Buradasınız
Ana Sayfa > Ekoloji > Madencilik Mi, Gediz Vadisi’nin İdam Fermanı Mı? | Metin Sert

Madencilik Mi, Gediz Vadisi’nin İdam Fermanı Mı? | Metin Sert

Gediz vadisi için hala tehlike çanları çalıyor. Manisa Gördes ilçesinde faaliyetini sürdüren nikel madeni ile Turgutlu’da Çaldağı’ndaki nikel maden tesisleri Türkiye’nin tarım cenneti için ciddi bir tehdit olmaya devam ediyor. 

Gediz vadisi için hala tehlike çanları çalıyor. Manisa Gördes ilçesinde faaliyetini sürdüren nikel madeni ile Turgutlu’da Çaldağı’ndaki nikel maden tesisleri Türkiye’nin tarım cenneti için ciddi bir tehdit olmaya devam ediyor. Çarpık sanayileşme ile vahşi madencilik buluşunca, Gediz can çekişirken Çaldağı da ağlıyor. 

Çaldağı ağlıyor, dünyada hiçbir ülkede uygulanmasına izin verilmeyen bir madencilik yöntemine sadece kendi üzerinde uygulamaya izin verilmek istendiği için. Çaldağı ağlıyor, dünyanın en bereketli havzasının katledilmesi gibi bir cinayetin “pilot bölgesi” seçildiği için. Çaldağı ağlıyor, böylesi bir cinayette kullanılacak kimyasal silahların cephaneliği haline getirilmek istendiği için…

ÖNCE ÇARPIK SANAYİLEŞME VARKEN, ŞİMDİ DE VAHŞİ MADENCİLİK

Yapılan tüm araştırmaların ortaya koyduğu manzarada Gediz vadisinin ve Manisa ovasının dünyanın da gözbebeği olacak nitelikle en bereketli topraklara sahip olduğu gerçeğini gördük. Bu toprakların neden günümüzde bu denli çevresel tehdit altında kaldığı gerçeği ise karşımıza ilk etapta “çarpık sanayileşme” anlayışı olarak çıktı. Toplumsal hizmet veya kamu yararından çok sadece kârı amaçlayan ve bu nedenle de doğadaki ekolojik yaşamı bir rant kapısı haline getiren sakat anlayış, dünyanın en bereketli topraklarını artık günümüzde “can çekişir halde” dedirtecek kadar çevresel sorunlara yol açmışken, şimdi aynı sakat anlayış daha da büyük bir tehlikeyi getirip dayattı.

Önceleri Çaldağı’ndaki ormanlık alan şimdi halk dilinde “cehennem çukuru” olarak anılmaya başlandı

Bu tehlikeyi de “Gediz vadisinin idam fermanı” gibi görmek gerekecek. Çünkü Turgutlu Çaldağı’nda uygulanmak istenen madencilik uygulaması bilim adamlarının ortaya koyduğu tüm raporlara göre, tüm Gediz vadisini çöle çevirecek kadar ciddi ve büyük bir tehlike potansiyeli içeriyor. Bu nedenle Çaldağı’ndaki maden şirketinin uygulamak istediği bu madencilik için ortaya koyduğu ÇED raporunun onaylanması, “Gediz vadisinin idam fermanının imzalanması” demek olacak.

Tıklayınız: Madencilikte Sülfürik Asit Projesi Laboratuarı Türkiye Mi?

Bilimsel raporların ve bilim insanlarının görüşleri doğrultusundaki nedenlere gelince.

Öncelikle böyle bir madencilik yöntemine hiçbir ülkede izin verilmemektedir. Böyle bir madencilik anlayışı terk edilmiş, dünyada bu tür bir madencilik uygulaması artık kalmadı. Çaldağı’nda uygulanmak istenen madencilik projesine bu nedenle ancak 3. dünya ülkelerinde uygulanan “sömürge tipi madencilik veya “vahşi madencilik” deniliyor.

AVRUPA ve BALKANLARDAN KOVULDULAR, BİZDE BAŞTACI OLDULAR

AKP iktidarınca 2002 yılında Türkiye’deki madencilik yasasında yapılan değişiklikler ardından Çaldağı’nda maden işletme hakkını alıp buraya konuşlanan European Nickel şirketi hakkında bilmemiz gereken son derece önemli bilgiler vardır. Ki bunlar şirket temsilcileri tarafından özenle kamuoyundan saklanmaya, ortaya çıkarılması durumunda da hep yalanlanmaya çalışılmıştır. 

