça insan faaliyetlerinden doğan sera gazı emisyonlarından kaynaklanıyor. İklim değişikliğinin kontrolden çıkmasını önlemek için öncelikli olarak sera gazı emisyonlarını azaltmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu. Taalas, şöyle devam etti:

“Hava şartlarımız giderek daha aşırı hale geliyor ve bunun sosyoekonomik kalkınma üzerinde açık ve kanıtlanabilir bir etkisi var. Kuraklık, sıcak hava dalgaları, seller, tropikal kasırgalar ve kontrol edilemeyen yangınlar altyapıya zarar veriyor, tarımsal ürünleri yok ediyor, su kaynaklarını sınırlıyor ve kitlesel yer değiştirmelere neden oluyor. Çok sayıda çalışma, özellikle yoğun ısı riskinin son 10 yılda önemli ölçüde arttığını gösteriyor.” (AA)

En Sıcak Yıl Sonlanırken 2023’un 6 Ayında Sıcaklık Rekoru Kırıldı

AB’li bilim insanları, 2023’ün kaydedilen en sıcak yıl olacağını söyledi. Yılın ilk 11 ayı için küresel ortalama sıcaklık, 1850-1900 ortalamasının 1.46°C üzerine çıkarak kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.

Rekor, hükümetlerin Dubai’deki COP28 zirvesinde, emisyonların ana kaynağı olan CO2 yayan kömür, petrol ve gazın kullanımından aşamalı çıkış hedefinin belirlenip belirlenmeyeceği konusunda hararetli müzakerelerin yapıldığı bir dönemde yayımlandı.

Ocak-Kasım dönemindeki sıcaklık, Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) tarafından yapılan açıklamaya göre, şu anda kaydedilen en sıcak yıl olan 2016’nın aynı dönemine göre 0.13°C daha yüksek.

Copernicus verilerine göre küresel olarak kaydedilen en sıcak Kasım ayı 2023’te gerçekleşti. Ortalama yüzey hava sıcaklığı 14.22 derece olan ay, Kasım ayları içinde 1991-2020 ortalamasının 0.85 derece üzerinde ve bir önceki en sıcak Kasım olan 2020’ye göre 0.32 derece daha sıcak.

C3S’nin yardımcı direktörü Samantha Burgess, bu senenin altı sıcaklık rekoru kıran ay ve iki mevsime sahip olduğunu söylerken, Kasım ayında iki günün sanayi öncesi sıcaklıkların 2 derece üzerinde ölçüldüğünü ve bununla 2023’ün tarihte kaydedilen en sıcak yıl olduğunu vurguladı.

AB’li bilim insanları, Eylül-Kasım ayları arasındaki kuzey sonbaharının ortalamanın 0,88 derece üzerinde geçerek 15,30 derece olduğunu belirtti. Bu, büyük bir farkla küresel olarak kaydedilen en sıcak sonbahar.

C3S direktörü Carlo Buontempo, “Seragazı konsantrasyonları artmaya devam ettiği sürece, bu yıl görülenlerden farklı sonuçlar bekleyemeyiz. Sıcaklık, sıcak hava dalgaları ve kuraklığın etkileri de artmaya devam edecek” derken, mümkün olan en kısa sürede net sıfır amacına ulaşmanın iklim risklerini azaltmadaki en etkili yol olduğunu belirtti.

Gösterilen çabalar, 2015 Paris Anlaşması’nın küresel sıcaklık artışını endüstri öncesi seviyelerin 2 derece altında, 1,5 derecede sınırlandırma amacını karşılamıyor. Bilim insanları, bu seviyenin üzerinde bir artışın hava durumu, sağlık ve tarım üzerinde ciddi etkilere yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

En iddialı iklim değişikliği politikalarına sahip büyük ekonomilerden biri olduğu ileri sürülen AB, 2030 hedefine ulaşmak için emisyonları 1990 yılı seviyesinin %55 altına çekecek bir yasayı yürürlüğe soktu. Analistlere göre bu ORAN, 2050 net sıfır emisyon hedefi için gerekli olan minumum miktar.


Dünya Haberleri
Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği; yaşama yönelik artan tehditlere karşı, yurt genelinde faaliyet gösteren bir çok ekoloji örgütünün bir araya gelmesi ile 2018 yılında oluşmuştur.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top