Buradasınız
Ana Sayfa > Coşkun Özbucak > Her şey değişiyor…

Her şey değişiyor…

Her şey değişir. Değişmeyen değişimin kendisidir yani harekettir. Kişiler, doğa; yaşam biçimi, karakter… Dün, bugün başka biçim alabilir. Yarın da daha farklı olabilir.

 Kişiler hakkında değerlendirme yaparken “değişti, eskiden böyle değildi” diyebiliyoruz. Değişmiştir çünkü zaman ve şartlar da değişti. Değişimin olumlu mu olumsuz mu olduğu önemli.

Doğa da değişiyor. Kendini yeniliyor. Ağaçlar yıkılıyor, çürüyor, toprak oluyor. Yıkılan ağaçtan yeni ağaçlar da büyüyebiliyor. Irmak yatakları zamanla değişiyor. Deniz kıyıları, ırmakların alüvyon getirip getirememesine göre değişiyor. Bu değişimler, canlı yaşamına da etki ediyor. Birbirini etkileyerek zamanın şartlarına uyum sağlanabiliyor.

 Doğanın kendi kendine yenilenmesi ile değişime uyum sağlamak kolay. Her şey zincirin halkaları gibi birbirine bağlı. Halkalarından biri koptuğunda denge bozuluyor. Bu bozukluğun nedeni insanlar aracılığıyla olduğunda doğanın kendi kendini yenileme olanağı ortadan kalkıyor.

 Bir toprak kayması olabilir ama orada yaşam yeniden oluşuyor. Taş ocağı nedeniyle verilen zarar sonrası yaşam yeniden oluşamıyor. Yıldırım düşmesi sonrası orman yangınları olabiliyor. Orman zamanla kendini yeniliyor. Ancak bu orman yangınını insanlar çıkarmışsa orman kendini yenileyemiyor çünkü kısa zamanda yanan yerler ranta açılıyor, her yer betonlaştırılıyor.

Doğaya insan müdahalesinin boyutu büyüdükçe zarar da büyüyor. Maden sahalarının fotoğrafları incelendiğinde bu gerçek daha iyi anlaşılacak.

Balıkesir Balya’da 100 yıl önce işetilmiş bir maden sahasını görme olanağım oldu. Ekoloji Birliği Yürütme Kurulu Toplantısı‘nı Çanakkale’de yapmıştık. Çanakkale ve Balıkesir köylerinde maden çalışması girişimi olan yerlerdeki direnişleri ziyaret ettik. Sonra da Fransızların işletip terk ettikleri Balya’daki alanı gezdik. Büyük bir alan, yanında küçük bir dere var. Derenin suyu kıpkırmızı akıyor. Alanın hiçbir yerinde ot bile büyümemiş. Toprak; rüzgar ve yağmurun etkisiyle kum haline gelmiş. Alanı gezerken birden rüzgar çıktı. Ortalık toz duman oldu. Çevre tamamen tozla kaplandı. Burada doğaya insan müdahalesi olmuş, kendi kendini yenileme olanağı kalmamış.

Balya’da madencilik yapılan bölge hâlâ böyle ve 100 yıldır tek bir ot bile bitmiyor!

Son yirmi yıldır patlayan maden sahaları (hem de siyanürle ayrıştırma yapılan) işleri bittikten sonra Fransızların bırakıp gittiği alan gibi olacak. Zehirlenen toprak kendini yenileyemeyecek. Her şey değişir dedim ya buralar da kullanılmaz olarak değişecek.

Tüm maden sahaları aynı olacak. Fatsa’yı da bekleyen tehlike bu.

Var olan saha yarın için büyük tehlike. Alan büyütülmek isteniyor. Başka yerlerde sondajlar var. Bir bütün olarak bakıldığında yarın yaşanmaz bir bölge olarak Balıkesir Balya’daki gibi gelecek nesillere “kötü örnek” bölgeleri için gösterilen – anlatılan yer olacak.

Balıkesir Balya maden sahası gibi olmasını istemiyorsak daha fazla duyarlılık, mücadele şart. Tercih bize kalmış.

Coşkun Özbucak
Coşkun Özbucak
1958 yılında Ordu’da doğdu. Öğretmenliği süresinde kurucu başkanı olduğu Eğitim-Sen'de başkanlık ve yöneticilik yaptı. Mitinge Karşı Miting, Üzülme Güneş Yeniden Doğacak, Ordu’dan İnsan Manzaraları ve Dilek Ağacı adlı kitapları bulunuyor. Uzun yıllardır ekoloji mücadelesi içinde aktivist olarak yer aldı. ORÇEV YK üyeliği yanı sıra Ekoloji Birliği YK üyesi olarak da görev yapmayı sürdürmektedir.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top