Buradasınız
Ana Sayfa > Ekoloji > Enerji ve maden şirketlerine ‘yol temizliği’ yasası | Özer Akdemir

Enerji ve maden şirketlerine ‘yol temizliği’ yasası | Özer Akdemir

Enerji ve maden sektöründeki şirketlere büyük imtiyazlar, vergi muafiyetleri ve haklar getiren yasa ekolojik açıdan ise yıkımı daha da katmerleştirecek. Zaten yıllardır ülkenin dağları, ovaları, ormanları, akarsuları, kıyıları, meraları sermayeye rant aktarma aracı haline gelmişken bu yasa tüm bu yıkımın üzerine adeta tüy dikecek! 

Önümüzdeki haftalarda TBMM’ye yeni bir torba yasa gelecek. Toplam 46 maddelik torba yasa tasarısı ile KDV Kanunu, Maden Kanunu, Doğal Gaz Piyasası Kanunu, Kamu İhale Kanunu, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun, Elektrik Piyasası Kanunu ve Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu olmak üzere 7 kanunda değişiklik öngörülüyor.

GEREKÇESİ NİYETİ AÇIK EDİYOR

Torba yasanın adı “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. Yasanın gerekçe kısmını okumak bile neden çıkarıldığına dair net bilgiler veriyor: “Sonuç olarak yapılan değişiklikler ile maden, doğal gaz ve elektrik sektöründe faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör yatırımcılarının faaliyetlerini daha sağlıklı ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmesini temin etmek…”

Torba yasa teklifinin komisyon görüşmelerinin tutanaklarına bakıldığında teklifi sunan AKP İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu’nun teklifi neden getirdiğine dair hiçbir rapor ve istatistik sunmadığı görülüyor. Şatıroğlu niyetini zaten açılış konuşmasında söyledikleri ile açık açık ortaya koymuş; “Öncelikle, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 5 ayrı maddesinde yapılan düzenlemeler ile tamamen, yatırımcı ve işletmecilerimiz lehine birtakım kolaylıklar getirmeye çalıştık… Arazi ihtiyacına ilişkin düzenlemelerde de yine yatırımcı lehine kolaylıklar getirmeye çalıştık… Jeotermal kaynak kullanan işletmecilerden tahsis edilen idare payı işletmeci lehine daha hakkaniyetli, daha adaletli bir şekilde yeniden düzenlendi… MTA’ya jeotermal sahaların yatırıma açılması, ihale edilmesi esnasında altı yıla kadar taksitlendirme yapma imkanı sağlayarak bu jeotermal sahaların ekonomiye kazandırılması önündeki bir engeli aşmaya çalıştık.”

SERMAYE ÖRGÜTLERİNE DAVET, EKOLOJİ ÖRGÜTLERİNE RET!

Yasa’nın 13 Ekim’de başlayan alt komisyon görüşmelerine katılarak görüşlerini aktarmak isteyen Ekoloji Birliği ve diğer çevre örgütlerinin temsilcilerine “Davet edilmedikleri” gerekçesiyle toplantıya katılım izni verilmedi. Davet edilenler kimler peki? Kamu kurum ve kuruluşları (Bakanlıklar, EPDK, BOTAŞ, MTA vb.) dışında davet edilen sektör temsilcisi kurumları sayalım ki net fotoğraf ortaya çıksın; “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, MÜSİAD, TÜSİAD, ASKON, YASED, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER), Elektrik Üreticileri Derneği, Türkiye Madenciler Derneği, Hidroelektrik Santralları Sanayi İş Adamları Derneği, Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği, Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği”. Komisyona sermaye örgütleri dışında sadece Maden Mühendisleri Odası ve Elektrik Mühendisleri Odası davet edildi. Taslağın görüşmeleri 21 Ekim’de üst komisyon görüşmesi ile tamamlandı. Her zamanki gibi Cumhur İttifakı sayısal çoğunluğuna dayanarak taslağı kabul edip TBMM’ye gönderdi. 

EKOLOJİK YIKIMIN ÜZERİNE TÜY DİKECEK

Enerji ve maden sektöründeki şirketlere büyük imtiyazlar, vergi muafiyetleri ve haklar getiren yasa ekolojik açıdan ise yıkımı daha da katmerleştirecek. Zaten yıllardır ülkenin dağları, ovaları, ormanları, akarsuları, kıyıları, meraları sermayeye rant aktarma aracı haline gelmişken bu yasa tüm bu yıkımın üzerine adeta tüy dikecek! 

