Buradasınız
Ana Sayfa > Coşkun Özbucak > Bolaman Havzası Projesi

Bolaman Havzası Projesi

Ne zaman “yatırım-kalkınma-gelişme” sözcüklerini duysam kuşkulanırım. Bu sözcükler bilinçaltında yatan “geri kalmışlık- yoksunluk” psikolojisinin de dışa vurumu oluyor aslında.  Neredeyse kaldırım yaparken bile “bu hizmet ilimizi uçuracak” denecek!

Geçiş garantisi verilen köprü-yol-tünel yaptırılıyor, “gelişiyoruz” deniyor. Hasta garantisi verilen şehir hastaneleri yaptırılıyor, “sağlıkta dev adımlar” deniyor. Gökyüzünde leylek gördüklerinde ekonomik olarak uçtuğumuz sanılıyor.

Yerli-yabancı sermaye grupları doğayı, yaşam alanlarını yok edip ceplerini doldururken de “kalkınmadan” söz ediliyor. Yaylaya iki otel yapılıyor (betonlaşma ayrı tartışma) turizm patlayacak, yöre insanlarına yeni ekonomik kazanç yolları açılacak deniyor. Bu tür örnekler çoğaltılabilir.

“Ölü yatırım” kalkınma, gelişme olarak görülüyor. Çünkü ülke olarak gelir getiren yatırımları unuttuk. Satıyoruz, garantili siparişler veriyoruz. Hasta, öğrenci; yoldan geçen yolcu-araç müşteri olarak görülen bir sistemde kalkınma-gelişme anlayışı da değişti.            

Karayolu üzerindeki yaya üst geçitlerinde (yaya üst geçitleri kullanılmıyor. Asansörlü ve yürüyen merdivenli yaya üst geçitleri yapılmıyor.) Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından övünerek, “Bolaman Havzası Islah Projesi ile ilçeler kalkınacak, Ordu kazanacak” pankartı asılmış. “İlçelerimiz kalkınacak” vurgusu ile ilgi uyandırmak, gerçekleri gizlemek için yapıldığı izlenimi veriyor.

Bolaman Irmağı boyunca var olan ilçeler en çok göç verenler arasında. Bu projede yoksulluğu giderecek, insanlara iş ve aş sağlayacak ne var? Irmak boyunca yapılacak “düzenleme” ile nelerin olacağını OBB Başkanı Hilmi Güler şöyle özetliyor: “Bu çalışma ile havza üzerinde bulunan derelerde kirlilik, evsel ve katı atık yönetiminde yetersizlik, bitkisel ve hayvansal üretimde azalma, doğa turizmi ve geleneksel turizmde planlama ve uygulama eksikliği, ormanlar başta olmak üzere doğal kaynakların kullanımda eksiklik, susuzluk, sel, heyelan ve taşkınlar, kırsal göç gibi problemler ortadan kaldırılacak.”

 Sayılan işlerin büyük bölümü belediyelerin yapması gereken olağan görevler. Farklı olan “turizm ve tarım” sözcükleri var ki, bu konuda her zaman her yerde olduğu gibi şirketler pazar elde edecek. Bu ırmak üzerinde şu an bulunan HES’ler ve taş ocakları dışında proje aşamasında olan HES’lerin ve taş ocaklarının olduğunu biliyor musunuz? Suyun 49 yıllığına HES şirketlerine verildiği bilindiği halde “kalkınma projesi” olarak sunulması dediğim gibi “algı operasyonundan” başka bir şey değil.

Bu projede vurgulanan, “derelerde kirlilik, evsel ve katı atık yönetiminde yetersizlik… susuzluk, sel, heyelan ve taşkınlar” giderilme çabası önemli. Ancak “kırsal göç gibi problemler ortadan kalkacak” iddiası hayalci. Derede yapılacak düzenlemenin “göç” gerekçesini ortadan kaldırabileceğini söylemek abartılı bir iddia olarak kalır o kadar. Hizmet yapmak ayrı, yapılanı abartıp süsleyerek olumsuzlukları da gizleyerek “kurtuluş” olarak sunmak ayrı. Atık suyun ve çöpün dereye atılmasını önlemek bir hizmettir. Tüm dereler kurtulmalı bu kirlilikten. Bunu yapacak olan da başta belediyelerdir.

“Kalkınma-gelişme-yatırım” sözcükleri gerçek anlamlarında kullanılsa da sevinsek.

Coşkun Özbucak
Coşkun Özbucak
1958 yılında Ordu’da doğdu. Öğretmenliği süresinde kurucu başkanı olduğu Eğitim-Sen'de başkanlık ve yöneticilik yaptı. Mitinge Karşı Miting, Üzülme Güneş Yeniden Doğacak, Ordu’dan İnsan Manzaraları ve Dilek Ağacı adlı kitapları bulunuyor. Uzun yıllardır ekoloji mücadelesi içinde aktivist olarak yer aldı. ORÇEV YK üyeliği yanı sıra Ekoloji Birliği YK üyesi olarak da görev yapmayı sürdürmektedir.
https://ekolojibirligi.org

Bir cevap yazın

Top