Buradasınız
Ana Sayfa > Ekoloji > Bakan Eroğlu 4ncü soruya neden cevap veremiyor?  | Metin Sert

Bakan Eroğlu 4ncü soruya neden cevap veremiyor?  | Metin Sert

Dünya’da ilk defa uygulanmak istenen bir madencilik projesi için İngiliz European Nickel şirketinin dayatması sonucu Tıurgutlu Çaldağı’na konuşlandırılan vahşi madencilik ne anlama geliyor? Nikel madenciliği sektöründe sülfürik asit yönteminin dünyada uygulanabilir hale getirilebilmesi için Türkiye bir laboratuar, halkımız da kobay mı yapılmak isteniyor?

Soru önergesine verilen cevabın düşündürdükleri – 2

Önceki dönem Çevre ve Orman Bakanı olan Prof. Veysel Eroğlu’nun Turgutlu Çaldağı hakkındaki CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören‘in soru önergesine verdiği cevaplarla ilgili yazının ikinci bölümü de “Soru önergesine verilen cevabın düşündürdükleri-2” başlığı altında inceleyelim.

Birinci bölümde, Çaldağı’ndaki maden işletmesi için izinlerin neden ve nasıl verildiğine ilişkin AKP’li Turgutlu Belediye Başkanı Serhat Orhan’ın aralarında geçtiğini söylediği, ama Bakan Eroğlu’nun “aramızda böyle bir konuşma geçmemiştir” diye cevaplandırdığı “yabancı baskısı konusu”nu gündeme taşımıştık.

Bu incelemeyi okumak için tıklayınız: Hangisi doğru, hangisi yalan?

Bu ikinci bölümde ise, ilki kadar önemli ve çok vahim olduğuna inandığımız bir başka ilginç ayrıntıyı daha büyüteç altına yatırıyoruz. Bu konu da; Turgutlu Çaldağı’nda uygulanmak istenen sülfürik asit liç usulü ile açık nikel işletmeciliğinin “dünyada ilk kez denenmek istenen bir proje” olup olmadığı konusu.

Bu konu belki ilk bölümde gündeme taşıyarak paylaşmak istediğimiz konudan bile daha önemli ve vahim bir konu sayılabilir. Bu nedenle de söz konusu soru önergesinde cevaplandırılması istemiyle sorulan 6 sorudan en önemlisinin 4ncü soru olduğunu söyleyebilmek mümkün. Ama bu kadar önemli bir soruya cevap verilebildiğini söyleyebilmek mümkün değil.

İşte bu konuyu ve bu soru ile verilen cevabı şimdi büyüteç altına yatıralım…

Soru önergesi ve Bakan Eroğlu’nun cevabını görmek için tıklayınız: Soru önergesine verilen cevap

SORU ÖNERGESİNDE İSTENEN CEVAP VE BİLGİ NE?

SORU 4’ün açılımı:

  • Kanada’ya nikel maden işletmelerini incelemek üzere bir heyet gönderilmiş midir? Gönderilen heyette kimler yer almıştır?
  • Heyet Kanada’da açık yığın liç usulü ile üretim yapan hangi maden işletmelerini incelemiştir?
  • Bu heyet nasıl bir rapor düzenlemiştir? Bu raporu bizlere de vermeyi düşünüyor musunuz?

Verilen cevap ise sadece şöyle: “Bakanlığımda görev yapan konunun uzmanı personelden oluşan bir heyet tarafından gerçekleştirilen Kanada seyahatinden sonra düzenlenen rapor dikkate alınarak….” şeklinde, iki cümleyi bile tamamlamayan bir açıklama ile Çaldağı için şirketin talep ettiği iznin nasıl verildiği belirtiliyor.

Peki siz sorulan soruya yönelik verilen bu cevaptan tatmin oldunuz mu? Olmanız mümkün değil, çünkü ortada verilmiş bir cevap yok zaten. Sadece cevap veriyormuş gibi yapılıp konu geçiştirilmeye çalışılıyor.

“Sülfürik asit liç yöntemi ile açık nikel maden işletmesi” gibi bir projenin “dünyada ilk defa” Türkiye’de uygulanması için NEDEN izin verildiği ÇED raporundan yapılan alıntılarla neredeyse 1 sayfaya yakın anlatılıyor, ama önergedeki 4. sorunun içerdiği sorulara ise asla cevap verilmiyor.

Bu Kanada seyahati ve bu seyahati gerçekleştirenlerin adlarından vaz geçtik diyelim hadi, bu heyetin düzenlediği ve BU KADAR VAHİM BİR KARAR alınmasına neden olarak gösterilen söz konusu rapor neden verilmiyor, söz konusu şirketin adı neden söylenmiyor?

İddiamız ne?