Neler mi var torba yasada? Kısa kısa aktarmaya çalışalım; 

  • Her şeyden önce “tek adam rejimi”nin damgası var. Cumhurbaşkanına büyük yetkiler devredilirken, kamusal denetim mekanizmaları yok ediliyor. Mesela Cumhurbaşkanının izni ile halihazırdaki kanunlardan muaf olacak enerji şirketleri kuruluyor.
  • Maden, enerji, petrol şirketlerinin önünde engel olarak duran mülkiyet hakları, koruma kanunları ve kamusal denetimler ortadan kaldırılıyor. Enerji yatırımları için gereken taşınmazlar kolayca, “kamu yararı” şartı aranmaksızın istimlak ediliyor ve halkın, köylünün topraklarına el konulup sermayeye devrediliyor.
  • Şirketlerin yatırımlarında altyapı hizmetlerinin kamu tarafından sağlanması öngörülüyor. 
  • Araba lastikleri gibi havaya yoğun miktarda zehirli gaz salan maddeler, orman ürünleri ve çöp yakarak elde edilen enerji de “Yenilenebilir” sayılarak teşvik ediliyor. Son aylarda ekoloji gündeminde önemli bir tartışma konusu olan biyokütle santrallerinin önü daha da açılıyor.
  • Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destek Mekanizmasının (YEKDEM) kapsamı genişletiliyor. Tutanaklara göre 2019 yılında YEKDEM’den HES, RES, JES, GES şirketlerine aktarılan teşvik 25 milyar lira!
  • Ruhsatları biten maden şirketleri süre bitiminden 12 ay önce başvurmaları halinde ruhsat süreleri uzatılıyor. Bu süre içinde başvurmazlarsa maden şirketleri için çerez parası bile olamayacak 100 bin lira gibi bir ceza ödeyecekler! (Bu madde geçtiğimiz yıl ruhsat süresi biten Kaz Dağlarında 400 bin ağacın katili Alamos Gold gibi şirketler için adrese teslim bir kıyak olarak yorumlanıyor.)
  • Maden işletmeleri ruhsat sahaları dışında tesis kurabilecekler. Faaliyet sırasında eğer ruhsat sahalarını 20 metreden fazla aşmışlarsa para cezası ödeyecekler. 
  • Ruhsat alanı dışında yani mücavir alanlarda da (Tedbirsiz ve dikkatsizlik kılıfı ile para cezası ödenerek) ağaç kesimi yapabilmenin önü açılıyor. 

EKOLOJİ BİRLİĞİNDEN EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNE ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI

Ekoloji Birliği, Meclise sunulan Elektrik Piyasası Kanunu’nu “Sermaye gruplarının doğayı talan etmesinin önünü açan bir yol temizliği” olarak niteleyerek geri çekilmesi çağrısında bulundu. Birlik tarafından yapılan açıklamada; “Bu yasa teklifi de göstermektedir ki, sorun yalnızca ekolojik yıkım değil, kapitalizmin bir saldırısıdır. Bu nedenle yasa teklifinin geri çektirilmesi için emek, demokrasi mücadele güçleri ile ekoloji mücadelesi veren güçler birlikte hareket etmek zorundadır” denildi.

Ekoloji Birliği’nin yasanın geri çekilmesi talebiyle başlattığı imza kampanyasınhttps://t.co/cLZOJx5yJS bağlantısından ulaşılabilir. 

Özer Akdemir
Özer Akdemir
1969 Nevşehir Hacıbektaş'ta doğdu. 1998 yılında Evrensel Gazetesi ile başladığı gazeteciliğe halen gazetenin İzmir temsilcilisi olarak devam ediyor. Hayat TV'de Çepeçevre Yaşam programlarının yapım ve sunuculuğu yanı sıra, Anadolu’nun Altın’daki Tehlike / Kışladağ’a Ağıt, Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği, Uranyum Uğruna / Dilsiz Çocukları Ege’nin, Doğa ve Direniş Öyküleri adlı kitapları bulunuyor.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top