Bu madencilik projesini Çaldağı’nın, Türkiye’nin başına saran European Nickel şirketidir. Bu şirket de dünyada hiçbir maden şirketinin yaratacağı korkunç tahribat nedeniyle uygulamak istemediği, uygulamayı göze alamadığı böyle bir madencilik yöntemini uygulamak amacıyla kurulmuştur. Ama evdeki hesap hiçbir zaman çarşıya uymamış, daha deneme çalışmaları yaparken, bulundukları ülkelerdeki devlet ve hükümet yetkilileri tarafından adeta kovulurcasına ellerindeki işletme izinleri ve ruhsatları alınarak izin verilmemiştir.

Turgutlu’da madeni yeni devralan VTG Madencilik şirketinin 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde orman katliamn yapmasını protesto eylemi.

European Nickel şirketinin bu madencilik projesi için dünyada izin alabildikleri tek ülke ne yazık ki Türkiye’dir. European Nickel şirketinin dünyanın hiçbir ülkesinde kendilerine izin verilmemesi sonucunda, “bu işler Türkiye’de daha kolay olur” hesabıyla ülkemize gelmiştir. Böyle düşünmelerinin sebebi ise elbette Türkiye’nin onların gözündeki manzarası.

Bu manzara da şöyle: Birincisi, Türkiye bir yolsuzluklar cennetidir. İkincisi, işsizlik had safhada, halk yoksul ve muhtaç durumdadır. Üçüncüsü, çevresel konularda halk bilgisiz ve cahil, bundan dolayı da duyarsızdır.

Ama projeleri için kendilerine “bu işler Türkiye’de daha kolay olur” dedirten bu manzara kendileri için elverişli gibi görünse de, daha önceki kovuldukları ülkelerdeki gibi bir hüsranla karşılaşmamak için yine de işi sıkı tutmaya çalıştıkları görülüyor. 

VAHŞİ MADENCİLİK PROJESİNDE İLK AMAÇLARI: İKTİDAR DESTEĞİ

Bunun için de European Nickel şirketi amacına ulaşabilmek için iki şeye önem veriyor: Bunlardan birincisi hükümet desteğini arkalarına almak, diğeri de sağlam bir ÇED raporu almak.

Hükümet desteğini arkalarına almayı başardıklarını biliyoruz. Eski Çevre Bakanı Osman Pepe’nin nasıl koltuğundan olduğu, yerine gelen Eroğlu’nun da “İngilizler çok baskı yaptı, o yüzden istedikleri izinleri verdim” sözleri,  AKP Manisa milletvekili Selçuk Özdağ’ın “Bu madene kefilim” sözleri de bunu anlatmaya yeterli. Hükümet desteğini nasıl ve hangi yolla sağladıklarını da 17 Aralık operasyonundan sonraki gerçekler ışığında kamuoyu çok daha iyi anlayabilecektir. Tabii “Türkiye’nin bir yolsuzluklar cenneti” olduğu gerçeği, “ucube” denilecek bir ÇED raporuna TÜBİTAK desteğinin nasıl verildiğinin de anlamaya yeterli.

Çaldağı’ndaki madene karşı Turgutlulu çevreci yurttaşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından kurulan direniş çadırı

Ne var ki yaşadığı topraklarının dünya yüzünde nasıl bir yeri ve değeri olduğunu çok iyi bilen Turgutlu halkı kendilerine geçit vermedi. Daha önce bundukları ülkelerdeki devlet ve hükümet yetkililerince kovulan European Nickel şirketi, bizde ise ancak halk tarafından kovuldu.

Sonrasında ise giderayak yapılan İngiliz oyunu ile halkı kandırabilmek için yeni bir senaryo sahneye konulmak istendi. Şaibeli bir ihale ile Çaldağı’ndaki maden şirketi bir Türk firmaya devredildi Ama bu oyun da tutmayınca, şimdi ise “ÇED raporunda değişiklik yapılacak” diye bir başka oyun daha sahneye koyulmaya çalışılıyor.

İlgili yazı için tıklayınız: Yeni Şirket Ancak 6 Ayda Ortaya Çıktı


Metin Sert
1959 yılında Manisa’nın Turgutlu ilçesinde dünyaya geldi. Çevre sorunları ve ekoloji mücadelesi ile ilgisi 1997 yılında Leylek Çayı‘nın akibeti ve bazı çocuk ölümlerini araştırarak başladı. Bugün başta Turgutlu Çaldağı’ndaki nikel madenciliği ve diğer çevresel tehditlere karşı mücadele yürüten TURÇEP YK üyeliği ile ayrıca EGEÇEP ve Ekoloji Birliği'nde de YK üyeliği görevlerinde bulundu.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top