İddiamız şu: Soru önergesine verilen cevapta, 4ncü soruya verilmiş hiçbir cevap yok. Çünkü Bakan Eroğlu’nun verebileceği bir cevap yok! Çünkü ortada ne Kanada’da incelenecek sülfürik asit liç usulü ile açık maden işletmesi var, ne de bu işletmeyle ilgili düzenlenmiş böyle bir rapor var! Dolayısıyla 4. sorunun cevabı olmadığından, sadece cevap veriliyormuş gibi yapılıp 1 sayfa boyunca ÇED raporu savunuluyor.

CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören Çaldağı’ndaki cehennem çukurunu incelemede

Sorularımızı daha anlaşılır hale getirerek verilen cevapları inceleyelim:

1 – Söz konusu seyahatte Bakanlığınızın uzmanlarından oluşan heyetin incelediği Kanada’daki sülfürik asit liç usulü ile açık nikel madeni işletmesi yapan şirketin adı nedir?

Verilen cevap yok! Çünkü verilebilecek bir cevap yok. Çünkü ortada zaten böyle bir şirket yok.

2 – Söz konusu Kanada seyahatini yaparak incelemede bulunan ve söz konusu raporu düzenleyen heyet kimlerden oluşmuştur?

Verilen cevap yok! Çünkü verilebilecek bir cevap yok. Çünkü ortada zaten böyle bir heyet yok.

3 – Bu heyetin düzenlediği bu raporu görüp incelememiz için bize de verir misiniz?

Verilen cevap yok! Çünkü verilebilecek bir cevap yok. Çünkü ortada zaten böyle bir rapor yok.

4 – Soru önergesinde yer alan 6 sorudan 5 tanesine net cevaplar verilirken, çok özel anlam da taşıyan 4. sorunun cevabı neden yok?

Çünkü olmayan bir şirketin adı da olmaz. Olmayan bir şirketi denetleyen heyet de, bu heyetçe düzenlenmiş rapor da olmaz…

Dolayısıyla soru cevaplanmamış, cevaplanmış gibi yapılıp yine her şey bir “olup-bittiye getirme” çabası ile halledilmeye çalışılmış.

Bu iddialarımızı neden mi ortaya koyuyoruz? Gayet basit.

Çünkü, dünyanın hiçbir ülkesinde “sülfürik asit liç usulüyle açık nikel maden işletmesi” yok! Çünkü, bu projeye bugüne kadar dünyanın hiçbir ülkesinde izin verilmedi! Çünkü, bu proje dünyada ilk defa Türkiye’de, Turgutlu Çaldağı’nda uygulanmak isteniyor!

Peki, bu iddialarımızı nerelere dayandırıyoruz?
1- Eğer bu proje dünyanın başka ülkelerinde de uygulanan bir madencilik yöntemi ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanı, kendi uzmanlarından oluşan heyet tarafından incelendiğini söylediği böyle bir şirketin ismini verebilirdi. Tabii olmayan böyle bir işletmenin adı da olmaz.

2- 7 yıldan beri ısrarla sorduğumuz halde, İngiliz European Nickel şirketinin önce Boshorus adı ile kurulan, sonra isim değişikliği yaparak Sardes adı ile Çaldağı’nda bu projeyi uygulamak isteyen şirket tarafından böyle bir işletmenin var olduğunu kanıtlayabilmek için dünyanın her neresinde ise orası gösterilebilirdi. Ama 7 yıldan beri böyle bir adres gösteremediler.

Bu proje şu anda dünyada sadece 2 yerde uygulanmak isteniyor: Birincisi Turgutlu Çaldağı, ikincisi de Filipinler’de Acoje. Acoje de zaten European Nickel şirketi tarafından ‘projenin amiral gemisi’ olarak ilan edilen Çaldağı’nı izliyor.

3- Sülfürik asit liç usulüyle açık maden işletmesi dünyada sadece European Nickel şirketi tarafından uygulanmak istenilen bir projedir. Zaten bu şirketin kuruluş ve varlık nedeni de nikel madencilik sektöründe böyle bir projenin uygulanabilmesi içindir, bu şirket zaten böyle bir proje uygulamak amacıyla kurulmuştur. Dünyada nikel madenciliğinde “sülfürik asit liç usulüyle açık nikel maden işletmesi” projesini uygulamak isteyen bir başka şirket daha bu nedenle yoktur. Dolayısıyla, sülfürik asit liç usulüyle açık nikel maden işletmesi sadece İngiliz European Nickel şirketi projesidir.

4- European Nickel şirketi tarafından “sülfürik asit liç usulüyle açık nikel maden işletmesi” için hala neden “proje” deyimi kullanılıyor? Çünkü böyle bir nikel işletmesi dünyanın başka yerinde yok, bu nedenle de uygulanmak istenen şey “proje” diye tanımlanabiliyor ancak.

Fransızca kökenli bir kelime olan “proje” kelimesinin Türkçe’deki karşılığı “tasarı” demektir ve bir amacı gerçekleştirmek için tasarlanmış, ancak henüz girişim aşamasında olan bir iş veya eylemi anlatmak için kullanılır. O zaman eğer Türkçe düşünüp de konuyu incelersek, sülfürik asit liç usulüyle açık nikel maden işletmesinin sadece bir tasarı halinde olduğu ve dolayısıyla da dünyanın hiç bir bölgesinde uygulanabilirliğinin henüz olmadığını anlamamız mümkün olabilir. Dolayısıyla böyle bir işletme eğer dünyanın başka yerlerinde var olsaydı, o zaman European Nickel şirketi tarafından sülfürik asit liç usulüyle açık nikel maden işletmesi için “proje” deyimi kullanılmazdı.

5- “Sülfürik asit liç usulüyle açık nikel maden işletmesi” dünyanın başka yerlerinde veya ülkelerinde olsaydı eğer, o zaman European Nickel şirketi, Turgutlu Çaldağı’nı “projenin amiral gemisi” ilan etmez, böyle tanımlamazdı.

6- “Sülfürik asit liç usulüyle açık nikel maden işletmesi” dünyanın başka yerlerinde veya ülkelerinde olsaydı eğer, European Nickel şirketinin kurucularından, bu projenin mucidi de sayılan European Nickel Plc. Genel Müdürü Simon Purkiss, 2007 yılı Şubat ayında YASED tarafından düzenlenen “Fırsatlar ülkesi Türkiye” adlı konferans dolayısıyla görüştüğü Başbakan Tayyip Erdoğan’a Turgutlu Çaldağı’nda uygulayacakları teknolojiyi anlatırken “Dünyada ilk defa Turgutlu’da uygulayacağımız bir teknoloji” diye anlatmazdı.

23 Şubat 2007 tarihli Hürriyet Gazetesinin ekonomi sayfasında Hanife Baş imzasıyla yapılmış bu görüşme ile ilgili haberde Purkiss’in sözlerini aşağıdaki linke tıklayarak kendiniz de okuyabilirsiniz:

European Nickel PLC Genel Müdürü Simon Purkiss: “Bu teknolojiyi dünyada ilk defa Türkiye’de uygulayacağız

SONUÇ:

Bu durumda verilen soru önergesinde sorulan 4. soruya cevap veremeyen veya cevap vermek istemeyen veya cevap vermekten kaçmaya çalışan dönemin Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun yapmakla yükümlü olduğu, hatta mecbur kaldığı iki şey var:

1- Eğer varsa, kendi uzman heyetlerince incelenen Kanada’daki “sülfürik asit liç usulüyle açık nikel madeni işletmesi” yapan şirketin adını vermesi ve heyetin düzenlediği bu raporu göstermesi. Böyle bir yöntemle nikel işletmeciliği dünyanın başka ülkelerinde yapılıyorsa eğer, 7 yıldır European Nickel şirketinin gösteremediği bu adresi Bakan Eroğlu’nun göstermesi.

2- Veya bunu bize söylemek istemiyorsa, bizzat Simon Purkiss’e söyleyip, “Sen kendini bu projenin mucidi diye gösterip boşyere böbürlenme. Ben uzman heyetime dünyayı yeniden keşfettirip bu yöntemin uygulandığı yerleri tespit ettirdim. Benim Başbakanım Sayın Tayyip Erdoğan’ı kandırıp da ‘Dünyada ilk defa Turgutlu’da uygulayacağımız bir teknoloji’ diye yalan söylemeye utanmıyor musun? Senin bu yaptığın ayıp” desin. Böylece belki hiç olmazsa Simon Purkiss’e bir iyiliği dokunur, en azından Simon Purkiss dünyada kendisinden başka delilerin de var olduğunu anlayınca çalımı biraz bozulur da Çaldağı’nda caka satarak dolaşamaz.

Dolayısıyla şu soruyu hâlâ soruyor olmakta haklı değil miyiz?

“Neden Türkiye’ye ve halka yalan söylüyorsunuz?
Bu bir madencilik projesi midir, yoksa Gediz vadisinin idam fermanı mıdır?”


Metin Sert
1959 yılında Manisa’nın Turgutlu ilçesinde dünyaya geldi. Çevre sorunları ve ekoloji mücadelesi ile ilgisi 1997 yılında Leylek Çayı‘nın akibeti ve bazı çocuk ölümlerini araştırarak başladı. Bugün başta Turgutlu Çaldağı’ndaki nikel madenciliği ve diğer çevresel tehditlere karşı mücadele yürüten TURÇEP YK üyeliği ile ayrıca EGEÇEP ve Ekoloji Birliği'nde de YK üyeliği görevlerinde bulundu.
https://ekolojibirligi.org

Bir yanıt yazın

Top